Avrupa Birliği Genişleme Sorumlusu Marta Kos’un 6 Şubat Türkiye ziyareti medyaya iktidar çevrelerinden yansıyan temenni ağırlıklı iyimserlikle adeta Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir bahar havası olarak görüldü. (Foto: AB Türkiye Delegasyonu)
Kos’un ziyareti hem hükümetin AB ile yakınlaşma beyan ve girişimleri, hem de geçtiğimiz günlerde Türk iş dünyasının Financial Times’ta yayınladığı ilanla , yeni küresel dengesizlikte AB’nin Türkiye’ye eskisinden de çok ihtiyacı olduğu çağrısına bir yanıt olmasına yoruldu.
Kos’un Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile ortak basın toplantısında Gümrük Birliğinin güncellenmesi için Brüksel’in ısıtıp ısıtıp Ankara’nın tabağına koyduğu yemek, sanki ilk kez müjdelenmişçesine hoşnutlukla karşılandı.
Kos’un, hazır Ankara’dayken Türkiye’nin Etkin Kadınlarıyla toplantı düzenlenmesi gibi gönül çelme faaliyetleri, ısınma işaretleri olarak sunuluyor. Oysa o Türkiye’nin Etkin Kadınları toplantısı bir AB ülkesinde düzenlense muhtemelen ciddi bir kısmı vize alamayacak. Ya da üç günlük vize için konsolosluk kapılarında sıraya girecek.
AB’nin Türkiye’nin Avrupa güvenliğine daha çok katkısı için çaba harcayacağı vaadinin Güney Kıbrıs ve Yunanistan blokajı altında herhangi bir karşılığı yok. Batı medyasının Kos’un Türkiye ziyaretini sanki Türkiye’nin Rusya’ya karşı Ukrayna’nın desteğini almak amacıyla yapılmış gibi sunması da dikkat çekici.
Kos ziyareti önemsizdir demiyorum, her türlü diyalog imkanı açılan yeni bir kapıdır. Türkiye’nin AB üyeliği artık kimsenin ilk hayır diyen olmak istemediği nafile bir rutine dönmüşken Kos’un ziyareti elbette anlamsız değildir. Trump ABD’sinin kötü muamelesine maruz kalan Batı Avrupa’nın Türkiye’yi yine hatırlaması olumlu sayılabilir ama hayli yetersizdir.
Gerçekçi olursak bu ziyaretten geriye kalan tek somut adımın Avrupa Yatırım Bankasının Türkiye’de yeniden faaliyet kararı alması olduğunu görüyoruz.
Onun dışında görünüm şöyle:
⁃ Vize kolaylığından söz ediliyor ama 2016 Vize anlaşmasından kalan, Terörle Mücadele Kanunu dahil 6 maddenin yerine getirilmesi koşulu yerli yerinde. Hükümetin herhalde nüfusun yarısını yeşil pasaportlu yapma “pansuman tedbiri” ise yakında duvara toslamak üzere.
⁃ 2026’nın ilk yarısında AB dönem başkanı olan Güney Kıbrıs’ın ve Yunanistan’ın Türkiye’nin SAFE kısaltmasıyla bilinen yeni Avrupa güvenlik mimarisine alınmaması için elinden geleni ardına koymadığı da apaçık görünüyor.
⁃ Keza Gümrük Birliği konusunda da Brüksel’in de Ankara gibi çaba harcayacağı vaadinin de,AB- Güney Kıbrıs vetosu ortada duruyorken bir karşılığı olmadığı görülmeli.
AB Türkiye’yi böyle oyalayarak askeri gücü ve coğrafya avantajını karşılıksız kullanamayacağını, Türk hükümeti de “gerekenleri yapsak da almazlar” mantığıyla bir ilerleme sağlanamayacağını görmeli.
Türkiye-AB ilişkilerine engel olan önemli siyasi konular 2016 anlaşmasından geri kalan 6 maddeyle ilgili.
Kamu görevlilerinin görev suçlarında, “amirin yargıya soruşturma izni” vermesi kurumu stratejik görevler için istisna kaldırılmalıdır.…
AB Türkiye’yi içeri almak istemeyebilir. Türkiye de bütün stratejik geleceğini bu karara bağlamak zorunda değil.
Sağlık Bakanının sigara yasağının daha sıkı uygulanması için sunacağı yasa teklifine Cumhurbaşkanlığı bünyesinden gelen tepki…
Mekke Paktı, önemli, stratejik bir girişim ve TBMM’nin de Türk halkının da bunu ayrıntılarıyla bilme…
Özgür Özel, fon krizi bilgisi dahilindeyse Erdoğan'ın hesap vermesi, değilse yönetme kabiliyetini yitirdiğini kabul etmesi…