Fransa’da eğitim politikası ve hayat pahalılığını protesto için öğrenciler tarafından başlatılan eylemler, Sarı Yelekliler ve Kara Blok gruplarının katılımıyla giderek yayılıyor, diğer Avrupa ülkelerine de sıçrıyor. (Foto: Hesham Elsherif/AnadoluAgency)
Fransa yine sarı yeleklilerle ayakta. Bu defa durum biraz farklı ama.
2018 sonbaharında Fransa’da benzinin litre fiyatı 1,50 avro civarına çıkmıştı. Bretagne bölgesindeki Morbihan’da yaşayan Jacline Mouraud adlı bir kadın, Facebook’a yüklediği videoda akaryakıt fiyatlarını, radarları, otomobillere yönelik yeni kontrolleri ve giderek pahalılaşan otomobil kullanımını eleştiriyordu. Video kısa sürede milyonlarca kez izlendi. Fransa’da yaşayanlar için otomobil çoğu zaman bir tercih değil, hayatın zorunlu parçasıydı. İşe, okula, hastaneye ya da alışverişe ulaşmak için otomobile ihtiyaç vardı. Dolayısıyla yakıt vergisi, yalnızca pompadaki fiyatı değil, gündelik hayatın tamamını etkileyen bir meseleye dönüşüyordu.
Videonun yayınından sonra Facebook gruplarında yapılacak eylemler spontane bir şekilde gelişti. Çok basit bir sembol bulundu. Fransa’da her arabada taşınması zorunlu sarı yelek (gillet jaune) eylemcilerin hem üniforması hem de adı oldu. Eylemlerin yeri ise dünyada döner kavşaklar (ronds-point) oldu (Fransa dünyada en fazla döner kavşağa sahip ülke ve döner kavşaklar trafiği yönetmenin doğal bir parçası olarak görülüyor). 17 Kasım 2018’de başlayan hareket kısa sürede ülke geneline yayıldı. Sarı yelekler giyen göstericiler şehirlerin girişlerindeki döner kavşakların yaya geçitlerinden kağnı hızıyla geçerek ya da eskiden köy düğünlerindeki arka arkaya tutunarak yapılan chenille (tırtıl) dansı gibi sivil itaatsizlik eylemleriyle hem şehirlerin trafiğini hem de ülkenin lojistiğini felce uğrattı. Genelde şehirlerin dışında yer alan AVM’ler eylemlerin yoğun olduğu cumartesi günleri kepenklerini kapattı; kapatmayanlar da normalin çok altında ciroya mahkûm oldu.
Fakat öfke benzinden ibaret değildi. Hareketin altında, insanların kendilerini siyasal karar mekanizmalarının dışında hissetmesi de vardı. Sarı Yelekliler sağdan sola uzanan farklı görüşleri barındırıyordu; önemli bir kesimi kendisini hiçbir partiyle özdeşleştirmiyordu. Ortak payda, ekonomik sıkışmışlık kadar temsil edilmediği duygusuydu. Bu temsil krizinin en dikkat çekici taleplerinden biri RIC (référendum d’initiative citoyenne) “yurttaş girişimiyle referandum”du. Farklı versiyonları bulunsa da temel fikir, vatandaşların belirli koşullarla bir konuyu doğrudan referanduma götürebilmesiydi. Böylece RIC, ekonomik taleple demokrasi talebini aynı çerçevede buluşturdu: “Benzin vergisini geri çekin” talebinin yanında “karar alma süreçlerinde bizim de sözümüz olsun” talebi yükseldi.
Küçük kentlerin girişindeki döner kavşaklar, insanların yalnızca yol kapattığı değil, yemek paylaştığı, tartıştığı ve talepler oluşturduğu siyasal buluşma noktalarına dönüştü. Ardından otoyol girişleri, yollar, gişeler ve bazı yakıt dağıtım noktaları bloke edildi; cumartesi gösterileri ülke gündemini belirledi. Paris’teki çatışmalarda Sarı Yeleklilerle aynı alanlarda görülen Kara Blok (Black Bloc) gruplarını ise hareketin bütünüyle özdeşleştirmemek gerekiyor. Anarşist, otonom ve radikal sol çevrelerden gelen bu gruplar gösterilerde Arc de Triomphe’un taglenmesi, Marianne büstünün kırılması, bankaların ya da lüks mağazaların camlarının kırılması gibi basının çok fazla ilgisini çeken eylemler yapsalar da Sarı Yelekliler’in toplumsal çekirdeğini oluşturmuyordu. Hareketin asıl özelliği, farklı siyasi görüşlerden insanların ortak ekonomik deneyim etrafında buluşabilmesiydi.
