Siyaset

8 Mart Mesajları, Savaşın Görünmeyen Cephesi ve Kadınlar

Dünyanın dört bir yanında kadın ve çocuklar savaşların görünmez kurbanları. Bu fotoğraf İsrail saldırısıı altındaki Gazze’den. (Foto: Samar Abu Elouf/UN Women)

Dünya yeni bir savaşlar döneminden geçerken 8 Mart yine çoğu zaman sözlerde kalan temennilerle anılan bir gün olarak karşımıza çıkıyor. Oysa bugün dünyanın birçok yerinde, en yakın olarak, kapı komşumuz İran’da kadınlar savaşın, göçün ve ekonomik krizlerin en ağır yükünü taşıyor.
Her yıl bu tarihte gazeteler, kurumlar ve sosyal medya benzer mesajlarla doluyor. Kadınların eşitlik mücadelesi hatırlatılıyor, dayanışma çağrıları yapılıyor, iyi niyetli sözler söyleniyor. Ancak bu yoğun mesaj trafiği bazen tuhaf bir sonuç da doğuruyor: Mesajların çoğaldığı yerde dikkat azalıyor.
Toplumsal cinsiyet eşitliği gibi ciddi bir mesele, bir süre sonra sembolik cümlelerin tekrarlandığı bir iletişim ritüeline dönüşebiliyor. Herkes konuşuyor ama çoğu zaman kimse gerçekten yeni bir şey söylemiyor.

Başta Afganistan Felaketi

Bugün dünya yeni bir çatışmalar döneminden geçiyor. Ukrayna’daki savaş üçüncü yılına girdi. Gazze’de ağır bir insani kriz yaşanıyor. Sudan’da milyonlarca insan yerinden edildi. Afganistan’da ise kadınların eğitim ve çalışma hakları ortadan kaldırıldı; kölelik sistamine dönüldü.
Orta Doğu’da ise İran merkezli gerilim bölgesel bir sıcak çatışmaya dönüşme riski taşıyor.  Savaş öncesi protestoların bir kısmının kadınların özgürlüğü olduğu bugün İran’da bugün tırmanan savaş çatışmaların en ağır bedelini çoğu zaman cephede olmayanların, yani kadınlar ve çocukların ödediğine bir başka örnek.
Bu krizlerin her biri farklı siyasi ve askeri dinamiklere sahip olsa da ortak bir gerçek var: Savaş ve çatışma koşulları kadınların hayatını doğrudan ve derinden etkiliyor.
Birleşmiş Milletler verilerine göre zorunlu göç nedeniyle yerinden edilen nüfusun yaklaşık yüzde 80’ini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. Buna karşılık barış müzakerelerinde kadınların temsil oranı hâlâ tek haneli rakamlarda kalıyor. Bu çelişki, savaşın kararını verenlerle bedelini ödeyenler arasındaki uçurumu açıkça gösteriyor.

Ukrayna, Gazze, Sudan

Ukrayna savaşında ülkeyi terk etmek zorunda kalan milyonlarca insanın önemli bir bölümünü kadınlar ve çocuklar oluşturdu. Erkeklerin önemli bir kısmı ülke içinde kalırken, milyonlarca kadın yeni bir ülkede hayat kurmaya çalıştı.
Gazze’de ise savaşın ortasında doğum yapan kadınların koşulları dünya kamuoyunun dikkatini çekti. Elektrik ve temiz suyun kesintiye uğradığı, sağlık sisteminin büyük ölçüde çöktüğü bir ortamda gebelik ve doğum süreçleri ciddi riskler taşıyor.
Sudan’da devam eden çatışmalar sırasında kadınlara yönelik şiddetin arttığı uluslararası raporlara yansıyor. Suriye’de ise kadınlar ve kız çocukları ayrımcı uygulamalar, şiddet ve kaçırılma vakalarıyla karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Bu koşullar kadınların hem adalete erişimini zorlaştırıyor hem de kamusal karar süreçlerinden dışlanmalarını derinleştiriyor.

Savaşın Görünmeyen Yükü

Bu örnekler savaşın yalnızca cephede yaşanan bir askeri mücadele olmadığını gösteriyor. Savaş aynı zamanda bir toplumsal düzen krizidir. Sağlık hizmetlerinden eğitime, gıda güvenliğinden barınmaya kadar uzanan geniş bir alanı etkiler.
Bu alanların büyük bölümünde ise yük çoğu zaman kadınların omuzlarına biner. Çatışma bölgelerinde ailelerin gündelik yaşamını sürdürme sorumluluğu çoğu zaman kadınların üzerinde kalır. Çocukların bakımı, yaşlıların korunması, sınırlı kaynakların yönetimi gibi görevler savaşın görünmeyen yüklerini oluşturur.
Bu nedenle toplumsal cinsiyet eşitliği meselesi yalnızca bir hak ve temsil meselesi değildir. Aynı zamanda krizlere karşı toplumların dayanıklılığıyla da yakından ilgilidir.

Ekonomik Etkiler ve Türkiye

Savaşların etkileri yalnızca çatışma bölgeleriyle sınırlı kalmaz. Küresel ekonomide yaşanan sarsıntılar enerji fiyatları, gıda maliyetleri ve tedarik zincirleri üzerinden başka ülkelerin toplumlarını da etkiler. Türkiye de bu dalgalanmalardan bağımsız değildir.
Son yıllarda yaşanan savaşlar ve jeopolitik gerilimler enerji ve gıda fiyatlarında önemli artışlara yol açtı. Bu durum özellikle düşük ve orta gelirli haneler üzerinde ciddi bir baskı yaratıyor.
Ekonomik krizlerin toplumsal etkileri incelendiğinde bu yükün çoğu zaman kadınlar üzerinde daha ağır hissedildiği görülüyor. Hane bütçesini dengelemek, artan bakım yükünü yönetmek, çocukların ve yaşlıların ihtiyaçlarını karşılamak çoğu zaman kadınların sorumluluğuna dönüşüyor.
Bu nedenle savaşların ekonomik dalgaları henüz cepheye uzak olan toplumlarda bile kadınların gündelik hayatını doğrudan etkileyebiliyor.

Gerçek Eşitlik Sınavı

Belki de 8 Mart’ın asıl sorusu hâlâ aynı: Kadınların eşitliğini ne kadar konuştuğumuz değil, hayatın en zor anlarında onları gerçekten ne kadar koruyabildiğimiz.
Çünkü eşitliğin gerçek sınavı çoğu zaman kutlama günlerinde değil, kriz zamanlarında alınan kararların içinde görünür hale geliyor.

Filiz Pehlivan

Makine Mühendisi

Recent Posts

İran Savaşı Kaybederse Bir de Tazminat Ödemek Zorunda Kalabilir mi?

Savaşlar çoğu zaman silahlar sustuğunda bitmez. Çoğu durumda asıl hesaplaşma hemen sonrasında başlar, daha acımasız…

11 dakika ago

İmamoğlu Davası Başlıyor: Yargı-Siyaset İlişkileri de Yargılanıyor

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “çıkar amaçlı suç örgütü lideri” olmakla suçlandığı, 105’i…

18 saat ago

Ukrayna’dan sonra İran Örneği: Erdoğan, İnönü Siyaseti İzlemeye Başladı

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Rusya-Ukrayna savaşı örneği ardından ABD-İran çatışmasında izlediği diplomasi çizgisi giderek İkinci Cumhurbaşkanı…

2 gün ago

Türk–İspanyol Dostluğu Yeni Bir Ritim mi Tutuyor?

Son günlerde sosyal medyayı takip edenler ilginç bir manzarayla karşılaşıyor. Türkiye’den İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’e…

2 gün ago

Irak’ın First Lady’sinden ABD-İsrail’e: Elinizi Kürtlerden Çekin

İran savaşı kızışırken, ABD ve İsrail “Kürtleri savaşta kullanma” dahil ellerindeki kozları birer birer masaya…

3 gün ago

İsrail Gerçekten Türkiye’ye Saldıracak Kadar Çıldırmış Olabilir mi?

ABD Başkanı Donald Trump  işbaşına geldiğinden bu yana, dünyaya ABD’nin son yüz yıldır saklamaya çalıştığı…

3 gün ago