Ekonomi

Soma’da Isı Krizi ve Emek Mücadelesi Bir Arada

Soma bugün yalnızca bir santral krizi yaşamıyor. Türkiye’de enerji dönüşümünün nasıl yönetileceğine dair bir sınav da veriyor. Kritik altyapılar piyasa koşullarına göre değil, kamu yararı ve arz güvenliği kriterlerine göre planlanır. (Foto: somatermik.com.tr)

Soma Termik Santrali’ne ilişkin gelişmeler bir süredir hem ilçede yaşayanlar hem de çalışanlar açısından dikkatle izleniyordu. Finansal yapılandırma görüşmeleri ve üretimin geleceğine dair açıklamalar yerel ölçekte kaygı yaratmıştı.

Son günlerde ise tablo daha somut bir boyut kazandı. Üretimin kış dönemi sonuna kadar durdurulabileceğine ilişkin resmî açıklamaların ardından 87 çalışanın ücretsiz izne çıkarılması ve santral önünde eylemlerin başlaması, konuyu yalnızca bir şirket meselesi olmaktan çıkardı. Sendika temsilcilerinin açıklamaları ve sahadaki tepkiler, sürecin hem istihdam hem de kentin ısınma güvenliği açısından gerçek bir kırılganlık alanına dönüştüğünü gösteriyor.

Soma Termik Santrali’nde üretim kapasitesinin düşmesi yalnızca elektrik üretimini değil, binlerce hanenin ısınma güvenliğini de etkiliyor. Altı üniteden dördünün devre dışı olduğu bir tabloda, bölgesel ısıtma sistemi minimum eşikte çalışıyor.

Borç yapılandırması ve devir süreci konuşulurken asıl soru şu:

Bir kentin ısınma güvenliği, finansal belirsizlik içindeki özel bir işletmenin kararlarına bağlı kalabilir mi?

Sorun yalnızca kapasite değil; kamusal bir hizmetin tek bir üretim tesisine ve özel bir işletmenin kararlarına bağımlı hale gelmiş olmasıdır.

Türkiye’nin kömür havzasında bir teknik miras

Soma, Türkiye’nin en önemli linyit rezerv alanlarından biri. 1980’li yıllarda devreye giren Soma B Termik Santrali, altı üniteden oluşan ve yaklaşık 990 MW kurulu güce sahip bir tesis olarak uzun yıllar Türkiye elektrik sisteminin önemli üretim noktalarından biri oldu.

Ancak bu santral sıradan bir elektrik üretim tesisi değil. Üretim sürecinde ortaya çıkan ara buhar ve atık ısı zaman içinde Soma kent merkezindeki bölgesel ısıtma sistemine entegre edildi. Böylece santral ile kent arasında doğrudan bir teknik bağ kuruldu; elektrik üretimi ile konutların ısınması aynı termodinamik zincirin parçası haline geldi.

Bugün bu zincirin bir halkasında yaşanan kapasite düşüşü, doğrudan evlerdeki radyatörlere yansıyor.

Özelleştirme ve yapısal kırılma

Soma Termik Santrali 2015 yılında 685,5 milyon dolar bedelle özelleştirildi ve Konya Şeker Sanayi ve Ticaret AŞ tarafından devralındı. Beklenti modernizasyon yatırımları, çevresel iyileştirmeler ve verimlilik artışıydı.

Ancak aradan geçen yıllarda tesisin finansal sürdürülebilirliği tartışma konusu oldu. Basına yansıyan bilgilere göre şirketin Türkiye Kömür İşletmeleri’ne olan borcu 18 milyar TL seviyesine ulaşmış durumda. 17 Şubat 2026 tarihli açıklamada borçların yapılandırılması ve santralin devri için müzakerelerin sürdüğü duyuruldu.

Bu tablo yalnızca bir şirketin mali krizi olarak okunamaz. Kömür santrallerinin artan maliyet baskısı, karbon politikaları ve piyasa dalgalanmaları dikkate alındığında, Soma’daki durum sektörel bir kırılganlığın yerel bir yansımasıdır.

Bölgesel ısıtmada teknik eşik ve yedek kapasite

Bu noktada teknik çerçeveye bakmak gerekiyor.

Soma’daki bölgesel ısıtma sistemi, santralde elektrik üretimi sırasında ortaya çıkan ara buhar ve atık ısının ısı değiştiriciler aracılığıyla sıcak suya dönüştürülmesi ve ön izolasyonlu boru hatları üzerinden kent merkezine taşınması prensibine dayanıyor.

Sistem yaklaşık 8 ila 13 bin konuta hizmet veriyor ve ısıtılan toplam alanın 1 milyon metrekareyi aştığı ifade ediliyor.

Sağlıklı bir işletme için sistemin yaklaşık 70 MW ve üzeri ısıl kapasiteye ihtiyaç duyduğu belirtiliyor. Ocak 2026’da sisteme verilen ısıl gücün yaklaşık 61 MW olduğu açıklanmıştı. O dönemde dahi ısıtma sisteminde çeşitli problemler yaşanıyordu.

Bu tablo, kapasite marjının erimesinin dahi sistem güvenliğini zorladığını gösteriyordu.

Soma’daki mevcut durumda sistem zaten minimum eşikte çalışıyorken, kamuoyuna yansıyan son açıklamalar riskin boyutunun değiştiğine işaret ediyor. Üretimin kış dönemi sonuna kadar tamamen durdurulabileceğine ilişkin ifadeler, teknik risk analizini teorik olmaktan çıkarıp somut bir kesinti ihtimaline dönüştürmüş durumda.

