Son iki gündür dünyanın, Batı dünyasının NATO’nun Ankara Zirvesiyle ilgili neyi konuştuğunu izliyor musunuz? – Önce ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a övgüleri, NATO Zirvesine onun hatırına katıldığı beyanı ve millî savaş uçağı KAAN’da kullanılacak motor satışı “hediyesiyle” geleceği sözleri, – Sonra, Ankara’daki olağanüstü güvenlik önlemelerinin parçası olarak gösterilen tutuklamalar, – Nihayet zirveyi izlemek
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan son birkaç günkü her konuşmasında, ilk günlerdeki “Bizi ilgilendirmez” temalı, kendi ifadesiyle “güvenli takip mesafesini” bırakarak CHP’deki mutlak butlan krizine yükleniyor. Bir yandan 7-8 Temmuz’da Ankara’da ev sahipliği yapacağı önemli NATO zirvesine hazırlanırken, öne çıkardığı meselenin CHP’nin yönetim krizi olmasının elbette bir anlamı var. Kamuoyunun, bütün haber bültenlerinin, ekranlardaki tartışma programlarının CHP’deki
TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, Terörsüz Türkiye sürecinin aksamaması niçin çerçeve yasanın Meclis tatile girmeden çıkması gerektiğini söyledi. YetkinReport’un sorularının yanıtlarken sürecin “Zamana yayıldıkça risklerinin arttığını” vurgulayan Buldan, “İstenirse en fazla beş günlük işi var. Yasa çıkarsa yol haritası da belirlenir, süreç çok hızlanır,” dedi. CHP’deki mutlak butlan süreci gündemini
PKK’nın Suriye örgütlenmesinin başı Mazlum Abdi ve dış ilişkiler sorumlusu İlham Ahmed’in geçtiğimiz Mart ayında “Türkiye’nin hazırladığı bir kanal” yoluyla İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan’la görüştürüldüğü haberi 12 Mayıs’ta Irak Kürdistan Bölgesi merkezli “Darka Mazi” sitesinde yayınlandı. Darka Mazi, Irak Kürdistan Demokratik Partisi ile bağlantılı bir site. Aynı site 9 Mayıs yayınında da PKK yöneticilerinden
Türkçeye “Seks Yalanları” diye çevrilen, Steven Soderbergh’in 1989 yapımı “Seks, Yalanlar ve Video” filmi, yalanlar üzerine kurulmuş modern ilişkilerin tarafların kendilerini gizlemek için cinselliği bir güç olarak kullanması üzerine kurulu. İzlemeyenlerin izlemesini öneririm çünkü bugün siyaset dünyasında yaşananları anlamamıza yardımcı olabilir. Gerçekten de son iki küsur yıldır dedikodu, yalan, ihanet, itiraf, iftira, iltica, güç zehirlenmesi
Dün akşam, TBMM’deki 23 Nisan davetinde en çok tartışılan konulardan biri de Terörsüz Türkiye sürecinin beklenen hızda ilerlemediğiydi. TBMM’de kurulan komisyonun çalışmalarını bitirmesiyle hızlanacağı beklenen süreç, ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla manşetlerden düştü. Bir ara, PKK’nın İran kolu PJAK’ın ABD-İsrail saldırılarına karadan destek verecek Kürt silahlı gruplar arasında yer aldığı, bu nedenle şu anda silah
DEM Parti PKK lideri Abdullah Öcalan’la 27 Mart’ta yaptıkları görüşmede söylediklerini -belli ki üç gün süren onay çalışmaları ardından- 31 Mart’ta açıkladı. Öcalan’ın “Cumhuriyetle bir sorunlarının olmadığı”, ama “demokratik hale getirmek” için silahların bırakılması gerektiği, çünkü artık “silahlı mücadele döneminin sona erdiği” beyanları fazla yankılanmadı. Çünkü AK Parti “Önce PKK silah bıraksın” derken, PKK “Önce
İran savaşının bölgemizdeki ve dünyadaki siyasi ve ekonomik dengeleri sarsarken, terörsüz Türkiye sürecini etkilemeyeceğini, geciktirmeyeceğini düşünmek gerçekçi olmaz. ABD ve İsrail’in saldırılarına İran’ın misillemelerinin Irak’ın, özellikle ABD üslerinin bulunduğu özerk Kürdistan bölgesine yayıldığı dönemde, bu bölgede neredeyse yarım asırdır varlığını sürdüren PKK’nın silahlarını bırakmasının kolaylıkla mümkün olmayacağı da görülebiliyor. AK Parti iktidarının, biraz da kendi









