Trump Erdoğan’dan Türkiye’yi ve dolayısıyla NATO’yu İsraill’le çatışmanın yol açacağı felaket senaryosundan uzak tutmasını mı istemişti?Savaşların sonunda bölgeye Türkiye üzerinden yatırım geleceği vaadi de dahil mi bu senaryoya? Fotoğrafta Erdoğan Trump’ın açıklamayı yaptığı gün İstanbul’da özel bir görüşme yaptığı Dünya Ekonomik Forumu’nun ve dünyanın en büyük yatırım şirketlerinden Black Rock’ın Başkanı Laurence Fink ile görülüyor. (Foto: @tcbestepe)
Tamam, normal koşullar altında değiliz ama ABD Başkanı Donald Trump’ın şu sözleri, normal koşullar altında çok tartışılacak türden: “Türkiye bence harikaydı. Aslında hem harikaydı hem de onlardan yapmamalarını istediğimiz şeylerden uzak durdular. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan büyük bir lider.”
Trump, doğruyu söylüyorsa, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı Türkiye’yi ABD’nin yapmak istemediği nelerden uzak tutmasını istedi? Erdoğan, Türkiye’yi tam olarak nelerden uzak tuttu da Trump, aynı Miami’deki (Türkiye saatiyle 28 Mart ama ABD saatiyle hâlâ 27 Mart’taki) “yatırımcı” konferansında “bazı müttefiklerin” ABD’nin “yanında durmamasının” hesabını verecekleri tehdidini savururken Türkiye’nin İran savaşı karşısındaki tutumunu “harika” buldu, Erdoğan’ın liderliğini övdü.
Bu sorulara yanıt ararken henüz yanıt verilmeyen bir soruyu daha hatırlatalım.
Bu yanıt, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, 27 Mart akşamı aHaber canlı yayınında Banu El’in “Füzelerin Türkiye’ye hava sahasında imhasından sonra nasıl bir diplomasi işledi ki bir daha böyle bir olay yaşanmadı?” sorusuna vermediği yanıt. Fidan geniş bir gülümsemeyle “Bu soruya cevap vermek zorunda mıyım?” dedi.
Fidan, aynı yayında hem Körfez’deki petrol zengini Arap monarşileri hem de İran’ı uyardı; İsrail’in oyununa gelmemeleri gerekiyordu. Arap’ları kışkırtmaya gelip İran’a saldırmamalı, İran ise kapatarak Hürmüz Boğazını kapatarak sağladığı stratejik üstünlüğü, şimdi açarak korumalıydı.
Bunu Erdoğan’ın 26 Mart’ta AK Parti yöneticilerine hitabında konuyu Sünni-Şii İslam ayrımının körüklenmesine getirip, isim vermeden hem İran hem Suudi Arabistan’a “Durun, siz kardeşsiniz” demesiyle birlikte düşündüğümüzde, iki ekleme daha yaparak, Trump’ın Erdoğan’dan, eğer söylediği doğruysa, Türkiye’yi neden uzak tutmasını istediği, onun da tuttuğu sorusuna yanıta mantıklı bir tahmin yürütebiliriz.
Bu iki eklemeden birisi Türkiye’de (ve aynı şekilde Romanya ve Polonya’da) kurulması planlanan NATO acil müdahale gücü kolorduları ile 27 Mart’ta İstanbul’da yapılan Dünya Ekonomik Forumu (WEF) toplantısıdır.
Parçaları birleştirirken, Trump’ın Miami’deki yatırım toplantısında Ortadoğu’yu yeniden biçimlendirme iddiasından söz ettiğini akılda tutarak devam edelim ve parçaları birleştirmeye sondan başlayalım.
Erdoğan, aynı gün daha erken saatlerde İstanbul’daki WEF yatırımcı toplantısındaki konuşmasında bu “anlamsız, gereksiz ve hukuksuz” savaşın faturasını, ortaya çıkan enerji kriziyle bütün dünyanın ödediğine dikkat çekti ve Türkiye’yi bu savaşın dışında tutacaklarını söyledi. Bu güzel. Ardından WEF Başkanı Laurence Fink ile özel bir görüşme yaptı. ABD’deki İsrail lobisiyle yakın irtibatı olan Fink, aynı zamanda dünyanın en büyük yatırım şirketlerinden Black Rock’un başındaki isimdir. Black Rock’un kontrol ettiği sermaye büyüklüğü 11 trilyon dolardır; Türkiye’nin 2025 Milli Geliri 1,59 trilyon dolar ile ülkeler sıralamasında dünyada 16’ıncı sıradadır. Bazen karşılaştırma yararlı ve gereklidir.
