Türkiye Ankara İçişleri Siyaset Kulisleri Haber ve Yorumlar

Seçimi az farkla kaybederse iktidarı bırakmayabilir

“Tekrar seçilmeyi az farkla kaybederse iktidarı bırakmaya gönüllü olmayacağına karşı hazırlıklı olmalıyız.”
Bu cümleyi günlerdir YSK’nın İstanbul seçimini iptali ardından CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun AK Parti lideri ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a atfen kurduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Bu cümleyi ABD muhalefeti Demokratik Partinin ağır toplarından, Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, 4 Mayıs günkü New York Times mülakatında Başkan Donald Trump için kurdu. Pelosi, iktidara seçimle gelen Trump’ın iktidardan seçimle gitmeyi kendisine yedirmeyeceğini, 2020’de ikinci dönem başkanlık seçimini eğer az farkla kaybederse mızıyacağını, dolayısıyla Demokratların açık farkla bir zafer kazanmak için var gücüyle çalışmaları gerektiğini söylüyordu.
YSK’nın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli’nin günlerdir devam eden öfkeli ısrarı ardından, toplumu ikiye bölen bu karara 7 üyesin katılıp 4’ünün bu baskı ortamına karşın ret oyu vermesi dahi kararın kolay alınmadığını gösteriyordu: 31 Mart İstanbul seçimi sonucu iptal edilmişti, 23 Haziran’da tekrarlanacaktı.
Batı dünyası haberi “Türkiye’de demokrasi bitti” iddiasıyla verdi. CHP ve İYİ Parti yönetimleri hemen toplandı. CHP bünyesinde kimileri sokağa dökülmeyi, seçimi boykot etmeyi düşünüyorken, kimileri bunun pes etmek anlamına geleceğini düşünüyor, İstanbul yarışını önde bitiren Ekrem İmamoğlu ise “Daha farklı kazanacağız” iyimserliğinde konuşuyordu. Bunda kendiliğinden sokaklara dökülmeye başlayan seçmenini sakinleştirmeye çalışmasının da payı vardı. YSK kararıyla psikolojik üstünlük mağdur konumundaki İmamoğlu’na geçti.
YSK kararını ilk duyuranın YSK’daki dört parti gözlemcisi arasındaki MHP’li üye olması dikkat çekiciydi. Adeta toplantı dışına, bu sonucun alınmasına imza atar havada yayınlanmış Twit mesajlarıyla öğrendi Türkiye iptali.
Daha iki saat önce, Bahçeli’nin spor arabasının direksiyonunda keyifle Ankara turu atmasının görüntüleri yayınlanmış, kimse bu işe bir anlam verememişti. Çünkü ondan bir süre önce Abdullah Öcalan’ın avukatlarının yıllardan sonra 2 Mayıs’ta kendisiyle görüştürüldüğü açıklaması yapılmış, duyanların ilk tepkisi, Erdoğan’ın “kızgın demiri soğutalım” demesine dahi tepki gösteren Bahçeli’nin herhalde küplere bineceği olmuştu. Öcalan’ın kendisi için yapılan açlık grevlerinin bitirilmesi ve Suriye’de diyalog telkin eden açıklaması ile Bahçeli’nin Mustang keyfinin görüntüleri sosyal medyada aynı sırada yayılıyordu. Yine aynı sırada, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile görüşüyordu. Görüşülen konuların başında ABD ile Rus S-400 füzeleri nedeniyle yaşanan kriz ve bu nedenle Türkiye’ye F-35 uçakları verilmezse ortak NATO savunmasının göreceği zarar da vardı.
Tam da AK Parti İstanbul adayı, son başbakan Binali Yıldırım’ın son günlerde PKK saldırılarının, şehit haberlerinin arttığını söylediği gün PKK lideriyle avukatlarının –hem de 4 gün önce- görüştürüldüğünün açıklanmasının, HDP oylarını cezbetmek için bir taktik olup olmadığı tartışıldı. Ancak HDP’den gelen bir açıklamada YSK kınanıyor, iktidarın baskısıyla “zerre kadar demokratik meşruiyeti olmayan” bir karar aldığı söyleniyordu. Yani ABD Suriye koordinatörü James Jeffrey’in Ankara temaslarından bir gün sonra İmralı’da gerçekleşen görüşme eğer oy toplama amacıyla yapılmışsa da ters tepmiş görünüyordu.
Erdoğan ve Bahçeli’nin, CHP ile İYİ Parti arasına HDP çomağı sokarak ayırmak isteği de böylece ters tepmiş olabilir. Akşener zaten daha önce YSK’yı seçim sonuçlarını tanımaya çağırmıştı; şimdi İstanbul seçimlerine CHP ile birlikte daha sıkı sarılabilirler. Erdoğan’ın Kızılcahamam Kampında AK Parti’yi beraber kurup yol yürüdüğü pek çok arkadaşını ihanetle suçlaması, Saadet Partisini yerden yere vurması, Abdullah Gül, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu gibi isimlerin Erdoğan’a karşı olduğunun artık ortaya çıkması, ekonomik krizin derinleşmesine karşın Hazine ve Maliye Bakanı damadı Berat Albayrak’a toz kondurmaması gibi gelişmeler de yeniden yapılacak İstanbul seçimin sonucunu etkileyebilir.
Erdoğan-Bahçeli ikilisi YSK üzerine iptal baskısı kurarak, YSK da bu baskıya boyun eğerek iyi bir şey yapmadılar. Öte yandan, muhalefetin adil seçim bir yana, Erdoğan-Bahçeli ikilisinin artık öne sürecekleri bir gerekçe kalmadı; YSK’dan istedikleri kararı aldılar. Bu koşullar altında İstanbul seçimini yeniden İmamoğlu kazanırsa, Erdoğan-Bahçeli ikilisinin aldığı yenilgi katmerlenecek, İmamoğlu ve muhalif cephe daha da güçlenecek. Bu koşullar altında kazansalar kendilerine ne hayrı dokunacak? O da ayrı konu.

