Yetkin Report - Murat Yetkin

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

Terörsüz Türkiye’nin Siyasi Faturası Neden Özgür Özel’e Kesiliyor?

Yazar: Alpaslan Özerdem / 12 Ağustos 2026, Çarşamba / Oda: Siyaset

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda konuşurken. (Foto: X/@yenipartiyiz)

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Terörsüz Türkiye sürecinin çerçeve yasası kabul edildi. Fakat oylamanın öncesinde ve sonrasında ortaya çıkan tartışmaya bakınca insan ister istemez şu soruyu soruyor: Bu süreci kim başlattı?

Terörsüz Türkiye, Özgür Özel’in projesi değil. Yeni Parti’nin seçim vaadi hiç değil. Süreci siyasi olarak başlatan MHP lideri Devlet Bahçeli, arkasına yürütmenin gücünü koyan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yasayı Meclis’e getiren ise Cumhur İttifakı ve DEM Parti.

Ama son birkaç gündeki tartışmalara bakarsanız, sanki bütün bunların mimarı Özgür Özel’miş gibi bir hava var.

Özel neden “evet” dedi? Yeni Parti neden sürece destek verdi? Muhalefet PKK’ya taviz mi veriyor?

Asıl ilginç olan da burada başlıyor. Çünkü Erdoğan ve Bahçeli’nin başlattığı bir sürecin siyasi maliyeti giderek Özgür Özel üzerinden tartışılıyor.

Bu yalnızca Özel hakkında değil, Türkiye’deki siyaset yapma biçimi hakkında da çok şey söylüyor.

Özel’in önündeki siyasi tuzak

Özgür Özel’in önünde kolay bir tercih yoktu. “Hayır” demesi, ilk bakışta muhalefet lideri açısından daha güvenli seçenek gibi görünebilirdi. Sonuçta Terörsüz Türkiye sürecini başlatan CHP değildi. Bahçeli’nin çıkışıyla başlayan ve Erdoğan’ın desteğiyle ilerleyen bir sürece mesafe koymak, CHP içindeki milliyetçi hassasiyetleri güçlü kesimler açısından daha az riskli olabilirdi.

Fakat “hayır” oyunun başka bir siyasi bedeli vardı. İktidar Yeni Parti’yi “Türkiye terörü bitirmeye çalışırken süreci engelleyen parti” olarak gösterebilirdi. Daha önemlisi, Özel’in DEM Parti ile geliştirdiği ilişki ve Kürt seçmenlerle kurmaya çalıştığı bağ zarar görebilirdi. Bu da Yeni Parti’nin daha geniş bir toplumsal koalisyon oluşturma arayışını zora sokabilirdi.

“Evet” demek ise başka bir riski beraberinde getiriyordu. Bu kez karşısında süreci “PKK’ya af”, “Öcalan’la pazarlık” veya “ihanet” olarak görenler vardı. Üstelik bu tepkinin bir bölümü kendi partisinden ve seçmeninden gelecekti. Kısacası Özel hangi yolu seçerse seçsin bir siyasi bedelle karşı karşıyaydı.

Parti içi bölünme mi?

Bulduğu formül bu nedenle önemliydi. Kendisi ve parti yönetimi yasaya destek verirken milletvekillerine grup kararı dayatmadı. Sonuçta Yeni Parti’den 54 milletvekili ret, 35 milletvekili kabul oyu verdi. Bunu yalnızca parti içi bölünme olarak okumamak gerekir. Böylesine hassas bir konuda farklı görüşlerin aynı parti içinde ifade edilebilmesi demokratik siyaset açısından bir zafiyet değildir.

Özel böylece kendi pozisyonunu ortaya koydu ama partisinin tamamını buna zorlamadı. Ne sürecin siyasi sorumluluğunu Erdoğan ve Bahçeli’den devraldı ne de sırf onların başlattığı bir süreç olduğu için karşısında durdu. Bence önüne konulan bu zor siyasi ikilemi iyi yönetti.

Peki Erdoğan ve Bahçeli nerede?

Burada daha tuhaf bir durum var.

Terörsüz Türkiye süreci Bahçeli’nin 2024 sonbaharındaki çıkışıyla başladı. Erdoğan’ın desteğiyle devlet politikası haline geldi. PKK’nın feshi ve silahsızlanması, Meclis Komisyonu ve son olarak çerçeve yasa bu sürecin parçaları.

