Categories: EkonomiHayat

Karantina tedbirleri ve unuttuğumuz haklarımız

Uzun süredir devlet, medya, bildiğim, okuduğum, dinlediğim tüm doktor, halk sağlıkçıları ve politikacılar tarafından yapılan “evde kal” uyarılarına beraber şahit oluyoruz. Sadece Türkiye’de değil, yurt dışında da durum aynı. İnsanlığın tarih boyunca üzerinde en mutabık kaldığı konu olabilir “karantina mecburiyeti ve hiçbir şartının sorgulanmaması”.
Normalde ülkemde görmeye hiç yabancı olmadığım bu “sorgulama yapmadan teslimiyet” durumu şu anda tüm dünyaya yayılmış durumda.
Ben avukatım ve salgın süreci ve buna karşı alınan tedbirler sebebiyle mesleğimi icra edemiyorum. Bu hem hakkını korumakla sorumlu olduğum müvekkillerim için kabul edilemez bir hak kaybı oluşturuyor, hem bu durumun ne kadar süreceğine bağlı olarak çalışanlarımda da eminim işlerini kaybetme endişesi yaratıyor. Tahminimce bu durum benzer sektörlerde de bu şekilde.
Tabii ki bu sağlık krizinde korunması gereken öncelikli değer tereddütsüz insan sağlığı. Ancak, geldiğimiz noktada alınan tedbirlerin bazıları, özellikle insan hak ve özgürlüklerini kısıtlayan tedbirler, vakit kaybetmeden sorgulanmaya başlanmalı.
Bir süredir pek çok çalışan evinden çalışıyor olmasına rağmen, üretim sektöründeki çalışanların çoğu hala üretim tesislerinde beraber çalışmaya devam ediyor.
Evden çalışmaya başlayanlarla üretim tesislerinde çalışmaya devam edenler arasında Covid-19 kapma açısından ne kadar fark olduğunu bilmemiz çok önemli, çünkü üretim tesislerinde çalışmaya devam edenler daha fazla hastalık kapıyorsa, kimsenin “ekonomik kriz daha hafif gelsin diye” o insanların sağlıklarını tehlikeye atma hakkı yok, ya da diğer ihtimal doğruysa, yani iki grup arasında hastalanma oranı aynıysa eğer, o zaman da kimsenin insanları işlerinden alıkoymaya hakkı yok.

Sağlıklı veri bulunamıyor

Bununla ilgili başka yerde veri bulamayınca kendim veri topladım. Elde ettiğim veri şu şekilde:
870 çalışanı olan bir holdingimizin, 670 çalışanı üretim sektöründe ve bu 670 çalışan hala hiçbir şey olmamış gibi her gün fabrikada mesaisini dip dibe yapıp akşam eve dönüyor. Son bir haftadır da maske takarak çalışıyorlar.
Aynı holdingin 200 çalışanı ise üç hafta önce evden çalışmaya geçmiş.
Son üç haftadır fabrikada beraber çalışan isçiler ile, evden çalışanlar arasında orantısal olarak hastalık şüphesi ile başvuran çalışan sayısı arasında fark çıkmıyor. Ayrıca başvuranların tamamına üç kez aralıklarla test yapılıyor ve tüm testlerin sonuçları negatif çıkıyor.
Veri havuzunu arttırmak için aynı çalışmayı 2200 çalışanı olan bir şirket üzerinde de yaptım, sonuçlar çok benzer çıkıyor.
Sorun benim ne kadar ve nasıl data toplayabildiğim değil, sorun bu sorumun cevabını kimsenin öğrenmek veya sorgulamak istememesi diye düşünüyorum. Bu çalışmanın çok daha detaylı ve kapsamlı bir şekilde acilen Sağlık Bakanlığı tarafından yapılması lazım, çünkü burada temel insan hakları göz ardı ediliyor.

Karantina koşullarını sorgulamak

Bu konuya ek olarak, şu konular da bence önemli.
Covid-19 şikâyetiyle hastaneye başvuranlar ve bunların yakınlarını test etmenin yanında, herhangi bir şikâyeti olmayanlardan rastgele test grupları oluşturup virüs o grupta ne kadar yaygın diye de bakılmalı ve oradan alınacak pozitif sonuçların tıbbi geçmişi ve geleceği takip edilmeli. Biliyorum antikor bulamayacağımızı veya bir kez Covid-19 olan birinin kısa zamanda tekrar enfekte olup olmayacağından henüz emin olunamadığını ama bırakalım artık tüm viral hastalıklar bilgi ve tarihçesindeki o çok ufak yüzdeden korkmayı da {4a62a0b61d095f9fa64ff0aeb2e5f07472fcd403e64dbe9b2a0b309ae33c1dfd}99 ihtimalle ne olacak ona bakalım artık.
Herkes birden sokağa çıkarsa virüsün çok daha hızlı yayılacağı ve sağlık sistemleri hastanelere başvuracak hastaları kaldıramayacak durumda olduğu için daha çok insan kaybedileceği yönündeki genel pozisyonu, bu durumu yaşamış bazı ülkelerdeki geçmiş datalar sebebiyle sorgulamak kolay değil. Ancak pek çok ülkede de kısmi karantinalar veya alternatif metotlarla olumlu sonuçlar alındı. Kaldı ki, mevcut karantina seçimi:
1-Bu karantinanın şartlarını ve esnekliğini sorgulamamamız gerektiği anlamına gelmiyor; ve
2-Salgının başından beri işine giden üretim sektörü ve gidemeyen pek çok servis sektörü çalışanları arasındaki virüs yayılma hızının daha iyi anlaşılması ve servis sektöründe daha fazla tedbir alınarak çalışılmaya devam edildiği durumdaki değişik senaryolarla ile ilgili Sağlık Bakanlığı tarafından bir araştırma yapılmamış ve yapıldıysa da neticelerinin bizlerle paylaşılmamış olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Dediğim gibi, ben hukukçuyum. Konuya hukukçu gözü ve mantık olarak bakıyorum. Hem birilerinin hakkı yeniyor hem mantığım almıyor pek çok yaşadığımız şeyi. Artık sorgulamaya başlamamız lazım.

Hakan Yazıcı

Av. Hakan Yazıcı hyazici@yazicilegal.com Twitter: av_hakanyazici

Recent Posts

Fon krizi üzerine sosyal medyada dolaşan demirden leblebi gibi sorular

Fon krizi, SPK'dan Borsa İstanbul'a dek mali kurumları sarstı. Bankacı Piraye Antika sistemin denetim yollarını…

32 saniye ago

Volkswagen’in Türkiye’ye dönüş işareti Made-in-Europe umudu olabilir mi?

Doğuş Grubu'nun Volkswagen ile Türkiye'de üretim hedefiyle imzaladığı niyet mektubu AB ile "Made-in-Europe" tartışmalarında umut…

14 saat ago

Sinirlioğlu’nun BM Genel Sekreterlik rakibi kuzu kılığında kurt mu?

Türkiye'nin halen AGİT Genel Sekreteri olan Feridun Sinirlioğlu'nu BM genel Sekreteri adayı olarak ilan etmesinin…

16 saat ago

Aslan sosyal demokratların Sarıgüller açmazı. Bu da mı ders olmayacak?

Partiye nerede, nasıl ediniliği belli olmayan parayı getirdiği için aday yapılanların muhalif seçmeni utandırmasına, öfkelendirmesine…

1 gün ago

Savunma sanayi ölçüsü ihracatla sınırlanamaz, milli güvenlik konusudur

Türkiye son yıllarda savunma sanayisinde atılım içinde. Ancak gelişmenin tek ölçüsü ihracat olmamalı, rakamlar stratejinin…

2 gün ago

Türkiye-Azerbaycan: krize mi, yeni bir çözüme mi? Gerçekte neler oluyor?

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Ankara’daki Türk Devletler Teşkilatı (TDT) Zirvesi’ne katılmayacağı açıklamasının etkisi daha soğumadan…

4 gün ago