Categories: Siyaset

Utanç Oyu: Avrupa, Afrika Köle Ticaretini En Ağır İnsanlık Suçu Saymadı

Afrikalıların köleleştirilip satılmasını en ağır insanlık suçu sayan karara ülkelerin oylarını gösteren tablo. ABD, İsrail, Arjantin karşı çıktı. Avrupalılar çekimser oy kullandı. “Evet” diyen AB ülkesi yok. (Görsel: BM)

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 25 Mart 2026’da yaptığı tarihi bir oylamayla, köleleştirilmiş Afrikalıların ticaretini “insanlığa karşı işlenmiş en ağır suç” ilan etti. Tam adı “Köleleştirilmiş Afrikalıların Ticareti ve Afrikalıların Irksallaştırılmış Mal Statüsünde Köleleştirilmesinin İnsanlığa Karşı İşlenen En Ağır Suç Olarak İlan Edilmesi” olan karar tasarısına 123 kabul, 3 ret oyu verildi, 52 de çekimser oy.
Afrika Birliği adına Gana Cumhurbaşkanı John Dramani Mahama’nın önayak olduğu, Türkiye’nin olumlu oy kullandığı karara sadece üç ülke karşı çıktı: ABD, İsrail ve Arjantin.
ABD zaten 250 yılda dünyanın en güçlü ülkesi olmasını bir ölçüde Afrika’dan kaçırılıp köle yapılmış insanlara borçlu. Başta Barack Obama yönetimi olsaydı durum farklı olur muydu? Bilemiyorum. Ama Donald Trump yönetimin karşı çıkması şaşırtıcı değil. İsrail’in ve elinde İsrail bayrağı dalgalandırıp Trumpçı olduğunu söyleyen aşırı sağcı Javier Milei yönetimindeki Arjantin’in “hayır” oyu da öyle.
Şaşırtıcı olan, insan hakları şampiyonu Avrupa ülkelerinin topluca verdiği “Çekimser” oy.

Avrupa’nın Utanç Oyu

Özellikle Avrupa Birliği demedim, Avrupa dedim. Çünkü 27 AB ülkesi dışında, AB üyesi olmayan İngiltere, İsviçre, Norveç de sömürgeci dönemde Afrikalıların kaçırılıp köleleştirilip mal gibi satılmasını en ağır insanlık suçu saymaya “çekindi”. Dahası, AB üye adayı olma ümidiyle Arnavutluk, Bosna-Hersek, Makedonya, Moldova ve Karadağ da onlara katıldı.
AB üyeleriyle birlikte bu beş aday üye adına gereçkeleri açıklamak ise AB Dönem Başkanı Güney Kıbrıs adına konuşlan Gabriella Michaelidou’ya düştü. Söylediğine göre AB’nin çekimser oyu şu gerekçelere dayanıyordu:
• Hukuki Terminoloji: AB, köle ticaretini tanımlamak için “en ağır” gibi bir ifadenin kullanılmasına karşıydı; insanlığa karşı suçlar arasında “hiyerarşi” getiriyordu.
• Geriye Dönük Uygulama: AB uluslararası hukuk kurallarının 15. ve 19. yüzyıllar arasındaki “tarihi” olaylara “geriye dönük olarak uygulanmasına” karşıydı.
• Tazminat: Karar tasarısı açıkça; resmi özürler ve mali tazminatları da içeren “onarıcı adalet” çağrısında bulunuyordu. AB ve diğer Batılı ülkeler “o dönem yasadışı değildi” gerekçesini öne sürüyordu.