Bu noktada mesele artık yalnızca yetersiz ısınma değil; bölgesel ısıtma sisteminin bütünüyle devre dışı kalma ihtimalidir. Marjın erimesi teknik bir kırılganlıktı; üretimin durması ise altyapı sürekliliğinin kesintiye uğraması anlamına gelir.

Sorun düşük kapasite değil; ısı arzının sürekliliğine ilişkin yapısal güvencenin bulunmamasıdır.

Kriz mi, yapılandırma mı?

Ocak ayında kapasite düşüşü nedeniyle ısınma şikayetleri başlarken, Şubat ayında finansal kriz daha görünür hale geldi.

Soma Termik Santral Elektrik Üretim AŞ’nin Sermaye Piyasası Kurulu’na yaptığı özel durum açıklamasında, artan zararlar gerekçe gösterilerek üretim faaliyetinin kış dönemi sonuna kadar tamamen durdurulacağı ve asgari personel dışında çalışanların ücretsiz izne çıkarılacağı duyuruldu.

Yaklaşık 1.200 çalışanın bulunduğu tesiste bu karar yalnızca istihdam açısından değil, bölgesel ısıtma sisteminin sürekliliği açısından da kritik bir eşik anlamına geliyor.

Şirket ısıtma hizmetinin aksamayacağını belirtiyor. Ancak üretimin tamamen durdurulacağı yönündeki resmî açıklama ile ısı arz sürekliliğinin hangi teknik mekanizma üzerinden sağlanacağı kamuoyuna açık ve denetlenebilir biçimde ortaya konmuş değil.

Bu tablo, sürecin yalnızca finansal bir yapılandırma olarak ele alınamayacağını; doğrudan altyapı güvenliği ve ısı arz sürekliliği boyutuyla değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Bu çerçevede üç temel başlık öne çıkmaktadır:

Birincisi, santralin bölgesel ısıtma hattına verdiği anlık ve ortalama ısıl kapasite düzenli ve şeffaf biçimde kamuoyuna açıklanmalıdır. Isı arzı, yalnızca beyanla değil ölçülebilir verilerle güvence altına alınabilir.

İkincisi, tek kaynağa bağımlı bu yapı orta vadede yeniden tasarlanmalıdır. Bölgesel ısıtma sistemleri yardımcı ısı kaynakları, ısı depolama çözümleri ve hibrit modellerle desteklenerek tek bir üretim tesisine bağımlılıktan çıkarılmalıdır.

Üçüncüsü, elektrik için geçerli olan arz güvenliği ve yedekleme kriterlerine benzer bir ulusal ısı güvenliği çerçevesi oluşturulmalıdır. Isı arz sürekliliği, özellikle soğuk bölgelerde, elektrik kadar hayati bir altyapı meselesidir.

Son Söz: Enerji Güvenliği Piyasaya Bırakılmaz

Soma’nın adı bu ülkede yalnızca bir enerji havzasını değil, 301 madencinin hayatını kaybettiği büyük bir acıyı da hatırlatır. Bu nedenle Soma’da enerji meselesi sadece megavat hesabı değildir; emek, risk ve kamusal sorumluluk meselesidir.

Kömürden çıkış bir dünya gerçeğidir ve kaçınılmazdır. Ancak bu dönüşüm, halkı soğukta, çalışanları açıkta bırakarak değil; planlı, adil ve kamusal bir güvenceyle hayata geçirilmelidir.

Adil bir enerji dönüşümünde kömürden çıkış takvimine uyulurken, ısı arz sürekliliğini garanti eden yeni bir altyapı modeli de eş zamanlı olarak hayata geçirilmek zorundadır.

Soma bugün yalnızca bir santral krizi yaşamıyor. Türkiye’de enerji dönüşümünün nasıl yönetileceğine dair bir sınav da veriyor.

Kritik altyapılar piyasa koşullarına göre değil, kamu yararı ve arz güvenliği kriterlerine göre planlanır.

Isı arzı bir ticari tercih değil, kamusal bir güvenlik meselesidir.

Filiz Pehlivan

Makine Mühendisi

Recent Posts

Meksika’da Uyuşturucu Karteline Yönelik Operasyon Sonrası Kaos

Meksika’da güvenlik güçlerinin, Jalisco Yeni Nesil Karteli’nin (CJNG) lider kadrosuna yönelik operasyonu sonrası özellikle batı…

5 saat ago

AK Parti, Baklayı Ağızdan Çıkardı: Erdoğan’ın Aday Olabilmesi İçin…

Malumun ilamı da diyebilirsiniz ama Ankara’da herkesin konuştuğunu nihayet bir AK Parti yetkilisi açık seçik…

5 saat ago

Olmaz Demeyin: İran, İsrail’i Fiilen Tanıyıp Rejimi Sürdürebilir mi?”

ABD-İran krizinde de jeopolitik analiz çoğu zaman mevcut güç dengelerinin soğuk hesabına dayanıyor. Uçaksavar, radar…

21 saat ago

ABD, Ukrayna ve İran Rollerini Türkiye’nin Elinden Alıyor mu?

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner 17 Şubat’ta…

1 gün ago

Deutsche Welle Muhabiri Alican Uludağ Tutuklandı

Tutuklama kararında, Uludağ'ın farklı tarihlerde yaptığı 22 X paylaşımı delil olarak kabul edildi. Mahkeme, bu…

2 gün ago

Birleşik Krallık Zor Bir Eşikte

Londra bugün sadece ekonomik verilerle ya da seçim anketleriyle meşgul değil. Hafızalara kazınan tek bir…

3 gün ago