25 Kasım ne kendiliğinden doğdu ne de yalnızca bir anma günü. Şiddet münferit değil, yapısaldır. Önlenebilir; ama ancak politika ve iradeyle. Foto: Nisa Sude Demirel/ Evrensel
1960’ta Dominik’te Trujillo diktatörlüğüne direnen Patria, Minerva ve María Teresa Mirabal’ın öldürülmesi, dünya için bir eşiğe dönüştü. Bir rejim onları susturmak istedi; fakat tam tersine, kadınlara yönelik şiddetin artık “özel alan” diye görmezden gelinemeyeceğinin başlangıcı oldu. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete karşı Uluslararası Mücadele Günü böyle doğdu.
Bu satırları yazarken, annesi Minerva öldürüldüğünde üç yaşında olan Minou Mirabal ile yaptığım röportaj aklıma geliyor. O görüşmede hissettiğim şey, tarih anlatısından fazlasıydı.
Şiddetin kadınların kaderi değil, mücadeleyle değiştirilen bir gerçek olduğunun kanıtıydı. Çünkü 25 Kasım ne kendiliğinden doğdu ne de yalnızca bir anma günü. Bu tarih, devletlere ve toplumlara yöneltilmiş bir sorumluluk çağrısıdır: Şiddet münferit değil, yapısaldır. Önlenebilir; ama ancak politika ve iradeyle.
Terörsüz Türkiye sürecinin uygulanması için yol haritası niteliğindeki kilit belge olan çerçeve yasa TBMM Genel…
Terörsüz Türkiye çerçeve yasası 10 Ağustos’ta TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmeye geçilmeden önce, tüm bu süreci…
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos'ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması ilk bakışta…
Siyasi konularda pek konuşmayan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Terörsüz Türkiye çerçeve yasasının TBMM’deki…
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta Mekke’de imzalanan Savunma Anlaşması’nın tam metni henüz…
YetkinReport’ta 10 bölümlük bir diziye başlıyoruz. “Takdire Şâyan” adını verdiğimiz bu dizide Türkiye’nin değerli bilim,…