Hayat

Çevreciler kazandı: Bargilya Tuzlası kurtuldu

Bodum-Milas havalanından Bodrum’a giderken gözleyebileceğiniz Bargilya Tuzlası flamingolar ve ördekler başta olmak üzere poyrazkuşu gibi farklı kıyı kuşlarına da ev sahipliği yapan önemli sulak alanlarımızdan biri.

Yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapan ve önemli bir sulak alan olan Bargilya Tuzlası, Net Holding ve Ağaoğlu Holding ortaklığıyla gerçekleştirilen turizm projesi sebebiyle tehlike altındaydı. Muğla Çevre ve Ekoloji Politikaları Derneği’nin açtığı dava geçtiğimiz günlerde sonuçlandı. Muğla 2. İdare Mahkemesi Bargilya Tuzla’sı için hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunun iptaline karar verdi. Bargilya Tuzlası, Milas Belediyesinin de ruhsat verdiği inşaat faaliyeti altında yok olmaktan şimdilik kurtuldu.

Yerinde ve doğru bir karar

Geride bıraktığımız yıl tam bu zamanlardı; 17 Şubat 2022 tarihinde yazdığım yazıda Türkiye’nin sulak alanlar açısından önemine dikkat çekmiş Bargilya Tuzlasının karşı karşıya olduğu tehdidi anlatmıştım. Muğla’daki gönüllüler tuzla için büyük bir çaba içindeydi ve bu çaba boşa gitmedi. Bir sulak alanımız şimdilik kurtuldu.
Ancak ülke genelinde geldiğimiz nokta ne yazık ki iç açıcı değil. Türkiye’de arazi kullanımındaki yanlışlar, turizm, kontrolsüz yapılaşma, kirlilik ve iklim değişimi gibi faktörler sulak alanlarımızın büyük bölümünün kaybolmasına neden oluyor. Türkiye’de arazi kullanımı ve doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi konusunda dengeli bir yaklaşım benimsenmediği aşikâr.

Doğal kaynaklar turizm tehdidinde

Bargilya için açılan davadaki iddialar bu sorunun yanıtını verecek nitelikte ve çok çarpıcı.
Doğal kaynaklarımızı turizm faaliyetleri söz konusu olunca görmezden geliyor, yok ediyoruz.
Muğla Çevre ve Ekoloji Politikaları Derneği (MUÇEP), 2 Haziran 2021 tarihinde askıya çıkarılan ve inşaat faaliyetine izin veren ÇED raporunun haksız ve hukuka ayrı olduğunu, raporda sunulan bilgilerin güncel olmadığı gerekçesiyle itiraz etmişti. Belgelerde verilen rakamların 2012 ve 2013 yıllarına ait olduğunu, ÇED raporunun güncel, bilimsel veriler ve kurumsal sözleşmelere göre hazırlanması yasal zorunluk olduğu halde ihlal edildiğini öne sürmüştü.
Ayrıca Bargilya Tuzlası 26 Haziran 2021 tarihinde Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kesin korunacak alan olarak ilan edilmiş olmasına rağmen, sonrasında turizmin öncelik haline getirildiği bir tehditle karşı karşıya kalması da tutarsız görünüyordu. Yani tuzlanın bulunduğu bölge turizm merkezi statüsüne bile sahip değilken büyük bir turizm faaliyeti nedeniyle yok olma noktasına gelecekti.
Eğer çevreciler ses çıkarmamış, çevre koruma adına hukuk mücadelesi verilmemiş olsaydı bugün tuzlayı kaybetmiş olacaktık.

Rant gözümüzü körleştiriyor

Sulak alanlar, tropik ormanlara eş biyokütle üretimiyle yaşadığımız gezegenin en üretken ekosistemlerinden biri. Türkiye bu habitat açısından çok zengin, daha doğrusu zengindi.
Sulak alanları koruma görevi ülkemizde iki farklı bakanlığın kontrolü altında. Bu alanlardaki faaliyetin Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın kontrolünde olması zorunlu. ÇED raporu ise Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığından alınıyor. ÇED raporu almak için Orman Bakanlığı kontrollerinin yetersiz kaldığı görülüyor. Konu ranta dayalı yapılaşma projelerine gelince ne bakanlıklar doğru bir iş yapıyor ne de uluslararası sözleşmelerle verdiğimiz sözler tutuluyor.
Türkiye’de son 60 yılda 260’tan fazla göl, dere, sulak alan işlevsiz hale gelmiş.
2023 yılı Ocak ayı itibariyle sulak alanlarımızdaki su kayıplarının ortalamasının yüzde 75’in üzerinde olduğu da belirtiyor. Bu yıl yaşanan kuraklığın da bir etkisi olabilir ama bu kayıpların nedenleri arasında turizm, sanayi, yerleşim alanları, madencilik ve baraj inşaatları gibi faaliyetler bulunuyor.

Bargilya Tuzlası örneği

Doğal kaynaklarımızı ve biyoçeşitliliğimizi geri dönüşümsüz yok ediyoruz. Bu topraklardaki ve esasen gezegendeki geleceğimizi yok ediyoruz. Kaybettiklerimizi geri kazanmamız da mümkün değil, altını çiziyorum, kaybolan gidiyor!
İçinde olduğumuz gemi bizim sebep olduğumuz pervasızlıkla batıyor; üstelik geminin battığının da farkındayız. Artık çözüm üretmemiz kaçınılmaz bir gereklilik.
Bargilya Tuzlası için alınan mahkeme kararı, doğa koruma çabaların boşa çıkmayacağını gösterdi. Bu mücadele ve karar çevre yönetimi açısından karamsar bir ortamda maya niteliğinde; umarım bu maya tutar ve doğal kaynaklarımızı, doğal alanlarımızı hukuksuzluktan ve doğayı yıkıcı faaliyetlerinden korumayı başarırız. Buna çok ihtiyacımız var.

Utku Perktaş

Prof. Dr. Utku Perktaş, Hacettepe Üniversitesi, Biyoloji Bölümü öğretim üyesi.

Recent Posts

Varan 2: Yine İran Füzesi. Yine NATO Durdurdu. Parçası Gaziantep’e Düştü

Milli Savunma Bakanlığı, İran’dan ateşlenen bir balistik füzenin daha Türkiye hava sahasına girerken “Doğu Akdeniz’de…

7 saat ago

Türkiye, 6 F-16’yı Kıbrıs’a gönderdi: Yunanistan’ın Hamlesine Yanıt

Türkiye, 6 F-16 savaş uçağını 9 Mart, yani bugün itibarıyla “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğinin…

8 saat ago

İkinci Hamaney Döneminde İran ve Ortadoğu’da Yayılan Savaş

ABD ve İsrail 28 Şubat sabahı karşı, İran’a yönelik büyük bir saldırı başlattı. Saldırının daha…

12 saat ago

İran Savaşı Kaybederse Bir de Tazminat Ödemek Zorunda Kalabilir mi?

Savaşlar çoğu zaman silahlar sustuğunda bitmez. Çoğu durumda asıl hesaplaşma hemen sonrasında başlar, daha acımasız…

15 saat ago

8 Mart Mesajları, Savaşın Görünmeyen Cephesi ve Kadınlar

Dünya yeni bir savaşlar döneminden geçerken 8 Mart yine çoğu zaman sözlerde kalan temennilerle anılan…

1 gün ago

İmamoğlu Davası Gerilimle Başladı: Yargıçlar İzleyicileri Çıkarttı

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “çıkar amaçlı suç örgütü lideri” olmakla suçlandığı, 105’i…

1 gün ago