Ekonomi

Erdoğan 17 Mart’ta siyaseten faiz artırımına gider mi?

Erdoğan Türkiye’nin Rusya-Ukrayna Krizinde diplomatik olarak öne çıkışını ekonomik avantaja çevirbilir ama siyaseten bunu yapabilecek mi? (Foto: Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan aslında siyaseten de ekonomik olarak da ne yapması gerektiğinin gayet iyi farkında.
Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı ardından Türkiye’nin diplomasi sahnesinde öne çıkışını ekonomik olarak lehine çevirmesi, hatta bunu önümüzdeki seçimlerde oya tahvil etmesi umuduyla ilk aşamada atması gereken iki basit adım var.
Öncelikle Merkez Bankası Para Politikası Kurulunun 17 Mart toplantısında faiz artırımına gitmesine izin verebilir örneğin. Bu dönüşü Rusya-Ukrayna Krizi nedeniyle yaşanan dış nedenlere bağlayarak açıklayabilir. Böylesi bir adıma iç ve dış piyasalar olumlu tepki verecek, hatta Erdoğan’ın Ortodoks, geleneksel ekonomi hattına döndüğünü zannedecek, inanmak isteyenler olacaktır.
İkincisi mahkemelerin fikir değiştirip örneğin Selahattin Demirtaş olmasa bile Osman Kavala’yı, hemen tahliye edilecek bir cezaya çarptırmasına ses çıkarmayabilir. Bunu da daha geçenlerde “Bize karışamaz” dediği AİHM kararlarına uymak zorunda olduğunu söyleyerek bile izah edebilir.

Faiz artırımına siyaseten gider mi?

Sadece bu iki adım bile Batı’da bize naif gelecek bir umuda yol açabilir. Neticede Rusya’dan çekilen paranın bölgemizde bir yerlere gitmesi lazım. Türkiye’ye gelme ihtimali böylece yükseltilebilir, değil mi? Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati boşuna mı Londra’da para arayışında?

Üstelik Erdoğan’ın çevresinde sadece ona ne yaparsa yapsın hak verenler değil -sayıları giderek azalsa da- bunları yaparsa rahatlama sağlayacağını düşünenler de var. Hatta ileri gidip ekonomide yapısal reformların gerektiğini dile getirenler de.
Erdoğan faiz artırımına onay verse dolar kuru düşebilir örneğin. Bu da Hazine’nin 24 Mart’ta ilk üç aylık süresi dolacak Kur Korumalı Mevduat hesaplarına yapılacak geri ödeme miktarını düşürebilir. Bunun enflasyon oranını düşürücü etkisi de olabilir. Yani ülke ekonomisine de geçim sıkıntısı günbegün artan halka da yarayabilir.
Ama Erdoğan faiz artırımına siyaseten onay verir mi?

Refahın tam kıyısındaymışız

Çok zor. Çünkü siyaseten faiz artırışına onay verirse 2018’den bu yana ülkeyi krize sürükleyen “faizi düşürürsem, enflasyon da hayat pahalılığı da cari açık da azalır” tezinin yanlış olduğunu kabul etmiş olur. Oysa bunun doğru olduğuna hâlâ inanıyor. Bakın dünkü kabine toplantısı ardından ne dedi Cumhurbaşkanı?
• “Kontrolü elimizde olmayan sebeplerden kaynaklanan olumsuzlukları bir kenara bırakacak olursak refah seviyesinin tam kıyısında bulunuyoruz.”
Refah seviyesinin kıyısındaymışız. Cumhurbaşkanının olumsuzluklar diye geçiştirdiği da resmî rakamla yüzde 54 enflasyon, yüzde 25’i bulan reel faiz ve yüzde 142 dış ticaret açığıdır.
Öte yandan rakipleri siyaseten “Hani Nas vardı?” diyebilirler de.

Hukuken tamam da ya siyaseten?

Aynı durum örneğin Osman Kavala ve başka siyasi tutuklular için de geçerli.
Gazeteci Sedef Kabaş’a tam içeride yattığı günü karşılayacak kadar ceza verip tahliye eden bağımsız Türk yargısı, pek ala somut hiçbir suçu görünmeyen Kavala için de aynısını yapabilir. Asıl olması gereken bu tür davaların düşürülmesi, hiç açılmamasıdır, o ayrı. Ama bu hülleye de hukuken bir mâni yok da ya siyaseten?
Erdoğan Kavala’nın da Demirtaş’ın da kendi Başkanlığına engel olma çabaları nedeniyle ibreti âlem için içeride kalmalarını istiyor. Serbest kalmaları ihtimalini siyaseten yenilgi sayıyor. Ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli de öyle.
Yoksa tam sırası.
Alternatifi, hayat pahalılığıyla mücadele ipinin ucunu bırakıp gerekirse asgari ücreti bir daha artırıp seçimi bulma, asıl kemer sıkma politikasını da seçim sonrasına bırakmaktır. Bu halkı seçimi kim kazanırsa kazansın kemer sıkma politikalarına mahkûm etmek anlamına gelir. Oraya doğru gidiyoruz maalesef.

Öte yandan Erdoğan bu tür adımları atarsa, anlayın ki durumu gerçekten, siyasi tezlerinde ısrarı bırakacak kadar sıkışık görüyor. Birkaç güne anlarız.

Murat Yetkin

Gazeteci-Yazar

Recent Posts

Türkiye’ye 3. Füze, İran’da Mücteba Vitesi ve İsrail’in Çöken Hesabı

  İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney’in ilk mesajı üzerinden bir kaç saat geçmişken Adana,…

7 saat ago

Atatürk Uluslararası Barış Ödülü: Zor Bir Dönemde Barışı Hatırlamak

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’ne layık görülmesi yalnızca sembolik bir…

9 saat ago

İç Cepheyi CHP’siz Tahkim Mümkün mü?

CHP’liler de DEM’liler de sürece “Terörsüz Türkiye” denmesini istemiyor ama bu slogan tuttu; oradan ilerleyelim.…

1 gün ago

Trabzon Şehir Hastanesi Tartışması: Zeminde Kayma Var mı?

Trabzon’da deniz dolgusu üzerine inşa edilen şehir hastanesi son günlerde farklı bir tartışmayla gündeme geldi.…

1 gün ago

İsrail Gerçekten Her İstediğini Yapabilir mi?

İsrail artık yalnızca Gazze’de, Lübnan’da ya da İran cephesinde savaşmıyor. Ölçeğini aşan çok daha geniş…

1 gün ago

Trump, İran Savaşından Çıkış Aramaya Başladı; İsrail’le Sorun Var

Aslında savaşın ilk haftasından itibaren ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’in zorlamasıyla giriştiği İran savaşından çıkış…

2 gün ago