Siyaset

Azerbaycan-İsrail İlişkileri: Çok Yönlü Bakü Diplomasisini Anlamak

Son olarak 2026’da imzalanan bir mutabakat zaptı, İsrail–Azerbaycan ilişkilerini enerji ve savunmadan sonra “yapay zekâ ve yüksek teknoloji ortaklığına” taşıyan yeni bir stratejik adım olarak görülüyor. (Foto: @AzEmbTelAviv)

Jeopolitik kriz dönemlerinde karmaşık gerçekliklerin basit anlatılara indirgenmesi neredeyse kaçınılmaz. Bugün Orta Doğu’da İran ile ABD–İsrail ekseninde tırmanan ve çevre ülkelere sıçramakta olan savaş, bölgede yeni bir kırılma yaratırken, Azerbaycan da bu tartışmaların içine çekilmiş durumda.

Uluslararası medyada ve bazı siyasi çevrelerde Bakü’nün İsrail ile ilişkileri neredeyse tek başına belirleyici bir unsur gibi sunuluyor. Hatta kimi analizlerde Azerbaycan, İsrail’in bölgede kullandığı bir “operasyon üssü” ya da “jeopolitik vekili” gibi gösteriliyor.

Bu tür yorumlar kulağa çarpıcı gelebilir; ancak gerçeğin yalnızca küçük bir kısmını yansıtıyor.

O yüzden Azerbaycan’ın dış politikasını anlamak iyi anlamak, tek bir ilişkiye odaklanmamak gerekiyor. Bakü’nün izlediği strateji uzun süredir akıllı bir strateji çerçevesinde tek eksenli bir ittifaka değil, dikkatle inşa edilmiş çok boyutlu bir diplomasiye dayanıyor.

Bu yaklaşımın arkasında ideolojik tercihlerden çok coğrafyanın dayattığı zorunluluklar var.

Zor Coğrafyanın Öğrettiği Denge

Azerbaycan Avrasya’nın en hassas jeopolitik kesişim noktalarından birinde yer alıyor. Kuzeyinde Rusya, güneyinde İran, batısında Türkiye ve Avrupa enerji piyasaları, doğusunda ise Hazar üzerinden Orta Asya bulunuyor. Böyle bir coğrafyada tek bir stratejik eksene bağlanmak çoğu zaman kırılganlık, zafiyet yaratır. Öyle de oldu geçmişte.

Bu nedenle Azerbaycan’ın dış politikası bilinçli bir şekilde denge, çeşitlilik ve stratejik esneklik üzerine kuruludur.

Son yirmi yılda Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in izlediği (yarattığı sonuçlarla bakılırsa genelde başarılı bulunan) çizgi de bu mantığı yansıtıyor: mümkün olduğunca geniş bir uluslararası ortaklık ağı kurmak, büyük güç rekabetlerinin ortasında manevra alanını korumak, ülkenin ekonomik kalkınmasını, menfaatlerini ve rejimini güvence altına almak.

Diplomasi dünyasında yıllarca çalışmış biri olarak şunu söyleyebilirim: küçük ve orta ölçekli devletler için en zor meselelerden biri büyük güçler arasında sıkışmadan hareket edebilmektir. Azerbaycan tam da bunu yapmaya çalışıyor.

Enerji: Azerbaycan’ın Stratejik Kartı

Azerbaycan’ın küresel sistemdeki öneminin merkezinde enerji bulunuyor.

Ülke günde yaklaşık 700 bin varil petrol üretiyor. Bu petrolün büyük kısmı Bakü–Tiflis–Ceyhan boru hattı üzerinden Türkiye’nin Ceyhan limanına ulaşıyor ve oradan dünya pazarlarına dağıtılıyor. Doğal gaz ise Güney Gaz Koridoru aracılığıyla Türkiye ve Avrupa’ya taşınıyor.

Bu sistem yalnızca Azerbaycan için değil, Avrupa’nın enerji güvenliği açısından da stratejik bir rol oynuyor.

İsrail de Azerbaycan petrolünü satın alan ülkelerden biri. Bakü’ye yönelik eleştirilerden birisi bu: Nasıl İsrail’e petrol satarsın?

Ancak burada gözden kaçırılan önemli bir gerçek var: petrol ticareti çoğu zaman siyasi bir jest değil, küresel enerji piyasasının doğal işleyişinin bir parçasıdır. İsrail petrolünü yalnızca Azerbaycan’dan değil; Kazakistan, ABD, Brezilya, Gabon, Irak ve Norveç gibi birçok ülkeden de temin ediyor.

Dolayısıyla Azerbaycan petrolünün İsrail’e satılması siyasi bir jestten çok uluslararası değeri üzerinden yapılan ticari bir alışveriş ilişkisidir.

Karabağ Savaşı ve Teknoloji İşbirliği

Azerbaycan ile İsrail arasındaki ilişkilerin bir diğer boyutu savunma ve teknoloji alanında ortaya çıkıyor.

Karabağ savaşında Azerbaycan ordusunun modernleşmesinde Türkiye ile birlikte İsrail savunma teknolojilerinin önemli rol oynadığı biliniyor. Özellikle insansız hava araçları ve elektronik harp sistemleri savaşın seyrini değiştiren unsurlar arasında yer aldı.

Ancak ilişkiler yalnızca askeri alanla sınırlı değil. Tarım teknolojileri, su yönetimi, siber güvenlik ve inovasyon alanlarında da önemli işbirliği bulunuyor.

