Gazeteci-Yazar
Son iki gündür dünyanın, Batı dünyasının NATO’nun Ankara Zirvesiyle ilgili neyi konuştuğunu izliyor musunuz? – Önce ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a övgüleri, NATO Zirvesine onun hatırına katıldığı beyanı ve millî savaş uçağı KAAN’da kullanılacak motor satışı “hediyesiyle” geleceği sözleri, – Sonra, Ankara’daki olağanüstü güvenlik önlemelerinin parçası olarak gösterilen tutuklamalar, – Nihayet zirveyi izlemek
ABD Başkanı Donald Trump’ın 24 Haziran’da kendisiyle 7-8 Temmuz Ankara Zirvesi öncesi görüşmek için gelen NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’yi Beyaz Saray’da kabulünde söyledikleri iki bakımdan önemliydi. • Rutte yanında olduğu halde “Erdoğan için gidiyorum,” dedi. Rutte kendini ezdirmek pahasına “Benim için de gelmez miydiniz?” diye sorunca önce yanıt vermedi. Sonra, “Muhtemelen,” dedi, “gelebilirdim.” Başka
NATO’nun 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak liderler zirvesi hem küresel politikalar hem de Türkiye’nin kurulacak yeni dünya düzeninde tutacağı yer bakımından önem taşıyor. Zirvede Rusya-Ukrayna krizinden NATO’da Avrupa ağırlığı ve silahlanmaya, enerji ve ticaret savaşlarına dek pek çok önemli başlık var. Dünyanın dört bir yanından gazeteciler bu önemli toplantıyı izlemek için Ankara’ya geliyor. Ancak Türk gazetecilerin
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan son birkaç günkü her konuşmasında, ilk günlerdeki “Bizi ilgilendirmez” temalı, kendi ifadesiyle “güvenli takip mesafesini” bırakarak CHP’deki mutlak butlan krizine yükleniyor. Bir yandan 7-8 Temmuz’da Ankara’da ev sahipliği yapacağı önemli NATO zirvesine hazırlanırken, öne çıkardığı meselenin CHP’nin yönetim krizi olmasının elbette bir anlamı var. Kamuoyunun, bütün haber bültenlerinin, ekranlardaki tartışma programlarının CHP’deki
MHP lideri Devlet Bahçeli, Kemal Kılıçdaroğlu’nun istinaf mahkemesinin mutlak butlan kararıyla CHP’nin başına dönmesinden bu yana CHP’ye özel bir ilgi gösteriyor. Kâh Kılıçdaroğlu’ndan feragat, kâh Özgür Özel’den Kılıçdaroğlu’na itaat istiyor. İlk adımını PKK lideri Abdullah Öcalan’a çağrıda bulunarak 2024 yılında kendisinin attığı “Terörsüz Türkiye sürecine” özel vurgu yaparak CHP’nin TBMM’deki denge gücünü koruması gerektiğini söylüyor.
Acaba Kemal Kılıçdaroğlu Sözcü TV yerine spekülasyon yapıldığı gibi TGRT’ye çıksa kendisi ve yol arkadaşları için daha mı iyi olurdu? Sözcü TV iyi bir iş yaptı, sözüm onlara değil; hem Kılıçdaroğlu’na söz hakkı verdiler hem de sorulması gereken soruları sordular. Kemal Bey o söz hakkını kendi avantajına kullanamadı. Sadece “Ben gelmeseydim de kayyım mı gelseydi?”
TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, Terörsüz Türkiye sürecinin aksamaması niçin çerçeve yasanın Meclis tatile girmeden çıkması gerektiğini söyledi. YetkinReport’un sorularının yanıtlarken sürecin “Zamana yayıldıkça risklerinin arttığını” vurgulayan Buldan, “İstenirse en fazla beş günlük işi var. Yasa çıkarsa yol haritası da belirlenir, süreç çok hızlanır,” dedi. CHP’deki mutlak butlan süreci gündemini
Avrupa Parlamentosu (AP), 17 Haziran’da yaptığı oylamayla kabul ettiği 2025 raporunda Türkiye’ye sert eleştiriler yönelterek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı döneminde açtığı “siyasi davalar” nedeniyle Adalet Bakanı Akın Gürlek’e Avrupa Birliği yaptırımları istedi. Rapor 107’ye karşı 381 oyla kabul edilirken 171 üye de çekimser kaldı. AP’nin Türkiye Raportörü Nacho Sanches Amor, Türkiye’nin “Tamamen otoriter bir modele doğru
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 16-17 Haziran’daki Moskova ziyareti birkaç bakımdan önemliydi. Fidan Moskova’da sadece Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüşmedi. Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’e Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bir mesajını iletti, ABD-İran mutabakatı ve Türkiye’nin işlevi konusunda bilgi verdi, Ulusal Güvenlik Sekreteri Sergey Şoygu ile de bir görüşme yaptı. Fidan’ın iki günlük Moskova temaslarındaki bir









