

Fon kriziyle ilgili daha önce AK Parti yönetiminden, eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve SPK eski başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında iddiaları ortaya atan Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre, bu kes da AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’e sorular yöneltti.
AK Parti fon krizinin siyasi etkilerini mevcut sınırları içinde tutmaya çalıştıkça Yeni Parti yeni bir hedefle ortaya çıkıyor. Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre daha önce Fatma Betül Sayan Kaya ve Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) önceki başkanı, halen müfettiş soruşturması altındaki Ömer Gönül’ü hedefe koymuştu. 5 Ekim’deki zon açıklamasındaysa AK Parti sözcüsü Ömer Çelik’e fon kriziyle ilgili sorular sordu.
Emre, Sözcü gazetesinde çıkan, eski bir AK Parti bürokratı Osman Arıkan Nacar’ın, fondan kazandığı 20 milyar lira ile yurt dışına çıktığı haberine işaret ederek, “Siz bu kişiyle çok kısa bir süre önce Bodrum’da tatil yaptınız mı yapmadınız mı? Ankara’ya birlikte döndünüz mü? Bu kişiyle ilişkiniz ne boyuttadır? Yaptığı bu işle ilgili ne söyleyeceksiniz?” dedi.
Emre, Nacar’ın iş ortağı Ali Göl’ün halen fon soruşturmasından tutuklu olduğuna da dikkat çekti.
Nacar’ın fondan zamanında ayrılıp yurtdışına çıkardığı öne sürülen 20 milyar lira, Fatma Betül Sayan Kaya’nın kocasıyla birlikte zamanında kurtardığı 2,2 milyar liranın 9 katı.
“Ben yanarsam herkesi yakarım”
Gazeteci Deniz Zeyrek, Sayan Kaya’nın yakın çevresine savcı ifadesini alacak olursa, her şeyi anlatacağını söylediğini yayınladı.
Ama ne hikmetse, bir yandan seçilmiş belediye başkanları evlerine şafak baskınlarıyla gözaltına alınırken ne bir savcı Sayan Kaya’ın ifadesini alma girişiminde bulundu şimdiye dek ne de Adalet Bakanı Akın Gürlek’in soruşturma için SPK’nın suç duyurusu gerekir demesine rağmen SPK’dan suç duyurusu geldi.
Bu da Fatma Betül Hanım’ın AK Parti yönetimine bir nevi “Ben yanarsam herkesi yakarım” şantajı mı yaptığı sorusunu akla getiriyor.
Emeklinin, engellinin hakkından “Fatma Betül yesin diye mi” kıstıklarını soran AK Parti milletvekilinin Serkan Bayram’ın söylediğine pişman edilip nedamet beyanı verdirtilmesi rahatsızlığın boyutunu gösteriyor.
Ankara kulislerinde, başta Tera olmak üzere fonlardan, halka açılmadan önce kimlerin sebeplendiğine dair binlerce kişilik bir listeyle birlikte, bunlar arasında en çok vuran 50 kişinin, ayrıca AK Parti bağlantılı 26 ismin de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a sunulduğu söylentileri var.
Ama bu söylentileri yalanlayan da doğrulayan da henüz yok.
AK Parti saflarında fon çatlakları
AK Parti saflarında fon krizine üç tür yaklaşım görülüyor.
- Kriz CIA-MOSSAD kumpası, AK Parti’de sorun yok, dış güçler tarafından kandırılanlar ve nefsine uyanlar var diyenler.
- Gerçeklerle yüzleşelim, “bizim mahallenin çocukları” işin içinde, çürük elmaları temizlemezsek zarar görürüz diyenler.
- “Bakalım Reis ne diyecek? Boş havuza atlamayalım” diye renk vermemeye çalışan çoğunluk.
Erdoğan 29 Eylül konuşmasında mali piyasalarda temizlik sözü vererek böylece ekonominin güçleneceğini söyledi.
Temizlik ihtiyacı zaten ortalığın temiz olmamasından kaynaklanır.
Ancak, en azından dışarıdan bakınca görünen, Erdoğan’ın henüz son kararını vermemiş olabileceğidir.
Gerçekten temizlik yapıp çürük elmaları ayıklayacak mı? Yoksa o AK Parti’ye dokunan ilişkileri, açıkça ortaya dökülenler dışında kapatıp gerisini seçime kadar bir kriz daha çıkmaması duasıyla halının altına mı süpürecek?
Abdülkadir Selvi’nin Hürriyet’te yazdığına göre Erdoğan, vurguncular içim “O parayı getirecekler, başka yolu yok” demiş.
Mesele sadece bu organize soygun yoluyla çalınanın iadesi mi?
Kol kırılıp yeni içinde kalmamalı
Mesele sadece mağdurlara “Aldınız paranızı, susun oturun” demekle de kalmamalı.
Savcılar bu borsa/fon soygununa “münferit hadise” gözüyle mi bakacaklar, yoksa olması gerektiği gibi çıkar amaçlı suç örgütü gibi, suçtan elde edilen geliri aklamak gibi, borsa manipülasyonu gibi suçlamalarla iddianameler hazırlayacaklar mı? Mesela bu soruşturmaların da gizli tanıkları, etkin pişmanları çıkacak mı?
Yoksa kol kırılıp yen içinde mi kalacak? Kalmamalı.
Ayrıca şunu kendi adıma öğrenmek isterim. Bu konuyu Meclis’te ilk dile getiren İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu’nun deyimiyle bu “organize soyguna” karışan başka siyasetçi, bürokrat, yargı mensubu, dinsel cemaat lideri, gazeteci, televizyon yorumcusu gibi, herkese açık olmayan bilgilere erişim imkânı bulunan kişiler filan da var mı?
Siz merak etmiyor musunuz?


