Gezi Davası: Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar verildi

Osman Kavala, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater ve Tayfun Kahraman, Gezi Davası kapsamında savunmalarını verirken illüstratör Murat Başol tarafından resmedildi. (İllüstrasyonlar: Murat Başol, kolaj YetkinReport)

1602 gündür cezaevinde tutulan Osman Kavala ile birlikte Mücella Yapıcı’nın müebbet hapis ile yargılandığı 17 sanıklı Gezi Davasında mahkeme savunma için 22 Nisan’a kadar süre verdi. Karar çıkması beklenen duruşmada Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar verildi.

İstinaf mahkemesi tarafından beraat kararının bozulmasının ardından 2021 yılında tekrar görülmeye başlayan Gezi Parkı davasının duruşması İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Karar çıkması beklenen duruşmada, sanıkların ve avukatların itirazı üzerine mahkeme esas hakkindeki savunmaların yapılması için 22 Nisan’a kadar süre verdi. Delillerin yeniden görüşülmesi isteği olan “tevsi tahkikat” talepleri ise reddedildi.

Osman Kavala’nın tek tutuklu olduğu davada Savcı Edip Şahiner 4 Mart’ta görülen duruşmada Kavala ile birlikte Mücella Yapıcı hakkında “Cebir ve Şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet cezası, 6 sanık hakkında ise bu suça “yardım etme” suçundan 15 yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezası talep etmişti.

Kavala: “tutukluluğumun hukuk dışı olduğu aleni hale gelmiştir”

Daha önceki duruşmaya protesto amacıyla katılmayan Osman Kavala, bu duruşmaya SEGBİS ile katıldı. Kavala, tahliye talebine ilişkin şu sözleri söyledi:

“Beraat ettikten sonra 2 suçlamadan tutuklandım. Önce resen tahliye edilmiş olduğum 15 Temmuz sonra da casusluk suçlaması. Casusluk suçlaması ve Henri Barkey ile görüşmeye dair herhangi bir somut bilgi, belge ortaya konmamıştır. Mütalaada casusluk suçlamasından bahsedilmediği gibi benim casusluk suçundan tutuklu bulunmamın hukuk dışı olduğu tamamen aleni hale gelmiştir.”

Daha önce tahliye ile sonuçlanan Gezi Parkı ve 15 Temmuz davaları Yargıtay ve İstinaf Mahkemeleri tarafından bozulduktan sonra Temmuz 2021’de birleştirilerek yeniden açılmıştı. Daha önce bu davalardan hakkında tahliye verilmesine karşın dosya değiştirilerek birleştirilen davalar ile yeniden yargılanan iş insanı Osman Kavala birleştirilmiş davada görülen üç duruşmada tutuklu kalmaya devam etmişti.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AHİM’nin tahliye kararına rağmen önceki duruşmada Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar verilmesinin ardından ihlal prosedürü başlatmıştı.

İhlal Prosedürü

AİHM kararlarının uyguanmasını denetlemekle yükümlü olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını talep etmişti. Komite, aksi takdirde ihlal prosedürünün başlatılacağı uyarısında bulunmuştu. İhlal prosedürü başlatılırsa AİHM’nin yaptırım kararı alma hakkı bulunuyor.

Bakanlar Komitesinin uyarısının ardından 10 ülke büyükelçisi Kavala’nın tahliye edilmesi talebini içeren bir bildiri yayımlamış, bildiri Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bu büyükelçileri “istenmeyen kişi” ilan ettiğini açıklaması ile krize dönüşmüştü. Büyükelçilerin açıklamaları sonrasında diplomatik kriz yatışmıştı.

Davanın ikinci duruşması 26 Kasım ve 17 Ocak’ta görülen duruşmalarında Bakanlar Komitesinin ihlal uyarısına rağmen Kavala’nın tutukluluğu devam etmişti. Bunun üzerine Avrupa Konseyi, Türkiye ile ilgili ihlal prosedürü başlatmıştı.

T24’ten Gökçer Tahincioğlu, duruşmanın “Türkiye’nin, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin yaptırım sürecini başlatmasına rağmen tahliye edilmeyen Kavala’nın bir an önce hapse mâhkum edilmesini ve tutuklu değil “hükümlü” statüsünde olmasını amaçladığına yönelik iddiaların gölgesinde yapılacağı” yorumunda bulundu.

Yeni kanıt yok

Tahincioğlu, yazısında Kavala’nın tutuklandığı 2017 yılından beri kendisine yöneltilen suçlamalarda yeni bir kanıt olup olmadığı sorusuna şöyle cevap veriyor:

“Hayır. Bu davada da ilk tutuklama kararına gerekçe gösterilen, “15 Temmuz ve casusluk” ile “Gezi olaylarının finansörlüğü” suçlamaları devam etti. Kavala, geçen sürede Gezi davasından beraat etti ve AİHM, tutuklanması için hak ihlali kararı verdi. Her iki suçlamadan tahliyesine de karar verildi. Ancak her seferinde dosyalar, sevk maddeleri değiştirilerek ya da bozma kararları verilerek yeniden oluşturuldu ve bugüne gelindi. Kavala, bu süreçlerin hiçbir aşamasında savcı tarafından sorgulanmadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, birkaç kez Kavala’nın suçlu olduğuna dair demeçler verdi, bunlardan birinde de Gezi davasında verilen beraat kararını eleştirerek, bunu Kavala’nın tahliyesini sağlamaya yönelik bir operasyon olarak niteledi. Bu yorumlardan bir süre sonra da Gezi davası için bozma kararı verilerek, torba davanın yolu açıldı.”

“Doğrudan karara gitmek isteniyor”

Bianet’ten Hikmet Adal’ın aktardığına göre savunma öncesinde söz alan Kavala’nın avukatı Köksal Bayraktar “30 Ağır Ceza Mahkemesi’nde verilen sanık ifadelerini tekrar ettirdiniz, başka hiçbir şey yapmadınız, işin esasına girmediniz” dedi.

Mahkemenin doğrudan karara gitme amacında olduğunu belirten Bayraktar “Müvekkilim usul hükümleri karşısında yalpalayan bir mahkeme karşısında 4 yıldan fazladır tutuklu. Hiçbir davada olmayan bir şeyle karşı karşıyayız. Savcılık olmasına rağmen bakanlar bu davaya müdahil oluyor. 700 kişi müştekiyiz diyor, bunların biri dahi mahkemeye getirilmiyor. Durum buyken karara gitmek doğru değil.” diye konuştu.

close

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bunları da beğenebilirsiniz...