

Adalet Bakanı Gürlek, İstanbul Borsası’ndaki skandalı “Ponzi” dolandırıcılığına benzetiyor. Patlayan fonlara TEFAS öncesi girip fiyat şişirip fahiş kârlarla çıkarak borsa skandalını tetikleyen isimler de açıklanıp zarar ödetilmeli. İşe, iddiaya konu o 12 kişinin kimler olduğundan başlanmalı. (Foto: Adalet Bakanlığı)
Deneyimli gazeteci Erdal Sağlam’ın dün iddia ettiği, borsa skandalında serbest fon değerlerini suni olarak yükseltip TEFAS elektronik fon sistemine girerek küçük yatırımcıyı cezbedip paralarını “silkeleyerek” çıkan 12 kişiden söz ediyorum. Sağlam çoğunun siyasi bağlantıları olduğunu öğrenmiş. Daha kaç 12 kişi olduğunu bilemiyoruz şu anda.
Birazdan yakından bakacağız ama önce size borsa skandalı tam gaz devam ederken ekonomiyle ilgili dört bakanımızın bugün, 21 Eylül’de beraberce yabancı sermayeye Türkiye’deki yatırım imkânlarını anlatacağı bir toplantıyı duyurmak istiyorum.
Ciddiyim.
Toplantı davetiyesindeki sıraya göre tek tek sayalım: Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alpaslan Bayraktar ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır. Bakanların “Türkiye’de Yatırım Konferansı”nın ardından topluca resepsiyona katılacakları da davetiyede belirtiliyor.
Toplantı, katılmak isteyen yatırımcılara, akademisyenlere ve gazetecilere açık; kayıt olmanız yeterli. Sorulacak sorulara da açık, şayet soran çıkarsa.
Borsa sorulursa ne diyecekler?
Küçük bir ayrıntı var: Resepsiyon İstanbul’da değil, Ankara’da da değil; Nev York’ta. Bugün, 21 Eylül akşamı yerel saatle 19.30’da Nev York 5’inci Cadde’deki Halk Kütüphanesi’nde. Yani Türkiye saatiyle 22 Eylül sabaha karşı 02.30’da başlıyor. Etkinlikte bakanlara İstanbul Borsası’ndaki skandal ve Türkiye’deki yatırım ortamına etkisi hakkında soru sorulup sorulmadığını 22 Eylül sabahı öğrenebileceksiniz.
The Wall Street Journal, Reuters’in tahminlerine göre Türk ekonomisine milyarlarca dolara mal olan bu skandalın yatırım ortamına etkisinden söz ederken, Financial Times haberde “fraud-sahtekârlık” sözcüğünü de kullanarak ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’i uyarıyor.
Bakanlarımızın, tabii soran olursa “Bir şey yok canım, etkisi sınırlı, borsa sapasağlam” dışında ne diyeceğini ben de merak ediyorum.
Adalet Bakanı “Ponzi” diyor
Üstelik bu yazıların yazıldığı sırada henüz Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan’ın İsviçre’deki bir hesaba 15 milyon dolar, Pusula Portföy YK Başkanı Muhammed Yazır’ın da 25 milyon avro havale ettikleri haberleri çıkmamıştı; yönettikleri fonlar ciddi ödeme sıkıntısındayken diye eklemek gerek.
21 Eylül sabah haberlerinde, Emlakbank Katılım’a devredileceği daha önce duyurulan Katılım Evim’in 15 yöneticisinin “piyasa dolandırıcılığı” gerekçesiyle gözaltına alınıp malvarlıklarının dondurulduğu yer alıyordu.
Karşı karşıya olduğumuz sistematik ve zincirlenmiş dolandırıcılık gibi görünüyor. Adalet Bakanı Akın Gürlek “Ponzi” sistemi olarak tanımlıyor; saadet zinciri modeli.
İyi de bundan 10-11 ay önce Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek “Borsa’da manipülasyon yapanları biliyoruz” dememiş miydi, “mücadelenin dozu artacaktır” diye ekleyerek? Biz gazeteciler bu sözleri “Borsa’ya operasyon gelebilir” diye yorumlamamış mıydık?
Borsa’ya operasyon iş işten geçtikten sonra geldi, şimdi parmaklar gecikme nedeniyle Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) dönüyor ama o arada vurgunu vuranlar vurup sıyrılmış görünüyor. Şimdi de SPK, fonun tasfiye sürecini 3 aydan 6 aya çıkararak, alelacele bir kararla yangına körükle gidiyor.
