Falcı değiliz. Geleceği bilemeyiz. Ama siyaset zaten geleceği bilme sanatı değildir. Atılan ilk adımın ardından hangi ikinci, üçüncü ve dördüncü adımların gelebileceğini hesaplama işidir. Hele devlet yönetiyorsanız, yalnız yolculuğun ilk kilometresini değil, mümkünse varış noktasını da görmek zorundasınız. “Terörsüz Türkiye” sürecine de böyle bakıyorum. Önümüzdeki hukuki ve siyasi adımlar bir sonuç değil; bir kapı. Asıl
Terörsüz Türkiye süreci, 10 Ağustos’ta Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmesiyle yeni bir aşamaya geçti. Yaklaşık kırk yıldır Türkiye’nin güvenlik politikalarının merkezinde yer alan PKK meselesindeki olası dönüşümün etkileri ise yalnızca iç siyasetle sınırlı değil. Irak ve Suriye’den ABD ve Avrupa ile güvenlik ilişkilerine kadar geniş bir alanda
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Terörsüz Türkiye sürecinin çerçeve yasası kabul edildi. Fakat oylamanın öncesinde ve sonrasında ortaya çıkan tartışmaya bakınca insan ister istemez şu soruyu soruyor: Bu süreci kim başlattı? Terörsüz Türkiye, Özgür Özel’in projesi değil. Yeni Parti’nin seçim vaadi hiç değil. Süreci siyasi olarak başlatan MHP lideri Devlet Bahçeli, arkasına yürütmenin gücünü koyan Cumhurbaşkanı
Terörsüz Türkiye projesinin yol haritası sayılan çerçeve yasanın TBMM’de 467 oy gibi, açık bir farkla onaylanması erken seçim ya da seçimden önce Anayasa değişikliği ihtimallerini yeniden gündeme taşıyabilir. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için ya Meclis’in erken seçim kararı alması ya da Anayasanın değişmesi gerekiyor. Meclisin erken seçim kararı alması da Anayasa değişikliğini halk
Terörsüz Türkiye çerçeve yasası 10 Ağustos’ta TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye geçilmeden önce, tüm bu süreci başlatan MHP lideri Devlet Bahçeli oylama aşamasına 18 saat sonra geçilebileceği tahmininde bulundu; yasa teklifinin Adalet Komisyonu’nda görüşüldüğü süreyi esas alıyordu. gerçi oylama 12 saat içinde bitti ve 7 çekimset, 87 ret oyuna karşı 467 oy gibi açık bir farkla
Siyasi konularda pek konuşmayan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Terörsüz Türkiye çerçeve yasasının TBMM’deki oylaması öncesinde manifesto niteliğinde bir çıkış yaptı. Yavaş, X hesabından yaptığı kapsamlı beyanında; – Silahların sustuğu bir barışa kimsenin karşı çıkamayacağını ama barışın yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulamayacağını, – Barışın temeli olan adalet, toplumsal mutabakat ve devlete duyulan güvenin bugün
Barış süreçleri üzerine yapılan tartışmalarda sıkça karşılaştığımız bir hata vardır: Hazırlanan metinlerde yalnızca eksikleri aramak. Oysa iyi tasarlanmış yönleri teslim etmek de sağlıklı bir değerlendirme yapmanın ön şartıdır. Eleştirel olmak, yapılan her şeyi değersiz görmek anlamına gelmez. TBMM’ye sunulan Terörsüz Türkiye kanun teklifi bu açıdan önemli bir örnek oluşturuyor. Yaklaşık kırk yıldır Türkiye’nin en ağır güvenlik
Yeni Parti lideri Özgür Özel, Terörsüz Türkiye sürecinin yol haritası sayılan çerçeve kanun teklifinin TBMM’ye sunulması üzerine “Genel yaklaşımımızda bir değişiklik yok” tepkisini verirken, AK Parti’yi meselenin ruhuna aykırı yöntem izlemekle eleştirdi. YetkinReport’a konuşan Özel, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin TBMM’nin Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun sonuç raporunda yer alan
“Terörsüz Türkiye” olarak bilinen yeni çözüm sürecinin yol haritası olarak görülen “Çerçeve Yasa” ya da tam adıyla “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” teklifi 5 Ağustos’ta TBMM Başkanlığına sunuldu. Kanun teklifinde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un yanı sıra aralarında MHP lideri Devlet Bahçeli, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, AK
Doğrusu, “Terörsüz Türkiye” ya da bakış açınıza göre “Çözüm” sürecinin açılış yasasının geçtiğimiz hafta Meclis’ten geçmesi bekleniyordu. AK Parti ile DEM Parti ayrıntılar üzerinde görüşmeleri tamamlamayınca bu haftaya kaldı. Ama arada konunun önemli uluslararası ve bölgesel ayağı olan Irak’la anlaşmak da gerekiyordu. Sadece işin güvenlik boyutu nedeniyle de değil. Neticede PKK militanlarının silahlarını Irak topraklarında









