Terörsüz Türkiye projesiyle iç cepheyi tahkim etmeyi amaçlayan iktidar, seçmenin üçte birinin oyuna sahip CHP’yi dışarıda tutarak kendi bildiği dalı kesiyor. CHP lideri Özel, 11 Mart akşamı Pendik mitinginde İmamoğlu ve CHP’li belediye başkanları ve çalışanlarının tutuksuz yargılaması talebini tekrarladı. (Foto: CHP)
CHP’liler de DEM’liler de sürece “Terörsüz Türkiye” denmesini istemiyor ama bu slogan tuttu; oradan ilerleyelim. Terörsüz Türkiye sürecinin açılışını MHP lideri Devlet Bahçeli yaptı ama sürecin temelini 30 Ağustos 2024 Zafer Bayramı konuşmasındaki “İç cepheyi tahkim” söylemiyle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan attı.
Sadece Erdoğan-Bahçeli ittifakının çalışması olmanın ötesinde bir devlet projesi izlenimi veriyordu.
Özü, PKK’nın silahsızlaşması üzerinden Kürt sorununa TBMM çatısı altında siyasi çözüm arayışıydı.
Dar açıdan baktığınızda, Türkiye’nin 15 Temmuz 2016 darbe girişimi ardından Suriye politikasıyla birlikte farklılaşan güvenlik politikası, ona paralel olarak askeri teknolojide (yerli elektronik harp ve SİHA’ların kullanımına el veren) gelişmeler, PKK’ya önce yurt içi, sonra Suriye ve Irak’ta ağır hasar vermeye başlamıştı. Ankara kendisini artık daha fazla kan dökülmeden bu konuyu sorun olmaktan çıkarabilecek güçte görüyordu.
Geniş açıdan baktığınızda, 2024 yaz sonu itibarıyla Suriye’de de ABD’de de yönetim değişikliğinin eli kulağında olduğu görülüyordu. Bu ortamda ABD’nin siyasi askeri koruması altında Suriye’de ilan edilecek Kürt özerkliği oldubittisi ihtimali bulunuyordu. Gazze’de katliamlar sürerken İsrail’in boş durmayacağı, Suriye ve İran’a yöneleceği görülüyordu.
Bir asır önce Rus ve Fransız işgal ordularının Ermeni silahlı örgütlerinden, İngilizlerin dolduruşundaki Yunan ordularının Rum silahlı örgütlerinden aldığı destek Türk devletinin kolektif hafızasında duruyordu.
İç cepheyi tahkim, dışarıdan gelen veya gelebilecek tehdide karşı gerekir.
AK Parti-MHP Cumhur İttifakı Türkiye’ye ve vatandaşlarına neredeyse yarım asırdır on binlerce cana, trilyon dolarlar düzeyinde ekonomik zarara, hesaplanamayacak siyasi itibar kaybına ve demokrasi ve hukuk devleti alanlarında patinaja yol açan bu soruna neşter atıyor.
Bunu TBMM çatısı altına yasal düzenlemeler perspektifiyle taşıyarak da doğru bir iş yapıyor. Ancak iktidar bir yandan iç cepheyi tahkim için Kürt sorununa Meclis’te siyasi çözüm amacıyla doğru bir adım atarken, diğer yandan tahkim stratejisinde gediğe yol açıyor.
Bu gedik, sadece seçmenin üçte birinin oyuna sahip ana muhalefet partisini giderek daha çok ötekileştirme, dışlama siyasetiyle hareket etmesinde değil, onunla birlikte Anayasayı değiştirmeden, özellikle yargı kararlarının uygulanması konusunda değiştirmiş gibi davranmasındadır.
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında önemli bir çalışma yapan TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na “demokrasi” sözcüğünün CHP’nin ısrarıyla konulmasının bir karşılığı olmalı.
İç cephe yalnızca güvenlik-siyaset dengesiyle değil, hukuk devleti, serbest siyasi rekabet ve halkın geniş desteğiyle de tahkim edilir.
Oysa mevcut tablo, sadece CHP değil, ama şu anda en çok CHP’nin üzerine serbest siyasi rekabeti engelleyecek ölçüde “yargıharp” yöntemleriyle gidildiğini gösteriyor.
Bunun uluslararası siyasette anlamı, siyasi rakibini korkutmak veya engellemek için yasal süreçlerin stratejik kullanımıdır.
Bunun örneklerini CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını açıklaması ardından onun ve CHP’li belediyelerin başına gelenlerde de görebiliyoruz, CHP-içi kavganın mahkemelere yansıtılıp yıpratma savaşına dönüştürülmesinde de. İmamoğlu davasının daha ilk günlerdeki seyri dahi gelecekte yol açabileceği siyasi ve toplumsal gerilimler hakkında fikir veriyor.
Oysa tek bir adımın atılmasıyla bu gerilimin giderilmesi, iç cephenin siyasi ve toplumsal boyutuyla daha demokratik zeminde tahkim edilmesi, CHP seçmeninin de süreci sahiplenmesi mümkün.
Bu adım yargılamaların tutuksuz devamıdır. Zaten dün 98’inci mitingini yapan CHP lideri Özgür Özel de yolsuzluk iddialarının soruşturulmasını istemiyor; tutuksuz ve adil yargılama istiyor.
Etrafımız ateş çemberine dönüşmüşken, milli beraberlik duygusunu da tahkim edecek bu adım gerekli görünüyor.
Trabzon’da deniz dolgusu üzerine inşa edilen şehir hastanesi son günlerde farklı bir tartışmayla gündeme geldi.…
İsrail artık yalnızca Gazze’de, Lübnan’da ya da İran cephesinde savaşmıyor. Ölçeğini aşan çok daha geniş…
Aslında savaşın ilk haftasından itibaren ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’in zorlamasıyla giriştiği İran savaşından çıkış…
Milli Savunma Bakanlığı, “son gelişmeler” üzerine NATO’nun Türk hava sahasını güçlendirmek amacıyla Kürecik radarının bulunduğu…
ABD’de İran yaptırımlarını delme suçlamasıyla açılan Türkiye Halk Bankası (Halkbank) davasında yeni bir aşamaya gelindi.…
Petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerine çıkması yalnızca enerji piyasalarını değil, dünya genelinde enflasyonla mücadele…