Sekiz yıl sonra benzinin litre fiyatı 2,3 avro civarında. Bu kez hikâyenin fitili Facebook’tan değil TikTok’tan ateşlendi. Eylül başında siyasal bir bağlantısı bulunmayan genç bir kullanıcının yakıt fiyatlarına yönelik videosu yaklaşık 1,5 milyon kez izlendi. “17 Ekim Cumartesi, herkes gelebilir” çağrısı başka hesaplara taşındı; ardından “yeni Sarı Yelekliler” adına afişler ve buluşma çağrıları ortaya çıktı. Ancak bu çağrının bilinen Sarı Yelekliler örgütlerinden geldiğine dair kanıt yok. Le Monde’un araştırmasına göre zincirin başlangıcında, yakıt fiyatlarına öfkeli bu TikTok kullanıcısının videosu bulunuyor; daha sonra bazı yeni veya yeniden adlandırılmış hesaplar yapay zekâyla hazırlanmış afişlerle çağrıyı büyüttü.
Fransa’da Sarı Yelekliler’in hikâyesi, bir bakıma iki benzin istasyonu tabelası arasına sıkışmış durumda. İki hikâyenin başlangıçları arasındaki benzerlik dikkat çekici: yakıt fiyatı, sosyal medya ve kendiliğinden yayılan öfke. Ama iki Fransa arasında önemli farklar var. 2018’de akaryakıt fiyatı, daha geniş bir ekonomik ve toplumsal huzursuzluğun görünür yüzüydü. Hareketin içinde düşük ve orta gelirli çalışanlar, işçiler, küçük esnaf, bağımsız çalışanlar ve emekliler vardı. Kadınlar da katılımcıların yaklaşık yarısını oluşturuyordu. Önemli bir bölüm ise Paris’in dışında, kırsal bölgelerde, küçük kentlerde ve büyük şehirlerin çevresindeki yerleşimlerde yaşıyordu.
Bugün aynı pompa başka bir ekonomik manzaranın ortasında duruyor. 2026’da Fransa’da enflasyon ağustosta yıllık yüzde 2,4’e çıktı; enerji fiyatları ise yüzde 16,7 arttı. İkinci çeyrekte hane halklarının tüketim birimi başına satın alma gücü yüzde 0,6 geriledi, ekonomi büyümedi ve işsizlik yüzde 8,3’e yükseldi. Dolayısıyla 2026’daki huzursuzluk yalnızca benzinden kaynaklanmıyor. Gıda, kira, enerji, sigorta, ulaşım ve otomobil masrafları, yani satın alma gücünün azalması, Sarı Yelekliler 2.0’ın temel motivasyonu. 2018’de belirli bir yakıt vergisi etrafında yoğunlaşan tepki, bugün daha geniş bir hayat pahalılığı tartışmasının parçası.
Üstelik bu kez ekonomik tablo doğrudan uluslararası gelişmelerden de etkileniyor. Petrol piyasalarındaki yeni sıçrama Fransa hükümetini, yüksek kilometre yapan sürücülere yönelik “grands rouleurs” desteğini genişletmeye itti. Böylece akaryakıt fiyatı yeniden yalnızca ekonomik değil, siyasi bir mesele haline geldi. Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline Fransa’nın başından beri karşı çıkması, AB’nin Ukrayna’yı desteklemesi için öncülük etmesi Rusya’nın, Filistin devletini tanıması da İsrail’in şimşeklerini Macron yönetimi üzerine çekmesine neden oldu.
İç siyasi ortam da 2018’den farklı. 2018’de hareket büyük ölçüde partilerin ve sendikaların dışında doğmuştu. 2026’da ise sendikalar ve siyasi aktörler daha erken devreye giriyor; yakıt fiyatları, ücretler ve satın alma gücü üzerinden kendi taleplerini ortaya koyuyor. Yine de 2018 ile 2026 arasında önemli bir fark var: İlk Sarı Yelekliler hareketi siyasi temsil krizinin içinden doğmuştu; RIC talebi de bunun en belirgin ifadesiydi. Bugün benzer bir ekonomik huzursuzluk, çok daha yakın bir seçim atmosferinin içinde ortaya çıkıyor. İlk tur 18 Nisan’da, ikinci tur ise 2 Mayıs 2027’de yapılacak. Bunun hangi siyasi sonuca dönüşeceğini söylemek mümkün değil; fakat ekonomik sıkıntının seçim siyasetiyle daha doğrudan kesiştiği açık. Sarı yelekliler 2.0’ın aşırılıktan, gösterilerden çekinen seçmeni merkez adaylara mı ittirecek yoksa “sistem dışı” Le Pen ve Mélenchon mu daha güçlenerek çıkacak sorusunun yanıtı hâlâ bir muamma. Dün Paris’teki gösterilerde Mélenchon kortejin en başındaydı. Le Pen ise hareketin çıkış noktasının doğru olduğunu, ancak aşırı sola esir düştüğünü söyledi.
