Türkiye’nin Suriye ve Irak topraklarındaki PKK hedeflerine 19-20 Kasım’da yürüttüğü Pençe-Kılıç Hava Harekâtı ardından kara harekâtı uyarısında bulunması hem ABD hem Rusya’nın alışılmadık içerikte durdurma çabalarına yol açtı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hem Vaşington hem Moskova’dan gelen tepkilere rağmen Suriye/PKK restinin arka planında dikkat çekici gelişmeler var.
Önce ABD ve Rusya’dan gelen mesajların iki ortak noktasına bakalım.
Önce Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in sözcüsü Dimitri Peskov’un, aynı 22 Kasım gününün ilerleyen saatlerinde de ABD Başkanı Joe Biden’ın sözcüsü John Kirby’nin beyanlarındaki ortak unsurlar şöyle özetlenebilir:
1- Türkiye terör tehdidi altındadır ve kendisini savunma hakkı vardır,
2- Ancak daha fazlası Suriye’yi karıştırır, IŞİD’le mücadeleyi engeller.
Bu içerikteki mesajlara Almanya’yı da katabiliriz. Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser’in 22 Kasım’da Ankara’da “Türkiye’nin yanındayız, ama tepkiler orantılı olmalı, siviller korunmalı” dedi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da İstiklal Caddesinde siviller öldürülürken orantı konuşulmadı gibi bir yanıt verdi.
Üç başkentten de Türkiye’ye bu defa ılımlı tepkilerle kapsamlı kara operasyonunu durdurmaya çalışan benzer beyanlar gelmesinden hareketle bazı sonuçlara ulaşmak mümkün:
1- Türkiye gibi ABD, Rusya, Almanya’nın da Suriye sahasında etkili istihbarat kaynakları olduğu sır değil. Keza PKK’nın Suriye kolu YPG’nin SDG üzerinden örgütlediği ya da kiraladığı Arap milislere eylemler yaptırdığı da. ABD, Rusya ve Almanya’nın ellerinde İstiklal Caddesindeki terör eylemi üzerine ellerindeki istihbaratın YPG’yi işaret etmesi, bu tür “Haklısınız ama…” mesajlarının kaynağı olabilir.
2- Üç başkent de ayrı ayrı, Erdoğan’ın restinin gösterdiği üzere Ankara’yı yaptırımlarla tehdit etmenin gelinen aşamada caydırıcı olmayacağını saptamış olabilir. Alman Bakanın, ülkesinde Pençe-Kılıç harekâtını protesto için Türkiye seyahatini iptal etme çağrılarına rağmen gelip “Yanındayız, ama…” demesi ilginç bir ayrıntı.
3- Üç Başkent de gelinen aşamada Türkiye’nin kara harekâtı ve devamını PKK/YPG faaliyetleri durmadıkça kaçınılmaz olduğunu saptamış olabilir. Böyle bir hamlenin şiddet ve sonuçlarının dengelemek diğer yandan PKK/YPG’nin kullanım değerini de korumak istiyor olabilirler.
Rusya, ABD ve Almanya’nın mesajları Erdoğan’ın kara harekâtı işareti vermesi ve sınırındaki Karkamış ilçesine Suriye’den atılan roketlerin vurduğu bir okulda bir öğretmen ve bir ilkokul öğrencisinin öldürülmesinden bir gün sonra gelmesine de, Erdoğan’ın 22 Kasım’da kara harekâtı işaretini daha güçlü vermesine de dikkat çekmek lazım. Erdoğan rest çekiyor.
Erdoğan’ın restinin arka planında şu unsurların olduğu söylenebilir:
1- İç kamuoyunda rüzgâr Suriye ve Irak’taki PKK faaliyetine darbe vurulmasından yana. Parlamentoda HDP ve çekinceleriyle birlikte TİP dışında harekata karşı çıkan parti bulunmuyor. Irak’taki PKK merkezinden sürekli olarak “şehirlerde eylem” çağrılarının yapılması ve 2023 seçimi öncesi artan siyasi rekabet bu yönde birikimi artırıyor.
2- Uluslararası siyasi aktöreler şu sıra Erdoğan’ı kızdırıp tepkisel davranmasına yol açmak istemiyor. Bunun başlıca nedeni Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşında oynadığı yapıcı rolle öne çıkması. Türkiye’nin Pençe-Kılıç harekâtını tamamlamasından bir gün sonra ve Erdoğan’ın kara harekâtı restinin yayınlanmasından birkaç saat sonra NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in Türkiye’ye ve Erdoğan’a Ukrayna tahıl anlaşması ve esir değişimi anlaşmalarından dolayı teşekkür etmesi manzarayı anlatıyor. Keza ABD ve Rusya istihbarat başkanlarının Ukrayna’da nükleer silah kullanımının önlenmesi görüşmelerini Ankara’da MİT karargâhında yapmaları da.
3- ABD ve NATO açısından şu anda Türkiye’den en önemli beklentiler arasında İsveç ve Finlandiya’nın Rusya’ya karşı NATO üyeliğini onaylaması ve aynı zamanda İsveç’in terörle mücadele konusunda Anayasa değişikliğine gitmesi Ankara’da memnuniyetle karşılandı ama sınırdışı talepleri türünden somut sonuçlar için Ocak ve sonrasının bekleneceği anlaşılıyor. Yani o zamana dek ABD ve AB’den Türkiye’yi kızdıracak sert tepkiler gelmeyebilir.
4- Rusya’yla ilişkileri koparmaması bulunuyor. Rusya ise Türkiye’yi Batıyla siyasi ve ticari köprü ve ABD/AB yaptırımlarını delme noktası olarak görmek, ilişkilerini sürdürmek istiyor. Suriye burada kilit konumda. Putin, Erdoğan’ın bir an önce Beşar Esad ile barışmasını ve Suriye’deki krizin en azından yumuşamasını istiyor. Krizin bu yolla yumuşamasının Rusya açısından Suriye’deki ABD ve İran etkilerini gerileteceğini düşünüyor. Böyle bir yumuşama 2023 seçimi öncesi muhalefetin Suriyeli sığınmacılar baskısı karşısında Erdoğan’ı da rahatlatabilir.
Erdoğan’ın Esad’la barışmayı adeta seçim vaadi yapmasında da bu arka planın etkisi var.
Soruysa şu: ABD’nin eğer sorunu gerçekten sadece IŞİD ile mücadele ise PKK/YPG’nin siyasi külfetini artık taşımaktan vazgeçip öteden beri Türkiye’nin önerdiği işbirliğiyle ilgilenebilir mi?
Henüz ortada bu yönde bir işaret yok ama soru sormaya değer.
ABD’nin seçeceği 47’inci Başkan, Türkiye’nin 12 Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın çalışacağı 5’inci Başkan olacak. AK Parti…
İçişleri Bakanlığı 4 Kasım sabahı Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ü, Batman Belediye başkanı Gülistan…
Karl Marx’ın meşhur sözüdür: tarihte olaylar ilkinde trajedi, ikincisinde komedi olarak tekrarlanır. CHP’li İstanbul Büyükşehir…
ABD’nin Orta Doğu’dan da sorumlu Merkezi Komutanlığı (CENTCOM) 1 Kasım’da gönderileceği duyurulan ilk B-52 stratejik…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in tutuklanmasını protesto etmek için düzenlenen mitingdeki…
Avrupa Komisyonu'nun üyeliğe aday ülkelerin son bir yıl içindeki gelişmelerini değerlendiren yıllık raporu, 30 Ekim…