Dolayısıyla sürecin doğru veya yanlış olduğuna inanabilirsiniz. Yasayı yetersiz, fazla tavizkâr veya demokratikleşme açısından eksik bulabilirsiniz. Ama siyasi sorumluluğun adresi konusunda fazla bir belirsizlik yok.

Buna rağmen eleştirinin önemli bir bölümünün Özel’e yönelmesi Türkiye siyasetindeki garip bir alışkanlığı gösteriyor: İktidar politikayı belirliyor, muhalefet ise o politikaya verdiği tepki üzerinden yargılanıyor. Böylece iktidarın tercihleri tartışılmak yerine muhalefetin o tercihler karşısında ne yaptığı siyasetin merkezine yerleşiyor.

Bu durum iktidar açısından son derece kullanışlı.

Muhalefet “hayır” derse barış karşıtı ve Kürtlerden uzaklaştırılmış oluyor. “Evet” derse milliyetçi seçmen nezdinde sıkıştırılıyor. Her iki durumda da tartışılan iktidarın politikası değil, muhalefetin pozisyonu.

Aslında burada daha temel bir demokratik mesele var.

Barış herkesin meselesi

Terörsüz Türkiye gerçekten Türkiye’nin kırk yılı aşkın süredir devam eden en ağır sorunlarından birini sona erdirmeyi amaçlıyorsa, bunun siyasi sorumluluğunun da açık biçimde paylaşılması gerekiyor.

İktidar başlattığı sürecin arkasında durmalı. Muhalefet de doğru bulduğu adımlara destek verebilmeli, yanlış bulduklarına karşı çıkabilmeli.

Her “evet” iktidara destek değildir. Her “hayır” da barışa karşı çıkmak anlamına gelmez.

Özel’in tercihini bu nedenle önemli buluyorum. Sürecin sahibi olmaya çalışmadı ama sırf Erdoğan ve Bahçeli başlattı diye karşısında da durmadı. Üstelik kendi milletvekillerini tek bir siyasi pozisyona zorlamadı.

Türkiye’nin ihtiyacı belki de tam olarak bu tür bir siyaset.

Çünkü kırk yıllık bir çatışmanın sona ermesi gerçekten mümkün olacaksa, bunu parti taktiklerinin ötesine taşıyabilmek gerekiyor.

Maliyeti muhalefete yüklemek

Özgür Özel’in dün karşı karşıya kaldığı ikilem ise bize başka bir şeyi daha gösterdi:

Türkiye’de bazen iktidar olmak, yalnızca politika yapma gücüne sahip olmak değil; yaptığınız politikanın siyasi maliyetini muhalefete ödetebilme gücüne de sahip olmak anlamına geliyor.

Terörsüz Türkiye’nin siyasi sorumluluğunu tartışacaksak, önce faturayı doğru adrese göndermek gerekiyor.

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: çerçeve yasa, Özgür Özel, Terörsüz Türkiye, yeni parti

OKUMAYA DEVAM EDİN

Yeni medya patronları ve değişen kurallar
Adını koyalım: Kongre saldırısı bir darbe teşebbüsüdür!
İstanbul’da CHP’li belediyelere “kent uzlaşısı” operasyonu: 10 gözaltı
  • Kim bu 12 kişi? Borsa zararını halk değil, vurguncular ödemeli21 Eylül 2026
  • Terörsüz Türkiye Sürecinin Eksik Ayağı: Demokratikleşme21 Eylül 2026
  • Berlin Eyalet Meclisi seçimini Sol Parti Elif Eralp ile kazandı20 Eylül 2026
  • Mehmet Uçum: Anayasa değişikliği seçimden sonra20 Eylül 2026
  • Ege Isınıyor: Türkiye’nin Ekonomik Durumunu Atalet Sayma Hatası19 Eylül 2026
  • Erdoğan-Trump görüşmesi öncesi İran’a ekonomik yaptırımlar19 Eylül 2026
  • Avrupa’nın Rusya korkusuyla değişen güvenlik dengeleri, ABD ve Türkiye19 Eylül 2026
  • Aydoğan Özcan: kamu sağlığının ucuz ve erişilebilir olmasına çalışıyorum18 Eylül 2026
  • Erdoğan seçmenin oy tercihini ekonomiden soyutlamayı başarabilecek mi?18 Eylül 2026
  • AB Komisyonu Başkanı’nın Kanada’ya “Ortak Üyelik” Bombası ve Türkiye18 Eylül 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP