Avatar

Gazeteci-Yazar

Çok şey anlatan bir fotoğraf. 15 Kasım, Lefkoşa Hastanesi açılışı. İktidara ortak olanlar çoğalıyor ama seyirci azalıyor; seyirciler sahnede. (Foto: Cumhurbaşkanlığı)

Tek parti iktidarı döneminde, 1944’te Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’a atfedilen sözdür: “Milliyetçilik lâzımsa bunu biz yaparız. Komünizm gerekirse onu da biz getiririz.” Benzetmek gibi olmasın, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 17 Kasım konuşmasını dinlerken Tandoğan aklıma geldi. Hayır kovid önlemleri nedeniyle değil, reform konusunda söyledikleri nedeniyle. Erdoğan adeta “Muhalefet lazımsa, onu da biz yaparız, muhalefet partilerine ne?” diyor gibiydi.
Nitekim konuşmasında bunu neredeyse apaçık söyledi de: “Zihniyet olarak tek parti devri faşizminden bir adım öteye geçememiş olanlar, bizim değişim ve reform başarılarımızın ürünü olan sonuçları dahi tabu hâline getirmeye çalışıyor”. Erdoğan CHP’ye “Size ne oluyor, eleştirilecek bir şey varsa, onu da ben eleştiririm” demek istiyor.
Erdoğan AK Parti’nin 18 yıllık iktidarında “reform gündeminden hiç kopmadığını” söyledi aynı konuşmada. O zaman ekonomi, siyaset ve hukukta reform adımları atma ihtiyacı nereden çıktı, eğer AK Parti reform gündeminden hiç kopmadıysa. Seçim mi yapıldı? Yönetim mi değişti? Sadece Covid-19 etkisi mi? Tabii ki değil.

Kendi bindiği reform dalını kestikten sonra

Erdoğan bir yandan reformdan kopmadık sözüyle reform ihtiyacındayız sözü arasındaki çelişkiyi “ortaya çıkan yeni şartlarla” açıklıyor.
Oysa birincisi salgın sadece Türkiye’yi değil, bütün dünyayı etkiledi. Ve eğer Cumhurbaşkanı Haziran ayında bütün uyarılara rağmen hastalık bitmiş gibi önlemleri bir anda kaldırmamış olsaydı, Nisan-Mayıs aylarındaki görece başarı sürdürülebilecekti.
İkincisi ise koronavirüs vurmadan önce de ekonomi iyi durumda değildi ve 2002-2005 sürecinde (CHP’nin işbirliği sayesinde) atılmış reform adımlarının çoğu geri alınmıştı bile. 2010’da Fethullahçıların desteğiyle 2013’de Gezi protestolarına tepki olarak, 2015’te diyalogun bitmesiyle PKK’ya tepki olarak, 2016’dan sonraysa 15 Temmuz darbe girişimi ardından OHAL sürecinde reform adımları birer birer geri alındı.
“Ortaya çıkan yeni şartlar” bütün bunların bileşkesidir. Sadece Covid ile ya da Albayrak’ın istifasıyla saklanamaz hale gelen ekonomik başarısızlığa bağlanamaz. Erdoğan yönetimindeki AK Parti iktidarları kendi reform adımlarını birer birer geriye almasından kaynaklanan sorunlarla boğuşuyor şu anda, gerçek budur. Kadınların haklı tepkisi olmasa, kendi getirdiği kadına şiddetin önlenmesi sözleşmesinin iptali için dahi nabız yoklamadı mı AK Parti?

Adalet reformu dendiği sırada olanlar

Erdoğan Adalet reformu sözü vermeden biraz önce haberlerde suç örgütü lideri Alaatin Çakıcı’nın CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na ağıza alınmayacak hakaretlerle yazdığı tehdit mektubu vardı. Daha önce, üstelik hapisteyken Erdoğan’a da hakaret eden mektup yazmış olan Çakıcı’nın infaz yasasıyla serbest kalmasını sağlayan da Erdoğan’ın iktidar ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli olmuştu.
Bakalım Albayrak gider gitmez Osman Kavala’yı (bugün 1113 gündür) hapiste tutan yargı mensuplarının dosyasını incelemeye alan Adalet Bakanı Abdülhamit Gül bu konuda adım atacak mı? Yoksa reformda ilk adım bu tehditleri ifade özgürlüğü saymak mı?
Yine aynı gün, 2017’de Diyarbakır’da Nevruz kutlamasına giderken sırtından vurulan Kemal Kurkut davasında yargılanan polis memuru Y.Ş., elinde tabancayla vurulma anında fotoğrafı çekilmiş olduğu halde “delil yetersizliğinden” beraat etti. Avukatının söylediğine göre savcı “kazadır” diyormuş.
İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na astığı afiş nedeniyle soruşturma açılıyor, İzmir belediye Başkanı Tunç Soyer’e “deprem konusunda konuşma yasağı” getiriliyor. Muhalefet susturulursa, eleştiri yapma özgürlüğü de Cumhurbaşkanında olacak, öyle mi?

Erdoğan samimi değil veya mutfakta biri var

Bir süre öncesine dek Erdoğan’ın yakın çevresinde bulunan araştırmacı İbrahim Uslu, 18 Kasım’da Gazete Pencere’deki yazısında iktidarın reform söylemine tabanda “güvensizlik” söz konusu olduğunu söylemiş. İlk yapılması gerekenin “hatalar yapıldığını kabul edip” bu hatalardan derslerin çıkarıldığını “seçmene ispat etmek” olduğunu da yazmış.
Bana kalırsa bütün bu gelişmelerde ABD’de Joe Biden’ın seçilmiş olmasının da payı var. Erdoğan’ın “dünya değişiyor” demesi sadece Covid değil. Ekonomiyi toparlamanın yolunun ABD ve AB ile yeni bir ilişki zemini bulmaktan geçtiğini nihayet gördü. Ama söz verdiği reformları Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen Erdoğan-Bahçeli icadında yapıp uygulaması mümkün değil; güçlü Meclis, bağımsız yargı ve bağımsız basın gerekiyor.
Dolayısıyla ya Erdoğan reform sözlerini dostlar alışverişte görsün kabilinden söylüyor, bir yandan bildiğini okuyor, yani samimi değil. Ya da reklamlardan aldığımız yaygın deyimle “mutfakta biri var” ve ortalığı karıştırıyor. Birkaç yıl öncesine dek mutfakta Fethullahçılar var dediğimizde kötü kişi oluyorduk. Şimdi anlaşılan başkaları var. Şimdi Erdoğan’ı “kandırma” sırası onlarda. İnanıyorsanız eğer.