2018’de Facebook, insanları döner kavşaklarda buluşturan örgütlenme aracına dönüşmüştü. 2026’da TikTok aynı öfkeyi çok daha hızlı yayabiliyor. Fakat dijital görünürlük ile gerçek örgütlenme aynı şey değil. 17 Ekim çağrısı bunun iyi bir örneği. Tarih çok sayıda hesap tarafından “resmî” bir Sarı Yelekliler eylemi gibi sunulsa da, bilinen bir örgütün arkasında olduğuna dair kanıt bulunmuyor. Bazı hesapların yeni açıldığı veya yeniden adlandırıldığı, yapay zekâ üretimi afişlerin yoğun biçimde kullanıldığı belirlendi.
O kadar ki, Wikipedia 17 Ekim gecesi Fransa’daki olaylarla bağlantılı olarak “Gerçek Suç Cemaati” (True Crime Community) başlığı altında, okul saldırıları dahil, amaçsız genç şiddetini paranteze alan bir madde açtı; örneklenen ülkeler arasında Türkiye de bulunuyor.
Ama 2018’in bıraktığı soru hâlâ canlı: “Kararları kim veriyor ve bu kararların bedelini kim ödüyor?” O zaman bu soru döner kavşaklarda ve RIC talebinde karşılık bulmuştu. Bugün ise TikTok ekranlarında, sendikal çağrılarda ve 2027’ye yaklaşan seçim atmosferinde yeniden ortaya çıkıyor. 2018’de 1,50 avro Fransa’yı sokağa çıkardı. 2026’da fiyat 2,3 avro. Değişen yalnızca rakam değil; öfkenin biriktiği zemin ve bu öfkenin yayılma biçimi. Birkaç haftadır temelde “iyi” eğitim alma isteğiyle sokaklara dökülen liseliler 2. Sarı Yelek hareketinin katalizörlerinden biri olmuş durumda.
Bu nedenle bugün asıl soru “Sarı Yelekliler geri dönecek mi?” olmaktan çok “bir toplumsal hareket artık önce gerçek hayatta mı oluşuyor, yoksa algoritmanın içinde mi?” 2018’de Facebook’taki öfke rond-pointlarda fiziksel bir harekete dönüşmüştü. Dün neredeyse sekiz yüz bin Fransız hayat pahalılığı karşısında eriyen satın alma gücünü protesto etmek için sokaklardaydı, ancak merkez medyanın da gücüyle satın alma gücü eriyen, fakirleşen sıradan Fransızın aklında yağmalanan mağazalar, yakılan araçlar, kırılan Marianne büstü, işgal edilen belediye binaları kaldı. Vadesinin mayıs ayında dolacağı belli, hükümet ise ne yapacağını bilmez bir şekilde yağmacı, sıradan gösterici farkı gözetmeksizin biber gazı atmakta, coplamakta ve tuttuğunu gözaltına almakta çare arıyor.
2018’de Facebook’tan döner kavşaklara uzanan bir yol vardı. 2026’nın yolu ise henüz tamamlanmamış: TikTok’tan sokağa. Bu yolun nereye çıkacağını önümüzdeki günlerde Fransa yazacak.
Türk dış politikasında işlerin pek umulduğu gibi gitmediği bir dönemde Azerbaycan ile yaşanan gerilim, soruna…
Dört gün süren, ağırlıkla siyasi nitelikteki savunmasını tamamlayan İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "Bu kalleş, pusu düzeninden"…
Silahlı kuvvetler, istihbarat, emniyet, AFAD, enerji ve ulaştırma kuruluşlarıyla özel sektör aynı risk değerlendirmesi ve…
İmamoğlu savunma hakkı duruşmalarının ikinci gününde iddianamedeki suçlamaları reddederken Kılıçdaroğlu'nun tanık olarak dinlenmesini istedi.
İstanbul'u vuran sel felaketinde en çok hasar gören semt ve mahalleler dere yataklarında bulunanlar. İmar…
Halk TV'ye polis baskını: el kondu, yayın durduruldu, kayyım atandı. Gerekçe sahibi Cafer Mahiroğlu'na mali…