İstinaf Mahkemesinin görülmedik şekilde CHP’de seçimle işbaşına gelmiş Özgür Özel yönetimini düşürüp Kemal Kılıçdaroğlu’nu geri getirme kararına en ilginç siyasi tepki MHP lideri Devlet Bahçeli’den geldi. Bahçeli tam olarak öyle demedi ama belki de işlerin iyice çığırından çıkacağını gördüğü için Kılıçdaroğlu’na “Özel ile anlaş, yeniden başa geçme” demek istedi. Bunu siyasi kuliste konuşulan oyun planı
Türkiye siyasetinde son iki yılda yaşanan en dikkat çekici dönüşümlerden biri aslında yeterince analiz edilmiyor: Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Devlet Bahçeli, Kürt hareketi, DEM Parti ve nihayetinde Abdullah Öcalan’ı da içeren yeni sürecin en önemli siyasi taşıyıcılarından biri hâline geldi. Bundan birkaç yıl önce böyle bir tabloyu tarif etmek bile siyaseten imkânsız görünürdü. Çünkü
Dün, 15 Nisan, AK Parti TBMM Grup toplantısının çıkışında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a şu soruyu sordum: • Hem Ömer Bey hem de Devlet Bey “Seçim zamanında yapılacak” beyanında bulundular. Buradan 14 Mayıs 2028’i mi anlamalıyız, yoksa sizin de aday olabileceğiniz bir formül mü var? Önce AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in ardından MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, CHP
MHP lideri Devlet Bahçeli 14 Nisan’da partisinin TBMM grubuna hitabında “Ara seçim yok, seçim zamanındadır” dedi. Bahçeli bu çıkışı, CHP lideri Özgür Özel’in ısrarlı “Ara seçim, olmazsa erken seçim” taleplerine karşı yaptı. Beş gün önce AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de “Doğru bir şekilde zamanında yapılmalı” demişti. Oysa bir süre önce AK Parti Genel Başkanvekili
DEM Parti PKK lideri Abdullah Öcalan’la 27 Mart’ta yaptıkları görüşmede söylediklerini -belli ki üç gün süren onay çalışmaları ardından- 31 Mart’ta açıkladı. Öcalan’ın “Cumhuriyetle bir sorunlarının olmadığı”, ama “demokratik hale getirmek” için silahların bırakılması gerektiği, çünkü artık “silahlı mücadele döneminin sona erdiği” beyanları fazla yankılanmadı. Çünkü AK Parti “Önce PKK silah bıraksın” derken, PKK “Önce
Son yıllarda Rusya’nın Ukrayna’ya, ABD’nin Venezuela’ya, İsrail’in Gazze’ye, Suriye ve Lübnan’a, ABD – İsrail’in İran’a saldırıları ile dünya düzeni hukuk temelliden devletlerin güç hiyerarşisine doğru evrilirken birlik ve beraberliğimizi güçlendirme yolunda Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, ülkemizin en önemli meselesi hakkında, birkaç yıldan buyana yaptığı, çoğumuzu şaşırtan çıkışlarının ayrı bir yeri
TBMM, PKK lideri Abdullah Öcalan’a “umut hakkı” tanırsa bu uygulama Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve benzer durumdaki bütün mahkûmlar için geçerli olacak. Dün, 5 Şubat akşamı Ankara siyaset kulisinde bu bilgiyi teyit ederken “ilgili kişilerden edinilen bilgiye göre” diye atıfta bulunma koşulunu kabul ederek yazma izni aldım. Söylenenler şöyle özetlenebilir: • “Eğer böyle bir düzenleme
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, Esenyurt’un CHP’li Belediye Başkanı Ahmet Özer’i 23 Ocak’taki duruşmasında PKK/KCK üyeliği gerekçesiyle 6 yıl 3 ay hapse mahkûm etmesi, siyasette yeni tartışmalara yol açtı. Beraati bekleniyordu. Gösterilen delil anca lehte delil sayılabilirdi. Bir öğrenciye kiraya verdiği evin kirasını ödeyen babası, bir zaman KCK’dan yargılanıp beraat etmişti ve bu yüzden “örgüt
Dün, 13 Ocak’ta, TBMM standartlarına göre bile alışılmadık bir gelişme oldu. MHP lideri Devlet Bahçeli, olayların devam ettiği ve öldürülen göstericilerin arttığı İran’daki Azeri Türk (*) toplumuna Meclis kürsüsünden şifreli bir çağrıda bulundu. Bahçeli’nin konuşmasının ana fikri aslında ABD ve İsrail’in bölgemizdeki Siyonist ve emperyalist niyetleriydi. Örneğin, kendi başlattığı terörsüz Türkiye sürecinin Suriye ayağında, SDG’nin









