Bu hafta Dünya Çevre Günü’nü kutluyoruz. Her yıl 5 Haziran tarihi bugüne atfedilmiş. Ancak son yıllarda çevremizdeki sıradışı değişimlerden bahsederek bugünü kutluyoruz. Bu yıl Dünya Meteoroloji Örgütü (DMÖ), atmosferde ısıyı hapseden sera gazları ile El Niño hava olayının, dünya ikliminin alıştığımızdan çok farklı olmasına neden olabileceğini bildirdi.
DMÖ, küresel yüzey sıcaklıklarının önümüzdeki beş yıl içinde rekor seviyelere yükselebileceği konusunda uyardı. Isıyı hapseden sera gazları ve El Niño hava olayıyla karakterize olacak önümüzdeki beş yıldan en az birinin gezegenin tarihinde kaydedilen en sıcak yıl olma ihtimali neredeyse yüzde 100.
Ayrıca, DMÖ’nun son raporu, 2023 ile 2027 yılları arasında yıllık ortalama yüzey sıcaklıklarının en az bir yıl boyunca sanayi devrimi öncesi seviyelerin 1.5°C üzerinde olma ihtimalinin de yaklaşık yüzde 70 seviyesinde olduğunu belirtiyor. Bu durum bizi içinde olduğumuz yüzyıldaki küresel sıcaklık artışını 1.5°C ile sınırlamaya zorlayan Paris Anlaşması hedeflerinin üzerine çıkarıyor. Sanki küresel ısınma konusunda iş işten geçmiş gibi görünüyor.
DMÖ Genel Sekreteri Profesör Petteri Taalas, “Bu rapor, uzun yıllar boyunca uzun vadeli ısınmaya atıfta bulunan Paris Anlaşmasında belirtilen 1.5°C seviyesini kalıcı olarak aşacağımız anlamına gelmiyor” diyor. Fakat, DMÖ, 1.5°C seviyesini geçici olarak ve gözlem sıklığı artan bir şekilde aşacağımıza dair alarm veriyor. DMÖ’nun bu tür tahminler için referans aldığı merkezi Birleşik Krallık Meteoroloji Ofisi, buradaki uzmanlar önümüzdeki beş yılda ortalama sıcaklıkların bu eşiği aşma olasılığının şu anda yüzde 32 olduğunu belirtiyor. Belli ki yakın gelecekte küresel ortalama sıcaklıklar artmaya devam ederek bizi alışık olduğumuz iklimden epey bir uzaklaştıracak.
2022 yılında ortalama küresel sıcaklıklar, gezegeni 1850 ila 1900 yıllarındaki seviyelerin yaklaşık 1.15°C üzerine çıkardı. WMO’ya göre, La Niña’nın son üç yıldaki soğutma koşulları, uzun vadeli ısınma eğilimini geçici olarak durdurdu. Bu koşullar bu yılın Mart ayında sona erdi ve önümüzdeki birkaç ay El Niño olayına bağlı ısınmanın etkisini genişletmesi bekleniyor. Tipik olarak bu koşullar, küresel sıcaklıkları ortaya çıkışlarından bir yıl sonra etkiler, bu da olası etkilerin 2024 yılında görüleceği anlamına gelir. DMÖ genel sekreteri, bu doğa olayının insan kaynaklı küresel ısınma ile birleştiğinde, gezegendeki küresel yüzey sıcaklıklarını hiç deneyimlemediğimiz bir aralığa doğru yükselteceğini söylüyor ve uyarıyor. Bu durumun sağlık, gıda güvenliği, su yönetimi ve çevre için geniş kapsamlı sonuçları olacağı farklı bilimsel otoritelerce belirtiliyor. İşte bu nedenle “Hazırlanmamız şart!”.
Küresel ısınmaya bağlı iklim değişiminin en önemli belirtileri aşırı hava olaylarının sıklığındaki artışlar olacak. İçinden geçtiğimiz günler çok farklı hava olaylarıyla dikkatimizi çekiyor. Örneğin günlerdir Ankara’da devam eden şiddetli sağanak yağmurlar, dolu ve sıcaklıklardaki dalgalanma ister istemez El Niño’nun erken etkilerinin Orta Doğu coğrafyasında görülebileceğini düşündürüyor.
Yoğun politik gündem içinde iklim değişimini düşünmeye pek sıra gelmiyor sanki. Fakat şu unutulmamalı, iklim değişikliğine uyumu desteklemek için hava durumu hizmetlerinin nasıl güçlendirilebileceği konusunu siyaset üstü bir yere koymalıyız ve asla unutmamalıyız. Bu konu şu anda dünyanın farklı coğrafyalarında tartışılıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 2022 yılı sonunda düzenlenen COP27’de, bu tür aşırı hava olaylarına karşı herkes için erken uyarı sisteminin tüm ülkelerin önceliği olması konusunda uyarıda bulunmuştu.
