Gazeteci-Yazar
Tamam, “Türkiye demeyelim”, konuyu sadece PKK’nın silah bırakmasına sıkıştırmayalım. Tamam, “Çözüm süreci” de demeyelim; akla daha önceki başarısızlıkları, her başarısızlığın ardından daha fazla kan dökülmesini getirmeyelim. Tamam, “Milli Dayanışma ve Bütünleşme” hiçbir cazibesi olmayan, bürokratik bir sıfatı kimse kullanmaz zaten. Tamam, Kürt sorununa siyasi çözüm süreci de demeyelim, konu orayı da aşıyor, Anayasa’nın 2’nci maddesinde
DEM Parti İmralı heyeti 26 Ağustos’ta Ankara’da Starton Otel’de bir basın toplantısı düzenledi. İmralı heyetinden Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar, önceki BDP Eş Genel Başkanı ve görevden alınmış Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak ve İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan’la tutulmuş, 34 yıl hapis yattıktan sonra serbest kalan Çetin Arkaş konuştular. Son yıllarda bu kadar geniş
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire, Osman Kavala’nın haklarının ihlal edildiğine dair ikinci başvurusunda da Türkiye’yi haksız buldu. 25 Ağustos’taki duruşmada açıklanan kararla Türkiye’nin imzacısı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) altı maddesini ihlal ettiğine hükmetti. “İnsan hakları ihlal edildi” AİHM daha önce 2019’da Gezi Davası nedeniyle mahkûmiyet alan Kavala’nın durumunun AİHS’nin “özgürlük ve
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 18 Ağustos akşamı Ordu Radyosu’nun podcast servisine yaptığı açıklamada o sabah erken saatlerde İsrail jetlerinin Suriye’nin Türkiye sınırına yakın, tamirat aşamasındaki Ebu Zuhur askeri havaalanını vurmasını “Türkiye’ye mesaj” olarak nitelemesi, Ankara’daki İsrail rahatsızlığını daha da artırdı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın, Anadolu Ajansı’na verdiği ayrıntılı mesajlar, bu rahatsızlığı kesin ifadelerle yansıtıyor.
PKK lideri Abdullah Öcalan’ın 1 Ağustos’ta İmralı’ya giden DEM heyetiyle görüşmesinde söylediklerini gazeteci Ruşen Çakır 19 Ağustos’ta Medyascope yayınında şöyle aktardı: “Özgür Bey’e özel selamlar. Bir yetkilisi Meclis İzleme Kurulu’na katılmalı. Ben bu kurulu CHP için dayattım. ‘Acaba bizi mi tasfiye ediyorlar, Cumhur İttifakı ile birleştiler, bizi mi yok edecekler?’ diyorlar ya… Her gün hukuk
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 17 Ağustos akşamı ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin İletişim Başkanlığınca yayınlanan özetinde güncel iki unsur yoktu. Bunlardan biri, Türkiye’nin Ukrayna’ya silah satışına Rusya’dan gelen tepkiler üzerine Rusya-Ukrayna Savaşı’na değinilmemiş olmasıydı. Diğeri de daha bir gün önce, 16 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı’nın El Cezire televizyonuna mülakatında Trump’tan Türkiye’ye F-35 satışı konusunda “sözünde
TİP Milletvekili Sera Kadıgil, hafta sonu Bodrum’da halka hitap ediyor: “Her gittiğim yerde soruyorlar: Özgür Özel’i alacaklar mı? Doğru soru şu: Özgür Özel’i verecek misiniz?” Kadıgil bir başka açıdan da haklı: bu tür söylentilerin yayılması, başka koşullarda akla getirilmemesi gereken uygulamaları normalleştiriyor, tepkiselliği frenliyor. Ekrem İmamoğlu davasının yeniden görülmeye başladığı, mahkemenin savunmasını ertelemeye devam edip
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kurucusu ve lideri olduğu AK Parti’nin 24 yılı iktidarda geçen 25 yılını böyle özetledi: Yapamaz dediler, yaptık! Dün, 14 Ağustos’ta Ankara’da Millet Bahçesi’ni dolduran on binlerce kişiye (TRT yaklaşık 100 bin diye verdi) hitap eden Erdoğan, çeyrek asra yaklaşan iktidarındaki en büyük eserinin ise “yeni bir gençliğin yetişeceği iklimi inşa etmek”