Türkiye Romanya ve Polonya, güneyden kuzeye NATO’nun Rusya’ya komşu doğu hattındaki üç nirengi noktasıdır. NATO’nun kıtalararası balistik füzeleri saptama kapasitesindeki (dünyada 5 yerde bulunan) radar üslerinden biri Malatya, Kürecik’te, bunlara bağlı füze üsleri de Romanya ve Polonya’dadır. İspanya açıklarındaki ABD füzesavar muhripleri de bu sistemin parçasıdır.
Cumhuriyet gazetesinde Batu Bozkürk’e konuşan Strasam Direktörü Hüseyin Fazla böylelikle Türkiye’yi hedef alacak bir saldırının karşısında sadece Türkiye’yi değil NATO’yu bulacağını, yanıtın da Türkiye’den önce NATO tarafından verileceği yorumu yapmış. Bu aslında İran’dan Türkiye’ye fırlatılan üç füzenin imhasının neden NATO tarafından yapıldığına da bir başka açıklama getiriyor.
NATO kolordusunun Türk Silahlı Kuvvetlerinin Adana merkezli 6’ıncı Kolordu bölgesinde üsleneceği haberleri de Türkiye’ye güney ve doğrusundan gelebilecek tehdidin Türkiye’nin çatışmaya girmesine gerek kalmadan önce NATO tarafından karşılanacağı anlamına da gelir. Buna İsrail’deki herhangi bir yönetimin yapabileceği bir çılgınlık dahildir.
Böylelikle, Fidan’ın yanıtlamak istemediği soruya bir yanıt buluyoruz: ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı Türkiye’nin NATO’yla ilişkilerini ayrı bir düzeye taşımış görünmektedir.
Türkiye baştan itibaren bu savaşa karşı olduğunu, savaşının dışında duracağını söyledi.
İran’dan fırlatılan füzelerden, İran ve Irak’taki Kürt grupları İran’da kara harekatına sokmaya çalışan İsrail çalışmasına dek (ki Fidan aHaber yayınında MİT’in elinde MOSSAD parmağı istihbaratı olduğunu söyledi) kışkırtmalar Türkiye’yi savaşın içine çekmeye yönelikti.
Burada muhalefetin ve medyanın çok sorguladığı, Erdoğan ve Fidan’ın neden İsrail’e veryansın ederken ABD’ye laf söylemediği açıya da bakabiliriz. CHP lideri Özgür Özel bunu “Erdoğan’ın Trump’ın sözünden çıkmaması” olarak eleştirmektedir.
Daha sağlamcı açıdan, ABD’nin ayağına basmaktan uzak durmak olarak da yorumlanabilir.
Trump’ın Erdoğan’dan Türkiye’yi uzak tutmasını istediği şey, İsrail’le çatışma ihtimaline yol açacak şekilde Türkiye’yi ve dolayısıyla NATO’yu bu felaket senaryosundan uzak tutmak mıydı?
Bu sabrın sonu, savaşların sonunda bölgeye Türkiye üzerinden yatırım geleceği vaadi de dahil mi bu senaryoya?
Gelişmeler hızlı, yakında anlarız.
Kıbrıs yeniden ısınıyor. Ama bu kez mesele sadece diplomatik gerilim değil; zamanla yarışan, çok boyutlu…
Türkiye’de yeniden canlanan çözüm süreci, ilk bakışta umut verici bir tablo sunuyordu. PKK’nın silah bırakma…
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, hükümete, bölgesel çatışmalar ve afetlere karşı yapılacağı söylenen…
ABD Başkanı Donald Trump, 26 Mart akşamı ani bir kararla, Hürmüz Boğazı’nı tamamen açmazsa İran’ın…
Mehmet Fatih Ceylan Ece Şölendil* ABD/İsrail ikilisinin 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı savaşın bölgesel ve…
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 25 Mart 2026’da yaptığı tarihi bir oylamayla, köleleştirilmiş Afrikalıların ticaretini “insanlığa…