Nuri Çolakoğlu
Günlerdir, haftalardır televizyonlardaki haberleri, tartışmaları izliyorum, gazeteleri, internetteki yorumları takip ediyorum. Tabii hep konumuz İdlib. Ama bu sorunu anlamaya, denklemi çözmeye çalışırken en önemli noktanın hep gözden kaçırıldığını görüyorum. Hem de bu 200 yıllık bir sevda.
Biraz daha açık anlatayım. Doğu Avrupa steplerinde küçük bir beylikten, Moskova Knezliği’nden doğup büyüyen Rusya’nın 200 yıldır hayallerini süsleyen sıcak denizlere çıkmak, oradan dünya denizlerine açılmak vardı. Ama kuzeyi ve doğusu buzlarla kaplı ya da her yere çok uzak denizlerle çevrili olduğu için bu hayalini bir türlü gerçekleştiremiyordu. Ne çarlık döneminde, ne de artık dünyanın en büyük güçlerinden biri kabul edildiği Stalin döneminde ve onu izleyen Soğuk Savaş’ın ilk on yılında.
Ama 1950’lerin ortasından itibaren Arap dünyasındaki uyanış ve sömürgecilik döneminin sona ermesi, Rusya’nın önünü açtı, hayallerine kavuşmasının yolları açıldı.
Bağımsızlığını yeni kazanan Arap ülkelerinde esen devrimcilik rüzgarları Rusya’da güçlü bir müttefik buldu. Bu ilişki ise Rusya’nın özellikle Akdeniz çevresinde rüyasında görse bile inanamayacağı kadar çok sayıda üsse sahip olması ile sonuçlandı.
Bu hoş hikaye Rusya’da Pestroiyka, Glasnost döneminde biraz pusulasını şaşırması ve hemen ardından da patlak veren Arap baharı ile sona erdi. Cezayir, Libya ve Mısır’ın kontrolden çıkması ve Suriye’nin de ayrı yolu tutması Rusya’ya ağır geldi, son bir hamle ile üslerinin bulunduğu Suriye’de sahaya çıktı. Önce kenardan köşeden sonra da, topyekun dövüşmeye başladı, sonunda tümden maça katıldı. Bu arada Suriye’deki deniz üssünün yanına hava üsleri ve diğer askeri mevziler de elde etti.
Amerika’nın Büyük Orta Doğu rüyası yerle bir olurken Rusya bölgedeki en önemli oyuncu oldu.
Türkiye’nin istediği, Rusya’nın Esad rejimini desteklemeyi bırakması, aslında Moskova’nın elindeki son mevziyi de terk etmesi ve sıcak denizlere veda etmesi anlamına geliyor.
Bunu anlamadan, Rusya’nın elde ettiği kazanımları bir şekilde elde tutmasını sağlayacak bir formül bulunmadan yapılan bütün hesaplar Şam’dan dönmeye mahkumdur.
Batı savunma ittifakı NATO 7-8 Temmuz Ankara Zirvesi'nde öncelikle üyelerin askeri harcamalarını artırmasını istiyor, ama…
Dünya Kupaları yalnızca futbolun değil, dünyanın değişen dengelerinin de aynası haline geldi. 2026 Dünya Kupası…
Bizi biz yapan, kişiliğimizi, isteklerimizi, meraklarımızı, hayattaki amaçlarımızı, beklentilerimizi şekillendiren şüphesiz çocukluk yaşantımızdır. İnternet çağı…
Amerika Birleşik Devletleri (ABD), 4 Temmuz 2026’da yalnızca bağımsızlığının 250. Yılını kutlamakla kalmıyor. Aynı zamanda…
Türkiye'den bakınca hâlâ birçok ülkenin ABD Başkanı Donald Trump’ın izinden gittiğini görmek şaşırtıcı oluyor. Trump’ın…
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin 7-8 Temmuz NATO Ankara Zirvesi'nden en stratejik beklentilerinden birinin Avrupa’nın savunulması…