Sadece Avrupa Değil

Sadece Avrupa ülkeleri de değil, Afrikalıların köleleştirilip “Batı” uygarlığının inşasında zor gücüyle kullanılmasının kabulünde çekimser oyu kullanan.
Japonya, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda; onların oyu da çekimser.
Afrikalıların, aynı şekilde Karayip halklarının köleleştirilmesini en ağır insanlık suçu sayan bir tek G7 üyesi de olmamış yani.
Tarih bize Avrupa’nın sömürgeci dönemde birden zenginleşmesinde köleleştirilmiş Afrikalıların payını gösteriyor.
İlk akla gelen İngiltere, Birleşik Krallık. Ama İngiliz sömürgeciliği ikinci sırada. Bakmayın sonra faşist diktatörlük altında gerilediklerine; köle ticaretini ilk başlatıp en uzun sürdürenler Portekizliler. İlk beşte sırasıyla Fransa, Hollanda ve sonradan gelip arayı kanlı bir şekilde kapatan Belçika var.
Bu çekimser oyu, kapitalizmin yükselişinde ister Afrika ister Güney Asya olsun, insanların silah zoruyla köleleştirilmesi ve sömürgeciliğin itirafı ve hâlâ sahiplenilmesi de turnusol kâğıdı gibi olmuş; o yüzden utanç verici.
O yüzden, örneğin Bosna-Hersek ve Makedonya’nın AB ümidiyle bu yönde oy kullanmasına özellikle üzüldüğümü şahsi bir not olarak kaydetmek isterim.

Gelelim Tazminat Meselesine

AB’nin gerekçeleri arasında ilk sıraya koyduğu “hiyerarşi” itirazı, daha çok ideolojik bir gerekçe sayılmalı. Aynı AB 25 yıl önce, 2001’de Durban, Irkçılığa Karşı Dünya Konferansında köle ticaretinin “insanlığa karşı bir suç olduğunu ve her zaman öyle olması gerektiğine” katılmıştı. Şimdi çekimser oyu kullanmalarına “en ağır-gravest” ifadesini gerekçe yapıyorlar.
Asıl itirazın karardaki “tarihi olayların geriye dönük uygulanması” ve “onarıcı adalet” çerçevesinde insanları köleleştirilmiş, kaynakları gasp edilmiş halklara “tazminat” ödenmesine olduğu da anlaşılıyor.
Peki ama bu gerekçeler onlarca yıl boyunca 1915 Ermeni soykırımı iddiaları çerçevesinde Batı ülkelerinde Türkiye’den istenenler değil miydi? O nedenle Ermenistan’ın da çelişki gibi görünen çekimser oyu kullanmasına o kadar üzülmedim. Demek ki Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan arasındaki işbirliği umudu işe yarıyor.
1950’lerde NATO üyeliğiyle Batı ittifakına yeni katılan Türkiye, BM oylamalarında bağımsızlık savaşı veren Cezayir’e karşı, halkın ve basının Cezayirlilere verdiği desteğe rağmen Fransa’dan yana oy kullanmıştı. Bu lekeyi temizlemek onlarca yıl aldı. Şimdi Türkiye’nin “evet” oyu bu nedenle de önemli.

Murat Yetkin

Gazeteci-Yazar

Recent Posts

Türkiye, AB’nin Kararsızlığıyla Büyüyen Açmazları Nasıl Aşabilir?

Türkiye-AB ilişkilerine engel olan önemli siyasi konular 2016 anlaşmasından geri kalan 6 maddeyle ilgili.

9 saat ago

Devasa Fon Dolandırıcılığının Temelindeki Yapısal Sorunlar

Kamu görevlilerinin görev suçlarında, “amirin yargıya soruşturma izni” vermesi kurumu stratejik görevler için istisna kaldırılmalıdır.…

1 gün ago

AB Türkiye’yi Dışarda Tutarken Kendi Geleceğini mi Sınırlıyor?

AB Türkiye’yi içeri almak istemeyebilir. Türkiye de bütün stratejik geleceğini bu karara bağlamak zorunda değil.

1 gün ago

Sigara yasağı sıkı uygulansın denince hangi lobiler ayağa kalkıyor?

Sağlık Bakanının sigara yasağının daha sıkı uygulanması için sunacağı yasa teklifine Cumhurbaşkanlığı bünyesinden gelen tepki…

2 gün ago

Mekke Paktı’nın kendisi mi basın açıklaması mı Meclis’e getirilecek?

Mekke Paktı, önemli, stratejik bir girişim ve TBMM’nin de Türk halkının da bunu ayrıntılarıyla bilme…

4 gün ago

Yeni Parti’den Ticaret ve Aile bakanlarına fon krizi soruları

Özgür Özel, fon krizi bilgisi dahilindeyse Erdoğan'ın hesap vermesi, değilse yönetme kabiliyetini yitirdiğini kabul etmesi…

5 gün ago