25 Kasım ne kendiliğinden doğdu ne de yalnızca bir anma günü. Şiddet münferit değil, yapısaldır. Önlenebilir; ama ancak politika ve iradeyle. Foto: Nisa Sude Demirel/ Evrensel
1960’ta Dominik’te Trujillo diktatörlüğüne direnen Patria, Minerva ve María Teresa Mirabal’ın öldürülmesi, dünya için bir eşiğe dönüştü. Bir rejim onları susturmak istedi; fakat tam tersine, kadınlara yönelik şiddetin artık “özel alan” diye görmezden gelinemeyeceğinin başlangıcı oldu. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete karşı Uluslararası Mücadele Günü böyle doğdu.
Bu satırları yazarken, annesi Minerva öldürüldüğünde üç yaşında olan Minou Mirabal ile yaptığım röportaj aklıma geliyor. O görüşmede hissettiğim şey, tarih anlatısından fazlasıydı.
Şiddetin kadınların kaderi değil, mücadeleyle değiştirilen bir gerçek olduğunun kanıtıydı. Çünkü 25 Kasım ne kendiliğinden doğdu ne de yalnızca bir anma günü. Bu tarih, devletlere ve toplumlara yöneltilmiş bir sorumluluk çağrısıdır: Şiddet münferit değil, yapısaldır. Önlenebilir; ama ancak politika ve iradeyle.
Cumhurbaşkanı danışmanı Uçum'un yeni Anayasa tasarımı üzerine yazdıklarında hem MHP'yi hem de DEM'i rahatlatmaya yönelik…
Yunanistan, İsrail, AB ve ABD desteğine dayanarak Türkiye'nin ekonomik sıkıntılarını stratejik atalet sanma hatasına düşmemeli.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD Başkanı Trump ile görüşmesi öncesinde Ankara İran'a yönelik iki ekonomik yaptırım kararı…
Ukrayna savaşının çok yönlü riskleri nedeniyle artan Rusya korkusu Avrupa güvenlik dengelerini de hızla değiştiriyor.
Aydoğan Özcan gerçek bir mucit. Kamu sağlığını ucuz, basit ve herkesin erişebileceği hale getirmek amacında…
Erdoğan ve Bahçeli ittifakının ekonomik kriz sürdükçe seçim kazanamayacağı 2024'te anlaşılınca "Kazanamıyorsan kaybettir" stratejisine geçildi.