Categories: Siyaset

O kadim Rus taktiği mi yoksa AK Parti’nin uyguladığı?

İddialar karşısında sessiz kalıp geçirtirmek siyaseten sürdürülebilir olsa, AK Parti yönetiminin sessiz kalma taktiği geçerli sayılabilir, ama sürdürülebilir değil. Hukuk deveti mekanizmaları işletilmeli. (Foto: AK Parti)

Kadim Rus taktiği dediğim alında güçlü hissesi olan bir kıssa; gençler için çıkarılacak ders, mizah faktöründen önde olan bir fıkra diye de anlatabiliriz.
Hissesi, yani çıkarılacak dersi o kadar çarpıcı ki örneğin iyi istihbaratçılar, casuslar dünyasının vazgeçilmez taktiği olmuş. Zaman zaman siyasetçilerin, işler sarpa sardığında şirket yöneticilerinin de.
Kıssa şu:
Artık sonbaharın sertleşmeye başladığı günlerde Rus köylüsü hızlı adımlarla evine gidiyormuş.
Çalılıklardan gelen cılız bir cıvıltı duymuş. Bakmış ki güneye göç eden arkadaşlarından ayrı düşmüş bir kuş, donmak üzere, son gücüyle dikkat çekmeye çalışıyor.
Köylü etrafına bakıyor, daha dumanı üstünde bir inek pisliği görüyor. Bir dal parçasıyla içinde bir oyuk açıyor, ısınıp kendine gelsin de uçup gitsin düşüncesiyle kuşu da ortasına yerleştirip gönül rahatlığıyla evine gidiyor.
Biraz sonra aynı yerden geçen bir başka köylü da duyuyor kuş cıvıltısını, bu defa canlı, canlanmış bir cıvıltı.
Bir bakıyor ki, inek pisliği ortasındaki yuva içinden kanat çarpıp çıkmaya çalışan bir kuş. “Şükürler olsun” diyor, “akşam yemeği çıktı”. Kuşu pislik içinden çıkarıyor, boynunu kırıp, yemek için evine götürüyor.
Şimdi gelelim bu kıssadan çıkan ve bugünlere siyaset taktiği olarak kalan hisseye:
1-Seni pisliğe batıran herkes düşmanın değildir,
2-Seni pislikten çıkaran herkes dostun değildir,
3-Pisliğin içindeysen sessiz kalmak en iyisidir.

Sessiz kalma taktiği

Biz bu kadar ileri gitmeyelim; Sedat Peker iddiaları karşısında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun suç duyurusuna rağmen sesiz kalan bağımsız Türk yargısı, bakarsınız burada bir hakaret unsuru bulur, dava açar. Ama biz de bu sessizlik taktiği, özellikle de yeni iddialar ortaya atıldıkça da devam ederse “Sükût ikrardan gelir” atasözümüzün akıllara geleceğini söylüyoruz.
Peker’in peşi sıra videolarıyla ortaya attığı iddialar yenir yutulur cinsten değil. Saldırı hedefinin ortasına koyduğu İçişleri Bakanı Soylu iki defa ekrana çıktı. Peker’den para alan milletvekilini bildiğini ama ismini savcılara vereceğini söyledi.
Muhalefet partilerinden bir milletvekili olsaydı zombileştirilmiş medyanın tek konusu olacağı tahmin edildiğinden, kamuoyu iktidar blokundan bir isim olduğunu anladı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun müdahale çıkışından rahatsız olan TBMM Başkanı Mustafa Şentop, İçişleri Bakanlığı’ndan bu konuda bilgi ve belge istedi. Bu isteğin AK Parti içinde “muhalefete koz veriyoruz” rahatsızlığına yol açtığı yazıldı.
O isteğe yanıt verilip verilmediği belli olmadan Peker çıktı AK Partili Metin Külünk’e para verdiğini söyledi. Maaş şeklinde değildi ama 10 bin doların çok üzerindeydi. Hatta başka vekiller olduğunu da ima etti. Ama ona dokunmayana o da dokunmayacaktı; başka para alanlar da varsa sessiz kalmak en iyisiydi. Gözler yeniden Soylu’ya çevrildi ama sonra -Ankara’daki iddialara göre Erdoğan tarafından uyarılması ardından- o da sessizliğe büründü.

Sürdürülebilir değil

AK Parti Grup Başkan Vekili Bülent Turan’a düştü sessizliği bozmak ama AK partinin bundan da pişman olma ihtimali yüksek. Sanki konu Peker ile irtibatmış gibi Turan zamanında Peker’in muhalif siyasilerle de irtibatı olduğunu o zaman medyanın neden şimdi Soylu ve Binali Yıldırım’ı işlediği gibi onları da işlememiş olduğunu anlatmaya başladı; kırk yıllık “Tencere dibin kara, seninki benden kara” taktiğiydi. Ancak iş hassas konuya gelince öyle bir söz etti ki, ucunun hem Soylu hem AK Parti hem de Erdoğan’a dokunması ihtimali vardı. “Hukukun gereği yapılmalı, 10 bin dolar ya da başka bir şey, elde ne varsa ortaya koyulmalı” dedi. Şimdi TBMM araştırma önergesi AK Parti ve MHP oylarıyla reddedilmişken, Peker’den para alan AK Partililer hakkında “elde ne varsa ortaya” koyulsa bir türlü, koyulmasa başka türlü.
Bu sessizlik siyaseten sürdürülebilir olsa, belki de AK Parti yönetimi haklı, sessiz kalmak taktiği en iyisi.
Ama sürdürülebilir görünmüyor. O nedenle “Zararın neresinden dönülse kârdır” deyip, bir an önce yargı ve Meclis’in bağımsız soruşturması önündeki görünmeyen engeller kaldırılmalı. Siyasi gündemin Sedat Peker tarafından belirlenmesinden rahatsız oluyorsanız, en iyi çare hukuk devleti kurallarını işletmeye başlamaktır.

Murat Yetkin

Gazeteci-Yazar

Recent Posts

Halk TV’ye polis baskını, yayın durduruldu, kayyım atandı. Nereye kadar?

Halk TV'ye polis baskını: el kondu, yayın durduruldu, kayyım atandı. Gerekçe sahibi Cafer Mahiroğlu'na mali…

9 saat ago

Türkiye, AB’nin Kararsızlığıyla Büyüyen Açmazları Nasıl Aşabilir?

Türkiye-AB ilişkilerine engel olan önemli siyasi konular 2016 anlaşmasından geri kalan 6 maddeyle ilgili.

1 gün ago

Devasa Fon Dolandırıcılığının Temelindeki Yapısal Sorunlar

Kamu görevlilerinin görev suçlarında, “amirin yargıya soruşturma izni” vermesi kurumu stratejik görevler için istisna kaldırılmalıdır.…

2 gün ago

AB Türkiye’yi Dışarda Tutarken Kendi Geleceğini mi Sınırlıyor?

AB Türkiye’yi içeri almak istemeyebilir. Türkiye de bütün stratejik geleceğini bu karara bağlamak zorunda değil.

2 gün ago

Sigara yasağı sıkı uygulansın denince hangi lobiler ayağa kalkıyor?

Sağlık Bakanının sigara yasağının daha sıkı uygulanması için sunacağı yasa teklifine Cumhurbaşkanlığı bünyesinden gelen tepki…

3 gün ago

Mekke Paktı’nın kendisi mi basın açıklaması mı Meclis’e getirilecek?

Mekke Paktı, önemli, stratejik bir girişim ve TBMM’nin de Türk halkının da bunu ayrıntılarıyla bilme…

5 gün ago