Devlet Bahçeli’nin Ahmet Özer’in mahkumiyetine itirazı toplumda bir karşılık buldu. İmamoğlu ve diğer tutuklu yargılanan belediye başkanlarının durumunu da yeniden gündeme getirdi. Fotoğrafta Özer, tahliyesi ardından Bahçeli’ye teşekkür ziyaretinde kitabını sunarken görülüyor. (X/AhmetÖzer)
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, Esenyurt’un CHP’li Belediye Başkanı Ahmet Özer’i 23 Ocak’taki duruşmasında PKK/KCK üyeliği gerekçesiyle 6 yıl 3 ay hapse mahkûm etmesi, siyasette yeni tartışmalara yol açtı. Beraati bekleniyordu. Gösterilen delil anca lehte delil sayılabilirdi. Bir öğrenciye kiraya verdiği evin kirasını ödeyen babası, bir zaman KCK’dan yargılanıp beraat etmişti ve bu yüzden “örgüt üyesi” sayılıyordu. Yoksa mahkûm edilmesine neden olan, Kent Uzlaşısı ile Kürt oylarını CHP’ye çekmesi miydi? Avukatı ve kızı Seraf Özer’in yine de nezaketini koruduğu öfkesiyle “Siyasetçiler ‘Böyle olsun istemezdik’ diye gelmesin” diye karara isyan etmesinde birkaç saat sonra MHP lideri Devlet Bahçeli’nin de karara şiddetle karşı çıkmasıysa beklenmiyordu.
Bahçeli, “sorunlu” ve çelişkili bulduğu mahkeme kararının “Evrensel hukuk ilkeleriyle çeliştiği gibi “Terörsüz Türkiye” gaye ve gayretiyle de taban tabana zıtlık taşıdığını” söylüyordu. Kararın “mâşeri vicdanda” (halkın çoğunluğunun vicdanında) “hiçbir karşılığı ve makul bir gerekçesi de yoktu”.
Bahçeli, hem soruşturma ve iddianamelerden sorumlu İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek hem de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a adeta açık mektup yazıyor, kararın “Milli birlik ve beraberlik hissiyatına adli ve ahlaki destek vermesi” amacıyla, yani siyasi bir amaçla düzeltilmesinin “akut”, yani ivedi beklentisi olduğunu söylüyordu.
Bahçeli, Özer’in tahliye edilmesini de temel de “Terörsüz Türkiye” süreci bakımından yararlı buluyordu. Tahliyesi ardından kendisini kabul etti, görüştü de.
Bunlar siyaseten olumlu yumuşama işaretleriydi ama Özel’e özel boyutları da vardı.
AK Parti’nin 2012-2015 PKK ile diyalog sürecinde, halka süreci anlatmak üzere seçilmiş “Âkil İnsanlarından olan Özer, Gürlek’in 8 Ekim 2024’te görevi devralması ardından 30 Ekim’de evi basılarak gözaltına alınmış, tutuklanmıştı. Bu operasyon, 19 Mart 2025’te İmamoğlu’nun gözaltına alınıp tutuklanmasıyla ayrı bir boyuta geçen CHP’li belediyeler soruşturmalarının ilk halkasıydı.
Özer’in gözaltına alınmasından bir hafta önce, 22 Ekim’deyse Bahçeli TBMM’de PKK lideri Abdullah Öcalan’dan örgütüne silah bırakma ve fesih çağrısı yapmasını istemişti.
Bahçeli’nin Özer’in tutuklanmasını henüz emekleme günlerinde Terörsüz Türkiye projesine devlet içinden sabotaj olarak algılaması mümkündü.
Şimdi de tam Suriye’de Ankara’nın çıkarlarına uygun gelişmeler yaşanırken, ABD nihayet Türkiye’nin çabalarıyla SDG ile ittifakı sonlandırmışken, bunun DEM Partinin sert itirazlarına rağmen süreci ilerleteceği umulurken, rastlantıya bakın ki yine bir Ahmet Özer kararıyla kafalar karışıyordu.
Aynı gün, rastlantıyla, TBMM heyetinin Öcalan ile görüşmesindeki tutanaklar açıklanıyor, üç gün sonra, DEM Parti’nin tepkileri zirvedeyken Bahçeli TV100’de DEM Parti İmralı heyetinin kendisine Öcalan tarafından özel olarak dokutulan kilimi hediye ettiğini söylüyordu. Gazeteci Alişer Delek’in o görüşmenin Suriye’deki son gelişmelerden önce, 12 Aralık’ta yapıldığını hatırlatmasıysa işin psikolojik propaganda boyutuna işaret ediyordu.
Ama ortada başka sorular da var; özellikle yargı-siyaset bağlantıları bakımından.
Bahçeli’nin Özer’in uğradığı haksızlığa hukuki olmanın yanı sıra siyasi gerekçeyle de karşı çıkıp ivedilikle düzeltilmesini istemesinin muhtemel sonuçlarına bakalım.
Örneğin Özer’in karara itirazı, olması gerektiğine inandığım gibi temyizden dönerse, onaylanmazsa, bu durum “mâşeri vicdanda” bağımsız yargının adalet dağıtmasına mı yoksa Bahçeli’nin beklentisi doğrultusunda karar vermiş olmasına mı bağlanacaktır? Yaşanacak gerçeklikten değil, algılanması muhtemel gerçeklikten söz ediyoruz.
Ya da örneğin temyiz mahkemesi Özer aleyhine kararı onaylarsa, bu durum bağımsız yargının siyasi beklentileri dikkati almayacak güçte oluşu şeklinde mi, Bahçeli’nin sözünü dinletemediği şeklinde mi yorumlanacaktır?
Bu da MHP liderinin, İmamoğlu duruşmalarının TRT’den yayınlanmasında önce sakınca bulmayıp, sonra bulması, en az emekli maaşının 20 bin lira olmasına önce “sefalet ücreti” deyip, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la görüştükten sonra Meclis’te onaylaması örneklerinden biri mi sayılacaktır?
Ahmet Özer, Bahçeli’nin kendi içinde tutarlı ama nesnel açıdan tartışmalı bu çıkışı sonrasında, CHP lideri Özgür Özel ve Dilek İmamoğlu’yla birlikte Bahçeli’ye teşekkür etti.
Peki, Özer konusunda, gerekli hassasiyeti sergileyen Bahçeli neden Ekrem İmamoğlu’nun tutuksuz yargılanması konusunda aynı hassasiyeti sergilemiyor?
Yargılanmasın diyen yok, CHP lideri Özel de öyle demiyor, ama MHP Genel Başkan Yardımcılarından Feti Yıldız’ın da “tutuksuz yargılanma esastır” dediği gibi, neden iş İmamoğlu’na gelince o esaslar işlemiyor.
Sadece İmamoğlu da değil. Örneği dün, gözaltına alınışının 200’üncü gününde on binlerce kişi Adana’da Belediye Başkanı Zeydan Karalar için aynı taleple yürüyüş yaptı. Hastalıklarının vahim seyrine rağmen Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Antalya Belediye Başkanı Muhittin Böcek neden tutuksuz yargılanmıyor?
Acaba Özer’in durumunda siyasi nedenlerle de hassasiyet gösteren Bahçeli, İmamoğlu bahis konusu olunca başka standartla mı hareket ediyor?
Acaba AK Parti-MHP iktidarı, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde İmamoğlu’nun aday olamaması için gerekirse hukuk ihlallerinin de göze alınabileceğine mi inanıyor?
Özeti bu mudur?
“Casus belli” Latincenin uluslararası hukuk diline kazandırdığı yüzlerce kelimelerden biri. Türkçede yazıldığı şekilde telaffuz…
Suriye Savunma Bakanlığı, 18 Ocak anlaşmasına uymak için SDG’ye verdiği ve 24 Ocak saat 20.00’de…
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin 21 Ocak’ta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la görüşmesinde, en düşük emekli maaşının…
Üniversite, yalnızca bir diploma almak için gidilen bir “kurs” değildir; ortaöğretimin eksiklerini telafi etmekle yükümlü…
Matematikte çok bilinmeyenli denklemlerin çözümünde “geçici değişken” ya da istatistik ve ekonomide kullanılan deyimiyle “kukla…
ABD yönetiminin Suriye’de çeşitli hapishanelerde tutulan IŞİD (DEAŞ) militanlarını, topluca Irak’ta, kendi korumaları altına taşıma…