Türkiye’nin yeniden ivme kazanan çözüm sürecinde hazırlanan çerçeve yasa yalnızca PKK’nın silah bırakmasını ve örgütün tasfiyesini düzenlemeyecek. Aynı zamanda sürecin en zor, en tartışmalı ve belki de en belirleyici sorularından birine cevap vermek zorunda kalacak: Abdullah Öcalan’ın geleceği ne olacak? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı yasal düzenleme, silahsızlanmanın hukuki zemini, örgüt mensuplarının topluma yeniden kazandırılması
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye sürecine yasal zemin sağlamak için gereken “çerçeve yasa” için iki günlük temaslarının sonucunu açıklayacağı basın toplantısının başında daha köşesiz konuştu. Meclis’in bu düzenlemeyi yapıp öyle tatile girmesini “ümit ediyordu”. Yasal düzenleme, PKK demeden, “münfesih örgüt” üyelerinin yaz aylarında “silah bırakarak ülkeye gelmesini sağlamak” için gerekiyordu. Ama bu yasanın sadece
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan son birkaç günkü her konuşmasında, ilk günlerdeki “Bizi ilgilendirmez” temalı, kendi ifadesiyle “güvenli takip mesafesini” bırakarak CHP’deki mutlak butlan krizine yükleniyor. Bir yandan 7-8 Temmuz’da Ankara’da ev sahipliği yapacağı önemli NATO zirvesine hazırlanırken, öne çıkardığı meselenin CHP’nin yönetim krizi olmasının elbette bir anlamı var. Kamuoyunun, bütün haber bültenlerinin, ekranlardaki tartışma programlarının CHP’deki
TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, Terörsüz Türkiye sürecinin aksamaması niçin çerçeve yasanın Meclis tatile girmeden çıkması gerektiğini söyledi. YetkinReport’un sorularının yanıtlarken sürecin “Zamana yayıldıkça risklerinin arttığını” vurgulayan Buldan, “İstenirse en fazla beş günlük işi var. Yasa çıkarsa yol haritası da belirlenir, süreç çok hızlanır,” dedi. CHP’deki mutlak butlan süreci gündemini
Son yıllarda Rusya’nın Ukrayna’ya, ABD’nin Venezuela’ya, İsrail’in Gazze’ye, Suriye ve Lübnan’a, ABD – İsrail’in İran’a saldırıları ile dünya düzeni hukuk temelliden devletlerin güç hiyerarşisine doğru evrilirken birlik ve beraberliğimizi güçlendirme yolunda Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, ülkemizin en önemli meselesi hakkında, birkaç yıldan buyana yaptığı, çoğumuzu şaşırtan çıkışlarının ayrı bir yeri
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 25 Şubat’ta TBMM Komisyon raporuyla birlikte Terörsüz Türkiye sürecinin yeni bir aşamaya geldiğini söylemişti. PKK’nın silah bırakma sürecini tamamlamasıyla Meclis de yasal sürecini tamamlayacaktı. Geçen yıl MHP lideri Devlet Bahçeli’nin talebi üzerine örgütüne kendini feshetmesi ve silah bırakma çağrısı yapan PKK lideri Abdullah Öcalan da 27 Şubat çağrısının birinci yılında, bugün
Terörsüz Türkiye sürecinde kural değişmedi, bu fasikülün ilk sayfasını da yine MHP lideri Devlet Bahçeli açtı. PKK lideri Abdullah Öcalan’ın kendi çıkışına uyarak yaptığı 27 Şubat örgütü fesih ve silah bırakma çağrısının seneyi devriyesi yaklaşırken Öcalan’ın “statü sorununun” halledilmesi gerektiğini söyledi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Komisyon çalışmalarına destek teşekkürüne girmişken gazeteci milleti de koridorda bekleyen
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Hukuk Başdanışmanı Mehmet Uçum, Habertürk’te Fevzi Çakır’ın sorularını yanıtlarken kuşkusuz Beştepe’nin oluşum aşamasındaki yol haritasını tartışmaya açıyor, kamuoyunu da önümüzdeki yoğun gündeme hazırlıyordu. Aslında Uçum perdeyi bir önceki hafta, sürecin tamamlanması için özel geçiş dönemi yasasının gerektiği söyleyerek açmıştı. Söyleşinin medyadaki yankıları birkaç başlık altında toplanabilir: 1- İçinde bulunduğumuz sürece Kürt sorununa
Belki de gaf değildi MHP lideri Devlet Bahçeli’nin bayramın ilk günü verdiği mesajda PKK’nın kurucu önderi Abdullah Öcalan’a “kurucu önder” demesi. MHP çizgisindeki Türkgün gazetesi ikinci gün Bahçeli’yi sansürledi, o sözlerin, çıkarıp “bölücü örgüt” sözünü öne çıkardı ama o kadar tv ve ajansın video kayıtları ortadaydı. Ben Bahçeli’nin sözlerini sıradan bir dil sürçmesi olmayabileceği kanısındayım.
“İlk üçlü, sonraki üçlüye iktidarı bırakmak istemiyor. O kadar kararlılar ki, gençlerden ikisini tutsak ettiler, diğerini de içeri atmanın yolunu bulmaya çalışıyorlar.” Birgün gazetesi yazarı Selçuk Candansayar, içinden geçmekte olduğumuz siyasal krizi farklı bir bakış açısıyla, “Altı erkek aktörün bireysel tarihi üzerinden” böyle okuyor. Candansayar’a göre, yaşları yetmişi aşmış ama politik gücü elinde tutan ilk









