CHP lideri Özel’den sürpriz çıkış: İmamoğlu ve arkadaşlarımız tahliye edilmeli. İmamoğlu’nun sokağa çıkmasından korkuyorlarsa ev hapsi versinler.(Foto: CHP)
CHP lideri Özgür Özel, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere İBB davalarından yargılanan bütün arkadaşlarının tahliye edilerek tutuksuz yargılanması gerektiğini söyleyerek, “Eğer Ekrem Bey’in sokak performansından korkuyorlarsa, en azından ev hapsi versinler” dedi. YetkinReport’un sorularını yanıtlayan CHP lideri, “Tutuklulukların uzamasıyla Ekrem Bey’i sevenlerde öfke biriktiği gibi, iktidardakiler de bu kadar uzun tutukluluğu savunamaz hale geldiler” diye konuştu.
“İç cephe tahkimi, ateş çemberi, siyasi kutuplaşma” diyorlar. “Tahliyeler siyasi tansiyonu düşürür,” diyen Özel, İmamoğlu ve arkadaşlarının tahliyesinin Terörsüz Türkiye’ye kamuoyu desteği bakımından da yardımcı olacağını öne sürdü. Mahkemenin Nisan başı ve sonunda yapacağı tutukluluk değerlendirmelerine dikkat çeken Özel, sorgusu yapılan İBB davasından tutuklu arkadaşlarının tahliyelerinin başlamasıyla Borsanın rekor kıracağını, Türkiye’nin risk priminin düşeceğini de iddia etti.
Özel’in, İmamoğlu’nun gözaltına alındığı 19 Mart 2025’in yıldönümüne bir hafta kala, bir yandan İBB’nin merkezinin bulunduğu Saraçhane’de bir protesto mitingi hazırlığı içindeki Özel’in, özellikle de “ev hapsi” formülü konusundaki sözleri hem Meclis siyasetinde hem de CHP içinde yankılanmaya aday. Siyaseten karşılık bulursa, gerçekten de siyasi “iklimi değiştirip” son olarak ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla etrafı savaşlarla çevrilen Türkiye’de iç siyasi gerilimleri azaltma ihtimali var.
Özel’in sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:
– 11 Mart akşamı Pendik mitinginizde “Tutuksuz yargılama bu ülkede tansiyon düşürür” dediniz; “Bu milletin en çok meşgul edildiği konu, arkadaşlarımızın uğradığı iftiralardır” diye eklediniz. Ekrem İmamoğlu ve CHP’li belediyelerin davaları tutuklu kalmadan devam ederse bu siyasi gerilimi nasıl düşürecek? Ne demek istediniz?
– Bir yandan hem Erdoğan hem Bahçeli hem de iktidardan yana yorumcular, efendim, iç cephe tahkimi, etrafımız ateş çemberiyken siyasi kutuplaşmanın Türkiye’yi zorda bırakacağını filan söyleyip bizi suçluyorlar.
– Önceki gün Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “selden kütük kapma” ve “Ankara merkezli siyaset” gibi eleştirilerini mi kast ediyorsunuz?
– Evet. Benzer sözleri Bahçeli’den de duyuyoruz.
Bir yandan da partimiz CHP’nin şimdiye dek en önemli çıkışlarından birini yapmış, Erdoğan’a hiç yenilmemiş ve cumhurbaşkanı adaylığını ilan etmiş siyasetçisi tutuklu yargılanıyor, hapiste. Ve var güçleriyle kendisine, ailesine, yakın siyaset arkadaşlarına, toplantılarını düzenleyen özel kalem müdüründen aracını kullanan şoförüne, korumasına dek sert bir saldırı var; çoğu tutuklu.
İmamoğlu’nu siyaseten yok etme, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni de felç etmek, hizmet üretemez hale getirmek amaçlanıyor.
Şimdi dava başladı. İmamoğlu ve arkadaşları gözaltına alındıktan neredeyse bir yıl sonra hâkim karşısına çıkarıldılar.
– Duruşmalar da gergin geçiyor. Tahliye imkânı görüyor musunuz?
– Mahkeme, Nisan başında tutukluluk incelemesi, Nisan sonunda da ara karar ve yine tutukluluk incelemesi yapacağını söyledi.
İç cephe güçlensin, siyasi tansiyon düşsün diyenlere şunu sorayım: tutukluk incelemesinin bayramdan önce yapılmasında, bırakılacağı belli olanların bir bayram daha içeride tutulmasında ne yarar var? Ama yapmayacakları anlaşılıyor
Oysa yapılacak tutukluluk incelemesinde, sorguları yapılan arkadaşların tutuksuz yargılanması kararı çıkarsa, bu siyasi iklimi değiştirebilir, tansiyonu düşürür.
Kimse ‘Beni yargılamayın’ demiyor ki… Adil ve şeffaf yargılama istiyor ve en önemli hakkı olduğu şekilde “Beni tutuksuz yargılayın,” diyor. Çünkü tutuklu yargılama koşulları artık ortadan kalktı.
Tutuksuz yargılama başladığında tansiyon kendiliğinden düşer. Tutuksuz yargılananlar mahkemeye sadece kendilerini ilgilendiren duruşmada gelir. Tutuklu her arkadaşın avukatları, yakınları, parti örgütü filan, herkes her duruşmaya yığılmaz; bu kalabalık olmaz mesela.
– Siyasi gerilim ilk olarak duruşma salonundan başlar mı diyorsunuz?
– Tepkimiz yargılamaya değil, gereksiz yere tutuklu yargılamaya. Bir de yok gizli tanık, itirafçı kaynaklı iddiaların iftiraların mutlak gerçeklermiş, hatta kesinleşmiş hâkim kararıymış gibi yansıtılmasında.
“Ahtapot” ve saire söylemler, önce iddianamede yer alsa ve sonra bunu Cumhurbaşkanı, Adalet Bakanı söylemiş olsa, beis yok; siyaset dilidir deriz.
Ama önce bu ifadeleri Erdoğan kullanıp ardından iddianamede görünce savcının iddiası siyasete konu olmuyor siyasetçinin söylemi savcı tarafından iddianameyi derç ediliyor. Hele hele gizli yürütülen bir soruşturmada.
Erdoğan ve Akın gürlek biri siyaseten biri de iddianamede aynı ifadeyi kullanarak birbirlerini ihbar etmiş oldular tepkimiz bunadır.
– İktidar kulislerinde “Tahliye olursa İmamoğlu da çıkar otobüsün üstüne” gibi, “Zafer kazandık derler, sonra bir daha alamayız” gibi söylemler de duyuluyor. Size de geliyordur. Buna ne diyorsunuz?
– Evet, geliyor. Ama zaten buradan da davanın siyasi olduğu belli.
Bir insanın tutukluluğunun gerekçesi ‘serbest kalırsa siyasi kampanya yapar’ olabilir mi?
Hadi onların hukuk tanımaz zeminine ben de ineyim, onlar gibi düşüneyim: eğer Ekrem Bey’den çok korkuyorlarsa, sokak performansından çok korkuyorlarsa hiç değilse ev hapsi versinler.
– Çok ilginç bir şey söylediniz. Peki, Ekrem Bey ne diyecek bu ev hapsi formülünüze? İkinci duruşmada “Derdiniz benimle, arkadaşlarımı bırakın, beni yargılayın” demişti.
– Ekrem Bey’in hemen özgürlüğünü istemesi kadar doğal bir şey yok. Ancak inanıyorum ki o da bunu kabul eder. Biz bütün arkadaşlarımızın tutuksuz yargılanmasını istiyoruz, tabii Ekrem Bey’in de. Madem ki sokağa çıkar diye korkuyorlar, ev hapsi versinler. Hiç değilse yüksek güvenlikli cezaevinde, tecrit ortamındaki işkence son bulur.
Tutuklulukların uzamasıyla Ekrem Bey’i sevenlerde öfke biriktiği gibi, iktidardakiler de bu kadar uzun tutukluluğu savunamaz hale geldiler.
Tahliyeler genel olarak tansiyonu düşürür. Bu, ailelere de iyi gelir, bize de iyi gelir ve aslında iktidar farkında değil ama Türkiye’ye de iyi gelir.
Ben inanıyorum ki Ekrem Bey ve arkadaşlarının tahliyesiyle Borsa rekorlar kırar, Türkiye’nin risk primi düşer, tüm dünyadan olumlu yankılar gelir.
– İç cephenin tahkimi konusuna dönersek, Terörsüz Türkiye süreci önümüzde. Böyle bir tansiyon düşmesinin ona etkisi nasıl olur?
– Terörsüz Türkiye süreci Meclis’ten geçti. Orada parti gruplarının, milletvekillerinin desteği önemliydi. Bundan sonra kamuoyu desteği önemli.
Bakın ben sokakta rakiplerinin beş katı halkla temas eden bir parti genel başkanıyım. Muhalefetin en önemli isimlerinden birisinin hapiste tutulduğu bir süreçte, Terörsüz Türkiye alanında atılacak bazı adımların tartışmaya yol açmasından endişe duyarım.
Geçenlerde Karaman mitingimizde, konuşma öncesinde yaşlıca bir vatandaş yanıma geldi. Terörsüz Türkiye’yle terör örgütü üyeleri serbest kalırken bizim Ekrem içeride mi kalacak? Bunu da söyle dedi.
Sonuçta bir Terörsüz Türkiye sürecinde üzerinize düşeni yaptık, yapıyoruz; Karaman’daki amcayı da ikna etmek lazım.
– Cumhurbaşkanının selden kütük kapma suçlamasına ne diyorsunuz?
– Bunu Erdoğan söylüyor. Dış politikada bazı hatalar yapıldı. Rus uçağının düşürülmesi, önce gerilim, sonra barışma stratejisiyle S-400’ler alındı. ABD’da CAATSA’ kapsamına alındık, üreticisi olduğumuz F-35’ten dışlandık. Üretimini yaptığımız F-16’ları modernize edemez hale geldik. Şimdi başkalarından Eurofighter bekliyoruz. Ümidimiz KAAN’da, destekliyoruz. Ama S-400’leri kullanamıyoruz. İran füzelerinde görüldü. Yine Patriotlara muhtaç olduk.
Zafiyet benim bunları söylememde değil ki, Türkiye’nin savunmasını bu hale getirenlerde.
Şehirde elektrik kesilmiş, ben elektrik kesildi deyince keseni değil beni suçluyorlar.
S-400’ler neden kullanılmadı diye sormamıza kızıyor, F-35’te özeleştiri yapacaklarına bizi eleştiriyorlar.
Güçlü hava savunma sistemi olan firkateynler yapılmalı dedik. Yapılsaydı, şimdi Kıbrıs’ın önüne çekerdik. Bunu hazır etmemek mi suç, dile getirmek mi?
Tamam biz selden kütük kapmayalım da bizim kütükler niye suya kapılmış bunu da sormayalım mı?
İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney’in ilk mesajı üzerinden bir kaç saat geçmişken Adana,…
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’ne layık görülmesi yalnızca sembolik bir…
CHP’liler de DEM’liler de sürece “Terörsüz Türkiye” denmesini istemiyor ama bu slogan tuttu; oradan ilerleyelim.…
Trabzon’da deniz dolgusu üzerine inşa edilen şehir hastanesi son günlerde farklı bir tartışmayla gündeme geldi.…
İsrail artık yalnızca Gazze’de, Lübnan’da ya da İran cephesinde savaşmıyor. Ölçeğini aşan çok daha geniş…
Aslında savaşın ilk haftasından itibaren ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’in zorlamasıyla giriştiği İran savaşından çıkış…