Türkiye ve Azerbaycan ilişkilerini “iki devlet, tek millet” ilkesi üzerinde kurdu, ama bu birbirlerinin işlerine karışacağı anlamına gelmiyor.Arşiv fotoğrafı Erdoğan ve Aliyev’i, Azerbaycan’ın Karabağ zaferinin ardından, 2022’de Bakü’de düzenlenen Teknofest fuarında gösteriyor.
Ankara-Bakü hattında son günlerde kriz boyutuna ulaşan hareketli günler yaşanıyor. Krizin görünürdeki nedeni Azerbaycan’ın 21 Eylül’de çıkardığı, okullardaki kılık kıyafet düzenlemesi. 6 Ekim’de öğretmenleri de kapsayacak şekilde genişletilen düzenlemede, aslında okullara girişte başörtüsünün yasaklanmasına ilişkin bir hüküm yer almıyor. Sadece okul üniformalarının bütünlüğünün korunmasından ve “dünyevî,” yani laik ilkelere uyulmasından söz ediliyor.
Ancak uygulamada başörtülü kız öğrencilerin bazı yerlerde okullara alınmadığına ilişkin gelen haberler Azerbaycan’da daha çok Türkiye’de bazı çevrelerde tepki açtı. Bu çerçevede Türkiye’deki Azerbaycan Temsilcilikleri önünde protesto gösterileri düzenlendi. X platformundaki trol hesaplardan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev aleyhinde paylaşımlar yapıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başdanışmanlarından Oktay Saral’ın Azerbaycan’daki başörtüsü yasağını kabul edilemez olarak nitelendiren açıklamaları, gerginliği daha da alevlendirdi.
Bu kere Cumhurbaşkanı Aliyev hiç de diplomatik olmayan ağır ifadelerle ülke ismi vermeden kimsenin Azerbaycan’ın içişlerine “burnunu sokamayacağını” belirtti. Aliyev bunlarla da yetinmeyerek kendisi aleyhinde sosyal medyada paylaşımda bulunan 7 kişi hakkında uluslararası tutuklama emri çıkarttı, aralarında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın da bulunduğu 31 Türk vatandaşının ülkeye girişini yasakladı.
Söylenenler doğru ise Azerbaycan, başörtüsü yasağı hakkında suçlamalarda bulunan Cumhurbaşkanı danışmanının görevden alınmasını da ilişkilerin yeniden normale dönmesi için ön şart olarak ileri sürüyormuş.
Böylelikle sosyal medyada başlayan kriz bir anda devlet krizi niteliğine dönüşmeye başladı.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Aliyev’e telefon edip 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın ertesinde 30 Ekim’de Ankara’da toplanacak Türk Devletler Teşkilatı (TDT) zirvesine özel olarak davet etmesiyle durum yatışmış görünüyor. Ancak Aliyev’in katılımı hâlâ resmen açıklanmadı.
Azerbaycan’ın Türkiye nezdinde çok özel bir yeri vardır. 18 Ekim 1991 tarihinde Sovyetler Birliğinden bağımsızlığını ilan ettiğinde Türkiye, Azerbaycan’ı (9 Kasım’da) ilk tanıyan ülke oldu. Yine ilk büyükelçilik açan ülke unvanını İran’a kaptırmamak için Azerbaycan’a atanan Büyükelçi Altan Karamanoğlu rahatsızlanıp görev yerine gidemeyince, rahmetli Büyükelçi Bilal Şimşir ve Mehmet Ali Bayar ile apar topar Bakü’ye giderek diplomasi tarihinde görülmemiş bir uygulamayla gıyabında Büyükelçi’nin güven mektubunu sunduk.
Türkiye ve Azerbaycan’ın “İki devlet, bir millet” ilkesiyle Süleyman Demirel ve Haydar Aliyev tarafından kurulan ve gelişen ilişkiler bugün de geçerli.
Yine geçerli olan bir ilke de bir ülkenin bir başka ülkenin iç işlerine karışmamasıdır. Modern uluslararası ilişkilerin temel belgelerinden olan Helsinki Nihai Senedi’nin 10 ilkesinden biridir.
Türkiye’nin Azerbaycan’ın iç işlerine karışması kabul edilemez.
Hele ki Türkiye’de bile yıllarca büyük ayrışmalara yol açan ve Azerbaycan’ın hassasiyet gösterdiği başörtüsü gibi bir konuda.
Türkiye’nin Azerbaycan’ın içişlerine karışması ne kadar doğru değilse, Azerbaycan’ın da Türkiye’nin dışişlerine karışması o kadar yanlış olur.
Bu bakımdan Azerbaycan’ın bir önceki Ankara büyükelçisinin bir süre önce, her adım Bakü’yle koordine edildiği halde, Türkiye’nin Ermenistan ile sınır kapısını açmaması gerektiğine ilişkin kamuoyu önünde sarf ettiği sözler yerinde olmamıştır.
İsrail siyasetinin her iki ülkenin de karşılıklı zayıf noktasına dönüşmesi ihtimali bulunuyor. Türkiye’nin İsrail’le ilişkileri Binyamin Netanyahu’nun Filistinlileri imha siyaseti nedeniyle en düşük düzeye düşürürken, Azerbaycan’ın İsrail’le ilişkileri daha da geliştirmesi dikkat çekiyor.
Azerbaycan Karabağ’daki topraklarını kurtarırken kullandığı silahları son kuruşuna kadar ödeyerek kendi parasıyla almış olabilir. Esasen bugünkü dünyada parası peşin verildiği takdirde herkes herkesten rahatlıkla silah temin edebilir. Ama o silahları kullanacak personele eğitim verenler dahil olmak üzere Türkiye’nin kuruluşundan itibaren Azerbaycan’a verdiği kardeşçe desteğin hakkı da bir çırpıda unutulamaz.
Türkiye ile Azerbaycan arasında daha önce de krizler yaşandı. Her seferinde aklıselim galip çıktı. Aile arasında zaman zaman kırgınlıklar yaşanabilir, ama dargınlık olmamalı, özellikle de İsrail gibi bir dış etken nedeniyle.
Şimdi gözler Aliyev’in TDT Zirvesi için Ankara’ya gelip gelmeyeceğinde.
Gecikmenin nedeni kapasite eksikliği mi, ihmal mi, çıkar çatışması mı? Siyasi veya şahsi bağlantılar denetimin…
Basın özgürlüğünü kısıtlayan baskı, yasak ve tutuklamalar gazetecileri sokağa döktü; 10 ilde eş zamanlı protesto…
Sırbistan'da yolsuzluklara karşı tepkileri muhalefet partilerinin dışında örgütleyen Öğrenci Listesi hareketi 25 Ekim seçimlerinde Vuçiç…
AB'nin Türkiye'yle arası giderek açılırken, Türkiye yeni işbirliği zeminleri arayışında. Kanada Başbakanı Carney Ankara'da Cumhurbaşkanı…
Mekke Paktı kolektif savunma ve caydırıcılığa, Bedir Mutabakatı ise savunma üretimi ve teknolojik kapasiteye odaklanıyor.
Dışişleri, İçişleri ve Adalet bakanları Brüksel'de Türkiye'yi anlatmaya çalışırken Türkiye'de gazeteciler basın özgürlüğü için sokağa…