CHP’de ayrılığın ilk gongu 30 Mayıs “Bayramlaşma” mitingleriyle vuruldu. CHP’nin sosyolojik tabanı dün partinin ayrılık manifestosunu Kızılay Meydanı ile CHP Genel Merkezi önünde yazdı. CHP’nin başına mahkeme kararıyla tedbiren dönen Kemal Kılıçdaroğlu da 30 Mayıs’taki konuşması ve havaya Ecevit öykünmesiyle saldığı “ak güvercinlerle” bu ayrılığa yol verdi. Konuşmasında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, AK Parti ve iktidar
Ankara’da “Bayramlaşma” adı altında yapılan iki miting, CHP tarihindeki dönüm noktalarından biri olarak anılabilir ileride. Özgür Özel’in mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı’na atanan Kemal Kılıçdaroğlu’nun 30 Mayıs saat 14.00’teki genel merkez mitingine aynı saatte Kızılay’da, Güvenpark’ta yanıt verme taktiği tuttu. Kılıçdaroğlu, tahminlerin altında ve bir kısmı sloganlara da katılmadan Genel Merkez avlusu ve çevresini dolduran
CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel ve atanmış Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Kurban Bayramının ilk günü medya üzerinden tartışmaya başlamasından bir gün önce, Arife Günü her ikisinin de MHP lideri Devlet Bahçeli’den telefon almaları ayrıntısı dikkatlerden kaçmamalı. Görünüşte bunlar bayram kutlamaları. Öte yandan Bahçeli’nin bu telefon görüşmeleri ardından Bayram’ın ilk günü MHP çizgisindeki Türkgün Gazetesine
CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, T24’te Hasan Cemal ve Gökçer Tahincioğlu’na “Artık iki CHP var” demiş; “Atanmış CHP ve seçilmiş CHP”. “İki CHP” tanımı bölünmüşlüğü anlatıyor. Asimetrik bir bölünme. Atanmış CHP’nin başında, 13 yıl genel başkanlık yaptığı partisinin başına, kendi deyimiyle “Erdoğan’ın araçsallaştırdığı” yargıya, “mutlak butlan” gibi zorlama bir gerekçeyle başvurup güvenerek dönme yolunu
Bunu Özgür Özel’in önüne CHP’den ihraç ve milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmasından hapse atılmasına dek artık hepsi kestirilebilir olan engellerin çıkarılabileceğinin farkında olarak yazıyorum. Yargıdan çıkan mutlak butlan kararı ne mahkeme kararıyla CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’na ne de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yarayacak gibi duruyor. Özellikle de 24 Mayıs’ta Kılıçdaroğlu’nun talebiyle CHP Genel Merkezi’nin polis tarafından basılması
Türkiye’de siyaset daha önce de kara günler yaşadı. Ülkeyi yöneten halife sultanın işgalci ordularla işbirliğine tanık oldu; Nazım Hikmet’in deyişiyle “ateşi ve ihaneti gördü”. Çok partili hayata geçtikten sonra, Soğuk Savaş atmosferinde darbelerle sarsıldı. Parlamentonun kapatıldığı, siyasi partilerin kapatıldığı, siyasetçilerin hapsedildiği oldu; hâlâ da oluyor. Bu darbeler Türkiye’de çoğulcu siyasete ve seçimlere olan inancı yıkamadı.
Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Özel ve yönetiminin Genel Merkez binasından çıkartılması için polisi göreve çağırdı. Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne dilekçe vererek, istinaf mahkemesi kararıyla “CHP’yi temsil yetkisine” sahip olan Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetiminin içeri alınmadığı Genel Merkez’in “teslimi konusundaki gerekli işlemlerin yapılmasını” talep etti. Bu arada Kılıçdaroğlu
İstinaf Mahkemesi, CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun yerine Özgür Özel’in seçildiği 2023 Kurultayının iptali için açılan “mutlak butlan”, “kesin hükümsüzlük” davasının kabulüne karar verdi. Ankara Bölge Adliye mahkemesi 36’ıncı Hukuk Dairesi 21 Mayıs’ta açıklanan kararında, Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetiminin CHP yönetimine dönmesi ve Özel yönetimin daha sonra yaptığı kurultayları da tüm sonuçlarıyla birlikte iptal etti. Karara gerekçe
Türkçeye “Seks Yalanları” diye çevrilen, Steven Soderbergh’in 1989 yapımı “Seks, Yalanlar ve Video” filmi, yalanlar üzerine kurulmuş modern ilişkilerin tarafların kendilerini gizlemek için cinselliği bir güç olarak kullanması üzerine kurulu. İzlemeyenlerin izlemesini öneririm çünkü bugün siyaset dünyasında yaşananları anlamamıza yardımcı olabilir. Gerçekten de son iki küsur yıldır dedikodu, yalan, ihanet, itiraf, iftira, iltica, güç zehirlenmesi
MHP lideri Devlet Bahçeli 14 Nisan’da partisinin TBMM grubuna hitabında “Ara seçim yok, seçim zamanındadır” dedi. Bahçeli bu çıkışı, CHP lideri Özgür Özel’in ısrarlı “Ara seçim, olmazsa erken seçim” taleplerine karşı yaptı. Beş gün önce AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de “Doğru bir şekilde zamanında yapılmalı” demişti. Oysa bir süre önce AK Parti Genel Başkanvekili








