

Liderleri “El Mencho”nun güvenlik kuvvetlerinin operasyonunda öldürülmesinin ardından kartel üyeleri özellikle Meksika’nın batı eyaletlerinde yaygın şiddet eylemleri başlattı. Popüler turizm merkezlerinden Puerto Vallarta da şiddet eylemlerinden etkilenen yerler arasında. ( Foto: Ekran Görseli)
Meksika’da güvenlik güçlerinin, Jalisco Yeni Nesil Karteli’nin (CJNG) lider kadrosuna yönelik operasyonu sonrası özellikle batı eyaletlerinde gerilim yükseldi. Kartelin kurucusu olarak bilinen ve canlı yakalanması hedeflendiği halde çatışmalar sırasında öldürülen Nemesio Oseguera Cervantes (El Mencho) yıllardır ABD ve Meksika’da güvenlik güçlerince en çok aranan isimler arasındaydı.
Operasyon sonrası özellikle Meksika’nın popüler turist merkezlerinden biri olan Puerto Vallarta’da yol kesme, araç kundaklama, havaalanına saldırı gibi şiddet eylemleri kartellerin devlet gücüne karşı hâlâ ciddi bir meydan okuma gücüne sahip olduğunu gösterdi.
Federal hükümet operasyonu “devlet otoritesinin kararlılığı” olarak sunarken, ABD tarafı istihbarat paylaşımı düzeyinde destek verdiğini açıkladı. Ancak fentanil krizi nedeniyle Washington’un Meksika’ya yönelik baskısı artmış durumda. Özellikle Sinaloa Karteli ve CJNG’nin sentetik opioid üretimindeki rolü, iki ülke ilişkilerini güvenlik eksenine kilitlemiş durumda. Buna rağmen doğrudan ABD askerî müdahalesi düşük ihtimal olarak değerlendiriliyor; mevcut tablo daha çok malî yaptırımlar ve ortak operasyonlar çerçevesinde şekilleniyor.
Meksika’da Uyuştucuru Kartellerinde 2010 Eşiği
2010 öncesi dönemde Meksika’daki kartel yapısı daha hiyerarşik ve görece merkezîydi; 1980’ler ve 1990’larda büyük organizasyonlar (özellikle Sinaloa ekseni) uluslararası sevkiyat ağlarını kontrol ediyor, devletle ilişki daha çok örtülü anlaşmalar ve bölgesel güç paylaşımı üzerinden yürüyordu.
2006’da başlatılan askerî mücadele stratejisi sonrası ise tablo değişti: liderlerin hedef alınması büyük yapıları parçaladı, daha küçük ve daha öngörülemez gruplar ortaya çıktı, şiddet yatay biçimde yayıldı. 2010 sonrası dönem, kartellerin sentetik uyuşturucuya yöneldiği, yerel yönetimlere sızmanın arttığı ve güvenlik krizinin daha parçalı ama daha yaygın hale geldiği bir evre olarak öne çıkıyor.
Bu gelişmeler, Meksika’da uzun süredir devam eden “narco-devlet mi, zayıf devlet mi?” tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Ülkede federal düzeyde işleyen bir siyasi sistem ve düzenli olarak yapılan seçimler olsa da, bazı eyaletlerde kartellerin yerel yönetimler ve polis teşkilatı üzerinde etkisi olduğu biliniyor. Bu yapısal sorun, 2014’te yaşanan ve hâlâ aydınlatılamayan Ayotzinapa vakasıyla sembolleşmişti.