“Seçimi az farkla kaybederse iktidarı bırakmayabilir” için 3 yorum

  1. NATO toplantısı Çankaya köşkünde yapılmış.Küçük bir oda da yapılması notu resimle betimlenmişti,

  2. Murat Bey, öncelikle emeğiniz ve değerli incelemeniz için çok teşekkürler. Senelerce her sabah ilk okuduğum köşe yazarının artık günün herhangi bir zamanında insanın karşısına yeni değerlendirmelerle çıkması güzel bir duygu.

    Öcalan ile avukatlarının görüştürülmesinin asli nedeni kamuoyundaki genel tahminler doğrultusundaysa yani AKP’nin Kürt oylarını kazanmak için attığı bir adımsa, kendisi açısından epey riskli bir seçenek. Sizin belirttiğiniz gibi ters tepme olasılığı da var.

    Gene bahsettiğiniz gibi muhalefet arasında bir mesele çıkartmaksa o da şimdilik zor görünüyor.

    Bu adımın mesele çıkaracağı adresler belli: Cumhur İttifakı bileşenleri ve HDP bileşenleri.

    Cumhur İttifakı içinde çıkabilecek mesele iktidar için kayıp yaratabilecekken, HDP safında çıkabilecek mesele iktidara puan getirmez. Yaklaşık 4 yıldır yükselen bir ivmeyle sürdürülen politikayı bir buçuk ayda Kürt tabanın hafızasından silmek olanaklı durmuyor.

    Bu adımın geleceği ve hedefleri için de sizin önümüzdeki dönem analizlerini bekliyor olacağız.

    Yazınızın sonu, 23 Haziran’ın sonuçlarına dair bugün gördüğüm en gerçekçi ifadelerden biri:

    “Bu koşullar altında kazansalar kendilerine ne hayrı dokunacak? O da ayrı konu.”

    Bu ülke ve bir gün kavuşacağımız demokrasimiz için yazmaya, üretmeye devam ediniz lütfen.

    Elbet bir gün her şey çok güzel olacak. Sevgilerle…

Bir Cevap Yazın