Categories: Ekonomi

AB Türkiye’yi otomotivde de dışlıyor. Ankara ne karşılık verecek?

AB’nin asıl olarak Çin’e karşı yükselttiği korumacılık duvarları, Gümrük Birliği anlaşmasını dahil etmeyince Türkiye’deki otomotiv sanayisini vuracak. Beüksel’de yapılan AB-Türkiye İş Zirvesi’nde konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve DEİK Başkanı Nail Olpak’ın yüz ifadeleri ümit vermiyordu. (Foto: X/ÖmerBolat)

Geçen hafta Brüksel’de yapılan AB-Türkiye İş Zirvesi toplantılarına katılan Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) heyeti de onlara destek vermeye gelen Ticaret Bakanı Ömer Bolat da bütün aksine göstergelere rağmen ümitlerini korumak istiyordu. Toplantıların odak noktası Türk otomotiv sanayisiydi. DEİK, Avrupalı yatırımcılara Türkiye’yi, haydi, siyasi birliği bir yana bırakalım, sanayi ve ticarette dışlamamanın kendilerinin de yararına olacağını anlatmaya çalışıyordu. Bolat AB Komisyonu’nun ticaretle ilgili üyelerinin yanı sıra Türkiye’de üretim üssü olan otomotiv yatırımcılarıyla yoğun toplantılar yapıyordu.
Amaç Türkiye’de üretilen araçların da AB’nin “Made in Europe”, “Avrupa Malı” ya da “Avrupa’da Yapılmış” belgesine sahip olabilmesi, ya da “Made with Europe”, “Avrupa’yla Yapılmış” markasının kullanılıp Türkiye’nin de ona dahil edilmesiydi. Türkiye, evet, AB üyesi değildi ama 30 yıldır AB ile Gümrük Birliği içindeydi.

Otomotiv lobisi devrede

Türkiye’de üretilen araçların yüzde 70’i AB ülkelerine satılıyordu. AB otomotiv pazarının yüzde 5’i (Çin yüzde 7) Türkiye’de üretilen araçlardı. Otomotiv sektöründe yaklaşık 250 bin kişi çalışıyordu.
Çin’le rekabet edebilmenin yolunu korumacılık duvarlarını yükseltmekte gören ABD’den sonra AB de aynı yolu izlemiş ve “Made in Europe” stratejisini geliştirmişti. Eğer marka kabul edilirse, Türkiye’de üretilen elektrikli araçların AB ülkelerinde teşvik alması, kamu ihalelerine girebilmesi mümkün olmayacaktı.
Ama Çin atik davranmış (tıpkı Manisa’da kurulacağı erken müjdelenen BYD fabrikasını Macaristan’da kurması gibi) kendi markalarının üretim üslerini hızla AB ülkelerine taşımış, böylece “üretim hattının AB duvarları içinde olması” koşulunu sağlamıştı. Mart 2026’da açıklanan Sanayiyi Hızlandırma Yasası Önerisi, 1 Temmuz’da Avrupa Otomobil Üreticileri Derneği’nin “Tutum belgesi” ile birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye dışarıda kalıyordu. Geriye sanayicilere ve ihracatçılara “Made with Europe” lobisi yapmak kalıyordu.

Almanya-Fransa anlaşması

Aslında bütün lobi çalışmalarına rağmen perşembenin gelişi çarşambadan belliydi.
13 Ekim’deki İş Zirvesi’nden önce, 12 Ekim akşamında Brüksel’de verilen geniş katılımlı davette, Türk otomotiv lobisi için çalışan bir iş dünyası temsilcisinin yüzünü asık görünce ne olduğunu sormuştum, o da bana telefonunun ekranındaki bir haberi göstermişti. Financial Times, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un sözlerini haber yapmıştı: AB otomobil anlaşması üzerine Fransız-Alman anlaşmasının “eli kulağındaydı”.
Eğer Almanya ve Fransa, “Yeşil Avrupa” hayallerini çöpe atıp, içten yanmalı motorlara 2025’te getirilecek satış yasağını kaldırırlarsa, AB bu kez hızla karar verecek, 2026 sonunda “Made in Europe” anlaşması yürürlüğe girecekti.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz 15 Ekim’de Brüksel’de toplanan AB Konseyi liderler zirvesi sırasında ayrıca toplanıp anlaşmaya vardı. Anlaşma çerçevesine İngiltere’yi de katabilmek için Brexit’in yürürlüğe girmesinden önceki bir tarihten geçerli olmak üzere “Tek Pazar” tanımı yaptılar; böylece AB üyesi olmayan Norveç, İzlanda ve Liechtenstein de dahil edildi.
Türkiye dışarıda bırakıldı.

