İstanbul seçimine dair son duyumlar ve Türkiye’nin önündeki 8 sıcak gün

7 Nisan akşamı itibarıyla aldığımız duyumlara göre İstanbul seçimlerine dair durum şu: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yakın çevresindekiler iki görüş etrafında toplanmış bulunuyor. Bir grup ki bu sayı olarak azınlıkta olmasına karşın etkisi çok olan grup, ne yapıp yapıp İstanbul seçimlerinin tekrarının sağlanması için Erdoğan’ın ağırlığını koymasını istiyor. Sayıca çok olan ve siyaseten daha deneyimli olan diğer grup ise, seçim tekrarına kalkışılmamasını, YSK kararı ne ise ona saygı gösterilmesini, zaten aksi halde tartışmaların CHP’li Ekrem İmamoğlu’na yaradığını düşünüyor. Aslında İmamoğlu “AK Parti İstanbul İl Teşkilatı ve Genel Merkezdeki bazı arkadaşların” yenilgi bedelini ödemekten kaçındığı için ısrar ettiğini söyleyerek bu ilk grubun vitrinine işaret etmiş oldu; arkasındakilerin daha etkin isimler olduğu siyaset kulisinde konuşuluyor.
Bütün bu tartışma, Türkiye’yi bir zamanlar övündüğü özelliğinin aksine, bir haftadır bir seçim sonucu açıklayamayan bir üçüncü dünya ülkesi gibi gösteriyor. Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu ekonomi ve dış politika sorunları ise İstanbul seçim sonucundan bağımsız olarak bir an önce ilgilenilmeyi bekliyor.
Çünkü her ne kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan, biraz da seçim ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli’nin ilham vermesiyle belediye seçimlerini “beka” adı altında ulusal güvenlik sorununa dönüştürmek istediyse de, bir şey değişmedi: Cumhurbaşkanı da, hükümet de, Meclis de görev başında netice olarak. Dolayısıyla Türkiye’nin muhatapları, Rusya, ABD ya da Türkiye’ye yatırım yapıp yapmayacaklarını anlamak için söz verilen ekonomik programı bekleyen mali çevreler olsun, Ankara’nın atacağı adımları bekliyor.
Türkiye bu çerçevede 8 Nisan sabahından itibaren 8 gün sürecek bir dizi önemli uluslararası ilişkiler ve ekonomi temasıyla karşı karşıya. Bu sekiz günde tanık olacaklarımız, İstanbul sayımında CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun galibiyeti tescil edilse de, sürüncemede kalsa da, Türkiye’nin yakın geleceği bakımından önem taşıyacak.
İşte 8 günlük hassas takvim:
8 Nisan: Cumhurbaşkanı Erdoğan yerel seçim ardından ilk ziyaretini Moskova’ya yapacak. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesinde dikkatler iki konu üzerinde olacak. Birincisi, S-400 füzelerinin satış anlaşması, diğeri de Suriye’nin bugünü ve geleceği. Putin’in Türkiye üzerinden ABD’yi zorlamak için S-400 teslimatını 2019 Aralık sonundan, 2019 Haziran sonuna çekmesi, ABD’nin F-35 uçaklarının 2019 Kasım ayında yapılması gereken teslimatına engel çıkarmasına neden oldu. Türk Hava Kuvvetleri, bütün stratejik planlamasını, Türkiye’nin ortak üretici olduğu F-35’ler üzerine kurmuştu. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, F-35 teslimatının söz verildiği gibi Kasım ayında beklendiğini ilan etti. Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan da, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, S-400 anlaşmasından geri dönüş olmadığını defalarca söyledi. Diğer taraftan Trump daha önce, Türkiye’nin PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG’ye saldırması halinde Türk ekonomisini “mahvedeceği” tehdidinde bulunmuştu. Şimdiyse S-400 nedeniyle Türkiye’yi Rusya ve İran yaptırımlarına dâhil etme, mali operasyonlar yürütme tehditleri savruluyor. Yani S-400 konusu ekonomik durumla bağlantılı hale geldi.
10 Nisan: Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın 10 Nisan’da İstanbul’da yeni ekonomik programı açıklaması bekleniyor. Mali piyasalar ve yatırımcılar bu programın vaatler yerine somut adımlardan oluşması beklentisi içinde. Bu adımların hükümetin seçim öncesi serbest pazar ekonomisiyle çelişir şekilde üretim, fiyat ve banka faizlerine müdahale eğiliminin etkilerini kaldırması ve Merkez Bankası bağımsızlığının lafta kalmaması bekleniyor. Geçtiğimiz günlerde CEO Club toplantılarında konuşan TUSİAD Başkanı Simone Kaslowski, programın öncelikli hedeflerinin ”Yüksek büyüme değil, sürdürülebilir yüksek büyüme, sürdürülebilir finansman ve düşük enflasyon” olması gerektiğini söyledi. Kaslowski’ye göre, “finansal istikrardan taviz vererek büyümek, işsizlik ve kalkınma sorunlarımız açısından geçici bir çözüm” olacak. Özellikle dış yatırımcıların beklentisi olan IMF’ye başvurusu ihtimaline Erdoğan’ın karşı olduğu biliniyor. Ankara’da konuşulmaya başlayan “IMF’siz IMF”, yani IMF’nin isteyebileceklerini başka mekanizmalarla, örneğin danışman şirketler, ya da teknokrat isimlerle yapma senaryoları ise henüz paranın nereden temin edileceği sorusuna yanıt bulamamış görünüyor.
11-12 Nisan: Ekonomi programını açıkladıktan sonra ABD yolculuğuna çıkması beklenen Albayrak’ın 11-12 Nisan tarihlerinde Vaşington’da yapılacak G20 ülkeleri Hazine ve Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları toplantısına katılması bekleniyor. Bu toplantı, Albayrak’ın seçim ve ardından ekonomik program açıklanması ardından katılacağı ilk uluslararası düzeyde ekonomik toplantı olacak. Erdoğan’a Rusya seferinde de eşlik etmesi beklenen Albayrak’ın bu toplantılarda diğer bakanların Türkiye’nin büyüme ve diğer ekonomik alanlardaki sorularına muhatap olması bekleniyor.
12-13 Nisan: Albayrak’ın, 12-13 Nisan tarihlerinde Vaşington’da yapılacak IMF ve Dünya Bankası Bahar Dönemi toplantılarına da katılması bekleniyor. Türkiye’nin yeni bir “stand-by” destek anlaşması için IMF’ye başvurulması şu anda öngörülemese de, bu temaslar beklentilerin aktarılması ve yönetilmesi bakımından önem taşıyacak.
12-14 Nisan: Bütün finans dünyasının Vaşington’da olacağı haftayı fırsat bilen Albayrak’ın hafta boyunca, ama ağırlıkla 12-13 Nisan günlerinde fon yöneticileriyle birebir toplantılar yapmayı planladığı bakanlık kaynaklarınca ifade ediliyor. Bakanın bu görüşmelerde fon yöneticilerine açıklanan ekonomik program çerçevesinde güven artırıcı önlemleri anlatıp Türkiye’ye yatırıma davet etmesi bekleniyor.
15-16 Nisan: Yine Vaşington’da yapılacak Amerikan-Türk Konseyi (ATC) toplantılarının yalnızca (ağırlıkla savunma sanayiinde faaliyet gösteren) iş çevrelerini değil, hükümet çevrelerini de bir araya getirmesi bekleniyor. ABD tarafından Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ve Ticaret Bakanı Wilbur Ross’un katılımları bekleniyor. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve ABD’li mevkidaşı Mike Pompeo’nun katılımları henüz kesinleşmiş değil. Aynı şekilde, görüşmelerde Bolton’un muhatabı olarak bulunan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü ve Dış ve Güvenlik Baş Danışmanı İbrahim Kalın’ın katılımı da resmen teyit edilmedi. Ancak Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak ile Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın ATC toplantılarına katılmalarına kesin gözüyle bakılıyor. Erdoğan’ın Rusya temasları ve ekonomik programın açıklanması ardından bu toplantılara katılım düzeyinin siyaseten daha da yükselip yükselmeyeceği sadece Türk-Amerikan ilişkilerinin değil, Türk ekonomisinin yakın geleceği bakımından da önem taşıyacak gibi görünüyor.
Tabii bu sekiz gün içinde Ankara ve özellikle İstanbul seçiminin sonuçlanıp sonuçlanmaması, YSK’nın daha önce açıkladığı son tarih olan 12 Nisan tarihinin de ihlal edilip edilmeyeceği gibi gelişmeler, Türkiye’deki demokrasinin kalitesi, işleyişi ve yatırım ortamına etkileri açısından da önem taşıyacak.
8 Nisan’da başlayacak 8 günlük takvim bu nedenle önemli sayılıyor.