Diplomatik açıdan bakıldığında ise İsrail ile kurulan ilişkilerin Azerbaycan’ın Batı başkentlerindeki görünürlüğünü artırdığı da bir gerçek. Washington ve Londra gibi merkezlerde Azerbaycan’ın tezlerinin daha iyi anlaşılmasında bu temasların etkisi olduğu sıkça dile getiriliyor.

Türkiye ile Stratejik Ortaklık

Azerbaycan dış politikasının omurgasını ise Türkiye ile kurulan stratejik ortaklık oluşturuyor.

İki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler son yıllarda önemli ölçüde derinleşti. Ticaret hacmi henüz 10 milyar doları bulamadı ama yatırım ilişkileri daha dikkat çekici. Azerbaycan’ın Türkiye’deki çoğu Socar üzerinden yapılan yatırımları 19,5 milyar doların üzerinde, Türk şirketlerinin Azerbaycan’daki yatırımları ise 12 milyar dolar civarında.

SOCAR’ın Türkiye’de gerçekleştirdiği yatırımlar – özellikle STAR Rafinerisi ve petrokimya projeleri – bu stratejik ortaklığın en somut örneklerinden biri.

İran ile Zor Komşuluk

Azerbaycan’ın İran ile ilişkileri ise tarihsel bağlara rağmen her zaman kolay olmadı.

İran’da nüfusun üçte birini oluşturan milyonlarca Azeri kökenli vatandaş bulunmasına rağmen Karabağ savaşları sırasında Tahran’ın Ermenistan ile aynı tarafta yer alması Bakü’de ciddi bir güvensizlik yarattı.

Bugün Zengezur Koridoru tartışmaları bu gerilimin yeni başlığı. İran bu koridorun kendi bölgesel etkisini zayıflatacağını düşünüyor ve engellemeye çalışıyor.

Buna rağmen Azerbaycan İran ile doğrudan bir çatışmadan özellikle kaçınıyor. Ticaret hacmi sınırlı da olsa devam ediyor. 2025 itibarıyla iki ülke arasındaki ticaret yaklaşık 600 milyon dolar seviyesinde.

Aras Nehri üzerindeki enerji projeleri ve Kuzey–Güney ulaşım koridoru gibi girişimler iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğinin devam ettiğini gösteriyor.

Çok Boyutlu Diplomasi

Bu tabloya baktığımızda Azerbaycan’ın dış politikasının tek bir eksene bağlı olmadığını açıkça görüyoruz.

Bakü aynı anda:

  • Türkiye ile stratejik müttefik
  • Avrupa için enerji tedarikçisi
  • Çin için lojistik partner
  • Rusya ile temkinli komşu
  • Pakistan’la dost
  • İsrail ile teknoloji ortağı
  • ABD ile yakın müttefik olabiliyor.

Bu çok yönlü diplomasi aslında Azerbaycan için bir tercih değil; bir zorunluluk.

Türkiye’deki Tartışmalar

Türkiye’de zaman zaman Azerbaycan’ın dış politika tercihlerini ağır eleştiren yorumlar da ortaya çıkıyor. Özellikle İran’a yakın söylemleri benimseyen bazı çevrelerin Bakü’ye ve Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e yönelik sert saldırıları dikkat çekiyor.

Bu tür yorumların Azerbaycan’da şaşkınlık ve üzüntü yarattığını söylemek zor değil.

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişki yalnızca diplomatik bir ortaklık değil; tarih, kültür ve ortak kader üzerine kurulu güçlü bir bağdır. Üçüncü ülkelerle ilişkilerden etkilenmez.

Sonuçta Azerbaycan’ın izlediği çok boyutlu diplomasi yalnızca kendi güvenliği için değil, bölgesel istikrar açısından da önemli bir denge unsuru oluşturuyor. Hatta ileride Türkiye-İsrail arasında ortalık durulduktan sonra kaçınılmaz şekilde yaşanacak olan normalleşme de Bakü’ye perde arkasında önemli bir rol de düşecektir.

Rusya ve İran gibi iki büyük komşunun kıskacında bulunan Azerbaycan’ın egemen ve bağımsız bir devlet olarak yaptığı stratejik tercihlere saygı duymak hem gerçekçi hem de gereklidir.

Mehmet Öğütçü

Londra Enerji Kulübü YK Başkanı

Recent Posts

İlber Ortaylı: Türkiye’nin Büyük Bir Değeriydi

Dün, 13 Mart’ta vefat eden İlber Ortaylı’yı sadece tarihçi olarak tanımlamak Türkiye’nin son kırk yılına…

21 saat ago

Özel: İmamoğlu Tahliye Edilmeli, Korkuyorlarsa Ev Hapsi Versinler

CHP lideri Özgür Özel, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere İBB davalarından yargılanan bütün arkadaşlarının tahliye…

1 gün ago

Türkiye’ye 3. Füze, İran’da Mücteba Vitesi ve İsrail’in Çöken Hesabı

  İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney’in ilk mesajı üzerinden bir kaç saat geçmişken Adana,…

2 gün ago

Atatürk Uluslararası Barış Ödülü: Zor Bir Dönemde Barışı Hatırlamak

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’ne layık görülmesi yalnızca sembolik bir…

2 gün ago

İç Cepheyi CHP’siz Tahkim Mümkün mü?

CHP’liler de DEM’liler de sürece “Terörsüz Türkiye” denmesini istemiyor ama bu slogan tuttu; oradan ilerleyelim.…

3 gün ago

Trabzon Şehir Hastanesi Tartışması: Zeminde Kayma Var mı?

Trabzon’da deniz dolgusu üzerine inşa edilen şehir hastanesi son günlerde farklı bir tartışmayla gündeme geldi.…

3 gün ago