Seller, kuraklıklar, sıcak hava dalgaları ve fırtınalar gibi artan sayıda aşırı hava olaylarına rağmen, özellikle gelişmekte olan ülkelerde insanları bu tehlikelere karşı uyaran sistemlerde hala boşluklar var. Türkiye’de bu konuda büyük boşlukları olan ülkeler arasında.
Geçtiğimiz yıl toplanan veriler, DMÖ üye devletlerinin sadece yarısının insanlara ve hükümetlere tehlikeli havanın gelmek üzere olduğunu bildiren sistemlere sahip olduğunu gösterdi. Bu sistemlerin etkili olabilmesi için politikaların acil olarak geliştirilmesi gerekiyor. Aksi halde doğal afetlere karşı savunmasız bir coğrafya olarak telafisi mümkün olmayan üzücü olaylarla karşı karşıya kalabiliriz. Umarım karar vericiler durum hakkında önceliklerini hızla gözden geçirmeye başlarlar.
Her iki hava olayı birbirinin tersi olaylardır. La Niña, Pasifik Okyanusunda (Büyük Okyanus) birkaç yılda bir meydana gelen bir hava durumu modelidir. Normal bir yılda ekvator boyunca esen rüzgarlar ılık suyu batıya doğru iter. Okyanusun yüzeyindeki ılık su Güney Amerika’dan Endonezya’ya doğru hareket ettiğinde derinlerden gelen soğuk su yüzeye çıkar. Bu soğuk su Güney Amerika kıyılarında son bulur. Bir La Niña yılının kışında, bu rüzgarlar normalden çok daha güçlü hale gelir. Bu, ekvatora yakın Pasifik Okyanusu’ndaki suyu olduğundan birkaç derece daha soğutur. Okyanusun sıcaklığındaki bu küçük değişiklik tüm dünyadaki hava durumunu etkileyebilir. Yağmur bulutları normalde ılık okyanus suyunun üzerinde oluşur.
La Niña tüm bu ılık suyu Endonezya ve Avustralya gibi coğrafyalara doğru ittikçe bu coğrafyaların normalden çok daha fazla yağmur almasını sağlar. Ancak Pasifik Okyanusu’nun doğusundaki soğuk su, o bölgenin daha az yağmur bulutlarına sahip olmasına neden olur. Bu nedenle, Amerika Birleşik Devletleri’nin güneybatısındaki coğrafyalar normalden çok daha kurak bir dönem yaşayabilir. La Niña, Pasifik Okyanusu ile atmosfer arasındaki etkileşimi de tanımlar ve bu etkileşim tüm dünyadaki hava durumu üzerinde de etkili olur. Atmosferdeki bu değişiklikler, Meksika Körfezi’nde ve Körfez Kıyısı boyunca daha fazla yıldırım aktivitesine yol açabilir. Ayrıca, La Niña sırasındaki çevresel koşullar, derin tropik bölgelerde (örneğin, Karayipler’deki adaların yakınında) kasırgaları içeren daha fazla tropikal siklon oluşmasına yol açabilir.
Şimdiye kadar kaydedilen en güçlü El Niño olayı 1997-1998’de meydana geldi. Etkisi dünyanın birçok yerinde hissedildi. Kuraklık Endonezya’yı ve Batı Pasifik’teki diğer adaları vurarak kontrol edilemeyen orman yangınlarını tetikledi. Peru ölümcül sel felaketine maruz kaldı. Rekor kıran yağış ABD’nin Kaliforniya eyaletini vurarak toprak kaymalarına ve sele neden oldu. Kenya da şiddetli selden etkilendi.
ABD’nin seçeceği 47’inci Başkan, Türkiye’nin 12 Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın çalışacağı 5’inci Başkan olacak. AK Parti…
İçişleri Bakanlığı 4 Kasım sabahı Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ü, Batman Belediye başkanı Gülistan…
Karl Marx’ın meşhur sözüdür: tarihte olaylar ilkinde trajedi, ikincisinde komedi olarak tekrarlanır. CHP’li İstanbul Büyükşehir…
ABD’nin Orta Doğu’dan da sorumlu Merkezi Komutanlığı (CENTCOM) 1 Kasım’da gönderileceği duyurulan ilk B-52 stratejik…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in tutuklanmasını protesto etmek için düzenlenen mitingdeki…
Avrupa Komisyonu'nun üyeliğe aday ülkelerin son bir yıl içindeki gelişmelerini değerlendiren yıllık raporu, 30 Ekim…