Ankara ne yapacak?

Gazeteci Barçın Yinanç’ın T24’te yerinde ifade ettiği çelişki gibi, onlarca yıldır AB Türkiye’ye imza attığı anlaşmalara uymasını isterken, şimdi Türkiye AB’den 1963 Ankara Anlaşması’na ve 1996 Gümrük Birliği Anlaşması’na uymasını istiyor.
Ankara ise 2016’da imzalanan vize serbestisi ve Gümrük Birliği güncellemesi anlaşmalarının geriye kalan koşullarını dahi yerine getirmiyor, AİHM kararları bir yana Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmıyor.
Hâlâ kâğıt üzerinde de kalsa, pek az da olsa İstanbul’da sanayici ve ihracatçıların, Ankara’da da hükümetin ümitleri tükenmiş değil.
Peki, Fransa-Almanya uzlaşmasıyla otomotiv sektöründe alınan bu darbe kesinleşirse, Ankara ne yanıt verecek?
Türkiye’de üretilmeyen AB markalarına ek vergi mi koyacak, örneğin?
Ya da “Gümrük Birliği’nin altı oyuluyor” diye o alanda kısıtlamalara mı gidecek?

Yoksa AB ile uyum yönünde adımlar mı atacak?
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi 20 Ekim’de Brüksel’de Belçikalı muhataplarıyla görüşecek. Acaba hazır oradayken AB yetkilileriyle de görüşürler mi?
Ankara AB’nin otomotiv darbesi karşısında ne yapacak?

Murat Yetkin

Gazeteci-Yazar

Recent Posts

‘Made in Europe’: AB Türkiye’yi Dışlayarak Neyi Riske Atıyor?

Türkiye’yi Avrupa güvenliğinin vazgeçilmez ortaklarından biri olarak görürken ekonomik geleceğinin dışında bırakmaya çalışmak ciddi bir…

3 saat ago

Fransa ayakta: artık sadece Sarı Yelekliler yok, Kara Blok da sokakta

Fransa'da eğitim politikası ve hayat pahalılığını protesto için öğrencilerin başlattığı eylemler, Sarı Yelekliler ve Kara…

21 saat ago

Dış politikada yeni sorun olmadan Azerbaycan ile gerilim giderilmeli

Türk dış politikasında işlerin pek umulduğu gibi gitmediği bir dönemde Azerbaycan ile yaşanan gerilim, soruna…

1 gün ago

İmamoğlu: “Ey Cumhurbaşkanı, bu pusu düzeninden kendini de koru”

Dört gün süren, ağırlıkla siyasi nitelikteki savunmasını tamamlayan İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "Bu kalleş, pusu düzeninden"…

2 gün ago

Türkiye’nin Yeni Savunma Hattı: Kritik Altyapılarımız Ne Kadar Güvende?

Silahlı kuvvetler, istihbarat, emniyet, AFAD, enerji ve ulaştırma kuruluşlarıyla özel sektör aynı risk değerlendirmesi ve…

2 gün ago

Mahkemeye “Ne savunması ya?” diyen İmamoğlu: Kılıçdaroğlu’nu tanık olsun

İmamoğlu savunma hakkı duruşmalarının ikinci gününde iddianamedeki suçlamaları reddederken Kılıçdaroğlu'nun tanık olarak dinlenmesini istedi.

4 gün ago