Özel 948 kat derken neye işaret etti
Borsa vurgunundan siyasi bağlantılı isimlerin de sorumlu olabileceğine dair ilk işareti Yeni Parti lideri Özgür Özel verdi.
Özel 18 Eylül’de Bursa’da yaptığı konuşmada, halen yöneticileri gözaltında olan Tera Fon’un kapalı olduğu dönemde 948 kat değer kazandığını öne sürerek “O dönemde fonda kimlerin parası vardı, açıklayabiliyor musunuz?” diye sordu.
948 kat artışın, düz hesapla yüzde 95.000 artış demek olduğunu hatırlatıp, Özel’in işaret ettiği borsa operasyonunun dinamiğini hatırlatalım:
– Serbest fon oluşturuluyor; başlangıçta çok düşük fiyatlar belirlenen bu fona belirli insanlar alınıyor.
– Bu fonun fiyatı suni olarak, ekonomik gerçeklikle ilgisiz rakamlara yükseltiliyor, bu bilgi el altından yayılıyor,
– Belli bir sınıra gelince Borsa’nın elektronik fon sistemine (TEFAS) dahil ediliyor. Özel fon kapalıyken derken, TEFAS öncesini kastediyor.
– Fonun yükselişiyle gözü kamaşan yatırımcı fona hücum edip fiyatı daha da yükseltince, öncekiler fahiş fiyattan satışa geçip çıkıyorlar; küçük yatırımcı da deyim yerindeyse devletin gözleri önünde “silkelenmiş” oluyor.
Sağlam: o 12 kişi açıklansın
Özel’in iddiası üzerine gazeteci Erdal Sağlam bir de TEFAS’a açılmadan önce bir yılda yüzde 10.000 ( o da 101 katı demek) gelir getiren bir fonun varlığını öne sürdü. Ve kuliste bu fonlara TEFAS öncesinde para koyup fahiş gelir elde eden 12 kişiden söz etti. Sağlam’a göre bu kişilerin çoğunun iktidar cenahında siyasi bağlantıları bulunuyordu.
Daha böyle kaç 12 kişinin olduğunu anlamak için soruşturmaların zamana yayıp unutturulmadan, hani siyasilerin çok sevdiği deyimle “nereye kadar giderse gitsin” sürdürülmesi gerekiyor. Ama bir yerden başlanacaksa, o 12 kişinin kim oldukları saptanıp açıklanarak başlanabilir.
Dahası, zararın bir kısmı Borsa’da “Ponzi” dolandırıcılığını yürüten, ortak olanların, imza atanların yanı sıra, bu fahiş kârla küçük yatırımcıyı soyanların, ekonominin, yatırım ortamının daha da kötüleşmesine yol açanlara ödetilmeli.
Kerim Rota: dünyada örnekleri var
İktisatçı Kerim Rota, Koza TV yayınında bu imkân hakkında şunları söyledi:
• “Henüz içeride kalmış olanlar değil, daha önce girmiş, önemli kârlarla çıkmış olanların da burada bir havuz oluşturulup, o kârların bu havuzda dengelenmesi lazım. Bu daha önce başka ülkelerde yapıldı, başarılı sonuçlar verdi; örnekleri de var.
• “O yüzden bu sefer Sermaye Piyasası Kanunu’nun veya borsa tebliğlerinin öngördüğü değil, buna çok farklı bir uygulamanın getirilmesi gerektiğini düşünüyorum.”
Özel de Bursa konuşmasında “ABD’de bu isimlerin açıklandığını ve paranın vatandaşa dağıtıldığını” söylemişti.
ABD’de 2008’de benzeri bir “Ponzi” sistemiyle yatırımcıları 65 milyar dolar dolandıran Bernie Madoff davası karşımıza çıkıyor. Mahkeme, “haksız veya hatalı ödenen paralarla, fiktif (gerçek dışı) kârların yasal yollarla geri alınması” anlamına gelen “clawback-pençeyle geri alma” sistemiyle zararların en azından bir kısmını karşılamış. Basit bir web taraması Kanada, Avustralya ve Singapur’da da benzeri uygulamaların olduğunu gösteriyor.
Vurguncuların yol açtığı zararı, kamu bankaları yoluyla halk ödememeli: bu vurguncular saptanıp açıklanarak verdikleri zararın en azından bir kısmı, varlıklarına yargı kanalıyla devletin el koymasıyla ödetilmeli.


