Yetkin Report - Murat Yetkin

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

Siyasette Duyguların Rolü ve İmamoğlu

Yazar: Seda Demiralp / 30 Mayıs 2022, Pazartesi / Oda: Siyaset
Duyguların siyasetteki rolü 2023’de belirleyici olacak ve muhalefetin adayının seçmenle kuracağı ilişki seçimleri doğrudan etkileyecek. (Foto: İBB)

2023 seçimlerine ve özellikle cumhurbaşkanı adaylarının belirlenmesine giden süreçte duyguların son derece belirleyici olacağı görülüyor. Bunun en çarpıcı örneklerinden birine geçtiğimiz haftalarda şahit olduk. Muhalefetin en güçlü cumhurbaşkanı adaylarından biri olarak görülen CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Karadeniz ziyaretini takiben seçmenle yaşadığı iletişim uzun zamandır Türkiye siyasetinde görmediğimiz kadar duygu yüklüydü. Seçmen İmamoğlu’nun bu gezide bazı gazetecilerle çekilen fotoğraflarına duygusal şiddeti çok yüksek bir tepkiyle karşılık verdi. Bu haliyle, İmamoğlu’na verilen tepki sanki bir lider ve seçmenleri arasında değil de daha çok romantik bir ilişkide rastlanır türdendi.

Bu tepkilere sebep İmamoğlu’nun iktidara yakınlık besleyen gazetecilerle bir araya gelmesi değildi. Farklı siyasi görüşlerin bir arada olabildiği, birlikte oturup kalkabildiği bir Türkiye zaten muhalif seçmenin gelecek beklentilerinin başında geliyor. Seçmenin tepkisi bu isimlere özeldi ve o isimlere Türkiye’nin son yıllarda geçirdiği olumsuz siyasi dönüşümde muhtariyet atfetmesiyle ilgiliydi. İlaveten, farklı analistlerin de not ettiği gibi, servis edilen fotografların yakın plan olması ve dolayısıyla bu gazetecileri daha geniş bir grup içinde değil de İmamoğlunun yakın çevresinde gösterir olması, siyasetin sıradan bir parçası olarak değerlendirilebilecek bir durumun orantısız biçimde önemli ve özel algılanmasına yol açtı.

Gelelim bütün bunların niçin bu kadar önemli hale geldiğine. Neden bu duygu yoğunluğu? Bu duygusallık hali Türkiye seçmenine mi özel? Ve bu duygu yoğunluklu siyaset ortamı 2023 seçimleri için neler söylüyor?

Popülist Dalga

Siyasette duyguların yeri yeni değil. Özellikle son 20 yılda tüm dünyada yükselen popülist dalga, toplumların siyasi ve ekonomik yönden dezavantajlı hisseden bireylerinde biriken öfkenin bir tezahürüydü.

Popülist liderler-son yirmi yılda bu duyguya karşılık vererek ve duygu siyasetini konuşturarak oylarını artırdılar. Bu tür duygu temelli söylemleri kendilerine uzak gören anaakım partilerin yaklaşımları ise çoğunlukla soğuk ve etkisiz kaldı.

Ne var ki son yirmi yıla damga vuran toplumsal öfke dinmedi, tersine büyüdü. Popülist iktidarlar toplumlarda ağır hukusal ve ekonomik erozyonlara sebep oldular. Neticede kendi kitlelerindeki öfkeyi söndüremedikleri gibi kendilerinden olmayanlara yönelik izledikleri dışlayıcı siyasetle yeni öfkeli gruplar yarattılar. İlaveten, önce pandeminin sonra Ukrayna-Rusya savaşının etkisiyle ekonomik ve güvenlikle ilgili sorunlar arttıkça kaygı temelli duygular da ciddi bir artış gösterdi.

Duyguların regülasyonu

Özetle, bugün dünyanın pek çok yerinde seçmenler kendilerini seçeneksiz bırakılmış hissediyor ve yılgınlıkla isyankarlık arasında gidip geliyor. Protesto oyları geçtiğimiz Macaristan ve Fransa seçimlerinde görüldüğü gibi, rekor seviyelere ulaştı.

İşte tam da bu sebepten bugün Türkiye’de ve dünyada anaakım partilerin bu duyguları kapsayıp regule edebilmesi gerekiyor. Hatta bu işi popülistlerden daha iyi yapmaları ve öfkeyi yüceltmektense umutla buluşturmaları toplumsal huzurumuz için kritik bir ihtiyaç.

Yani, evet seçmen duygusal. Eskisinden daha çok hem de. CHP seçmeni de buna dahil. Bu derece duygusal seçmen tepkileri ve duygu temelli siyasal iletişim CHP geleneğinde fazla alışılmış değilse de bugünün siyasi gerçeği bu.

Bu durum, yani duyguların siyasetteki artan rolü, CHP’nin de içinde bulunduğu 6’lı muhalefet için özellikle iyi anlaşılması gereken bir husus. Nedeni şu. İdeolojik açıdan birbirinden oldukça farklı grupları bir arada tutmak, aynı anda farklı dünya görüşlerinden seçmenin oyunu alabilmek için mantık temelli argumanlar yeterli olmayabilir. Kamuoyu araştırmalarının gösterdiği gibi hala yüzde 20’lere yaklaşan bir kararsız seçmen grubu var ve bu gruptakiler hangi ittifaktan yana olmanın çıkarlarına daha uygun olacağı konusunda net değiller. İşte bu noktada, farklı seçmen gruplarında aynı lidere yönelik çekim yaratabilecek ve özellikle de hala kararsızlık içindeki seçmeni eyleme çekecek olan, şahsi olarak güven duyduğu, yakınlık hissettiği bir liderin varlığı olacaktır.

2023’de duygu siyaseti

Duygu temelli siyasetin, aday belirlemede ya da kampanya sürecinde riskli olduğunu düşünen ve daha realist bir yaklaşımı yeğ tutanlar var şüphesiz. Bu analistler İmamoğlu’nun fotoğraf krizinin, yani, bunca sevilen bir liderin bir tek fotoğrafla bunca tepkiye maruz kalışının duygu siyasetinin riskleriyle ilgili görüşleri haklı çıkardığını öne sürüyorlar. Ben biraz daha farklı düşünüyorum. Bana göre, seçmenin İmamoğlu’na verdiği güçlü hatta abartılı tepki, bu aşırı yüksek tonlu şikayet, hattın öbür ucunda kendini işitecek bir kulak olduğunu düşünmesinden ileri geliyor. O yüzden, bu tepki aslında İmamoğlu’nun seçmeniyle kuvvetli ve sağlıklı bir bağ kurmuş olduğunu gösteriyor. Bu sebepten de dün ona tepki veren, ondan uzaklaşan kitlenin aynı hızla geri döneceklerini hatta pek çok çoğunun şimdiden döndüğünü düşünüyorum. Nitekim, haftasonu Van’da gerçekleşen CHP belediye başkanları çalıştayında İmamoğlu’nun seçmenden gördüğü büyük tezahürat bu tahmini destekliyor.

Neticede, İmamoğlu aday olur veya olmaz, ama net olan bir durum var. Duygu siyaseti 2023 seçimlerinde belirleyici olmaya devam edecek ve muhalefetin cumhurbaşkanı adayı her kim olacaksa seçmenle kuracağı gönül bağı seçim sonuçlarını doğrudan etkileyecek.

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: imamoğlu

OKUMAYA DEVAM EDİN

Öncelik para bulmaksa ABD’nin Kıbrıs, Suriye, Rusya baskısı teferruat
Erdoğan yeni bir U-dönüşüne hazırlanıyor
30 Ağustos’ta Dumlupınar’da olacak, Atatürk’ü anacak mı?
  • Mekke’den Doha’ya: Orta Güçler Yeni Dünya Düzenini Şekillendirebilir mi?22 Ekim 2026
  • Bakanlar Brüksel’de, gazeteciler eylemde, konu Türkiye21 Ekim 2026
  • Dünyayı yatırım fonları mı yönetiyor? Sermayenin görünmeyen jeopolitiği21 Ekim 2026
  • Türkiye-Libya anlaşması Doğu Akdeniz’de denklemi nasıl değiştiriyor?21 Ekim 2026
  • Mekke Paktı nihayet Meclis’te. İşte kritik maddelerin analizi ve sorular20 Ekim 2026
  • Fon krizi: Bakan Yardımcısı ve SPK Başkanı gitti, soruşturma hâlâ yok19 Ekim 2026
  • AB Türkiye’yi otomotivde de dışlıyor. Ankara ne karşılık verecek?19 Ekim 2026
  • ‘Made in Europe’: AB Türkiye’yi Dışlayarak Neyi Riske Atıyor?19 Ekim 2026
  • Fransa ayakta: artık sadece Sarı Yelekliler yok, Kara Blok da sokakta18 Ekim 2026
  • Dış politikada yeni sorun olmadan Azerbaycan ile gerilim giderilmeli18 Ekim 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP