

Erdoğan telefonda Trump’a “İsrail’i durdurun” mesajı verdi. Bunu bir gün önceki “savaştan kaçmayız” mesajıyla birlikte okumak gerekiyor. Erdoğan, Trump’ı NATO Zirvesi için geldiği Ankara’da karşılarken. (Foto: Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 17 Ağustos akşamı ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin İletişim Başkanlığınca yayınlanan özetinde güncel iki unsur yoktu.
Bunlardan biri, Türkiye’nin Ukrayna’ya silah satışına Rusya’dan gelen tepkiler üzerine Rusya-Ukrayna Savaşı’na değinilmemiş olmasıydı. Diğeri de daha bir gün önce, 16 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı’nın El Cezire televizyonuna mülakatında Trump’tan Türkiye’ye F-35 satışı konusunda “sözünde durmasını beklediğini” söylemesiydi.
Ancak konuşmada Erdoğan’ın başka iki konuyu öne çıkardığı görülüyor, açıklamaya göre:
- Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Mekke Ortak Güvenlik Anlaşması ve
- İsrail’in Filistinlileri hedef alan “eylemlerinde artış yaşanmasından”duyulan endişe.
Demek ki, birbiriyle bağlantılı bu iki konu şu anda, kısa vadede Türkiye için F-35’ten daha önemli.
Neden mi öyle? Yanıt için yüzeyi biraz kazımamız gerekiyor.
“Türkiye savaştan kaçmaz” uyarısı
Erdoğan’la görüşmesinden birkaç saat önce, Trump “Truth Social” sosyal medya hesabından Mekke Anlaşması’ndan duyduğu memnuniyete şu anlamı yüklüyordu:
- “Bu, Ortadoğu’nun bir araya geldiğini ve ülkelerin nihayet kendilerini daha anlamlı bir şekilde savunabileceklerini gösteriyor.”
İyi de, Mekke Anlaşması yeni değil, bir hafta önce imzalanmıştı. Trump’ın aklına büyük harflerle “CESUR, BÜYÜK VE ÖNEMLİ-VAY” mesajı atmak yeni mi gelmişti?
Trump’ın bu mesajı yayınlamasından da birkaç saat önce, 16 Ağustos akşamı Erdoğan El Cezire televizyonunun yayınında soruları yanıtlıyordu. O mülakatta, Mısır’ı da 7 Ağustos Mekke Anlaşması içinde görmek istedikleri ve F-35’ler kadar medyada öne çıkmayan, ama onlardan daha önemli bir uyarısı vardı.
Erdoğan, muhabirin İsrail yetkililerinin Türkiye karşıtı mesajlarını hatırlatması üzerine şunu söylüyordu:
- “Türkiye’ye barış değil de savaş için saldıracak olanlar olursa, Türkiye bu savaştan da çekinmez, kaçmaz; bunu da çok açık ve net bir şekilde söylüyorum. Böyle bir şeyi yaşamak istemeyiz.”
Trump’ın İsrail ve İran açmazı
Bu mesajı, Trump’ın 7-8 Temmuz’da NATO’nun Ankara Zirvesi’nde Erdoğan’ı överken, Türkiye’nin İran’ın yanında savaşa girebileceği halde girmemiş olmasını örnek göstermişti. İlerleyen günlerde Türkiye’nin, İsrail’in silahlı Kürt grupları harekete geçirerek ABD’yi İran’da kara savaşına sürükleme planı karşısında durduğu ve durdurulmasına etkisi olduğu ortaya çıkmıştı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Milli Güvenlik Bakanı Yisrael Katz’ın, İran’dan sonra sıranın Türkiye’ye geleceği tehditleri bu kışkırtmanın durdurulması sonrasında medyaya yansımıştı.
Ankara’da, Netanyahu hükümetinin 27 Ekim’de yapılacak genel seçimlerde kaybetmemek için Filistinlilere yönelik saldırılarını daha da artıracağı değerlendirmesi yapılıyor.
İsrail seçimleri, Trump için hayati önem taşıyan 3 Kasım ABD ara seçimlerinden sadece 1 hafta önce.
Trump bir an önce İran’la savaşı bitirmek istiyor ama İsrail’in sürekli talepleriyle İran’la bir anlaşmaya varması giderek imkânsız görünüyor. Tahran da zaten ABD seçimlerine kadar ayak sürüyeceğini açıkça belli etti.
Netanyahu’nun peşine takılarak İran savaşına giren Trump, ABD seçimleri öncesi kendi gereksinmeleriyle İsrail seçimleri öncesi Siyonist lobinin gereksinmeleri arasında sıkışmış vaziyette.
İsrail bir çılgınlık yapar mı?
Erdoğan’ın İsrail’in eylemlerindeki artış konusunda Trump’ın dikkatini çekmesi, açıkçası, “İsrail’i durdurun” demesi bu yüzden, ve aslında hayli hafif bir ifade.
Türkiye’nin de kefil olduğu 10 Ekim 2025’teki Gazze ateşkes anlaşmasından bu yana İsrail’in saldırıları sonucu 1265 Filistinli öldürüldü; adı ateşkes. İsrail saldırılarıyla öldürülen Filistinli sayısı ise resmi tahminlere göre 73 bin 400’ü buldu.
Bunun da ötesinde, Netanyahu, İsrail seçimlerini kazanmak için Filistinlilere saldırılarına ek olarak Suriye’ye ve Lübnan’a saldırılarını da tırmandırır mı?
Türkiye’deki NATO Zirvesi sonrasında İsrail’i rahatsız eden iki gelişme oldu:
- Mekke Anlaşması ki Erdoğan’ın “savaştan kaçmayız” beyanı bu anlaşma sonrasında ayrı anlam taşıyor ve
- Terörsüz Türkiye süreci çerçeve yasasının Meclis’ten çıkması; bu da İsrail’in bölge ülkelerine karşı kışkırtmayı düşünebileceği etkili aktörleri hayli azaltıyor.
Erdoğan mesajları vermiş ama Trump’ın Netanyahu’nun taleplerine karşı etkili adımlar atma ihtimali Vaşington’daki güçlü İsrail lobisi nedeniyle fazla yüksek değil.
Ortam ısınıyor.


