ABD ile İran arasında Pakistan’daki görüşmelerin ilk turundan sonuç çıkmayacağının anlaşıldığı 11 Nisan akşam saatlerinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu X hesabından yayınladığı mesajında hem Türkiye hem de Kürtlere sataşıyordu: • “İsrail, benim liderliğim altında, İran’ın terör rejimiyle ve onun uzantılarıyla savaşmaya devam edecek; aksine Erdoğan ise onlara yardım ediyor ve hatta kendi Kürt vatandaşlarını katlediyor.”
ABD Başkanı Donald Trump, sinirlerinin bozukluğu diline vuran “İran uygarlığını silme” tehdidinden saatler sonra Tahran’ın sunduğu 10 maddelik planı “üzerinde çalışabilir” bularak 15 günlük ateşkesi kabul ettiğini açıkladı. Dahası, ateşkesi sağladığı için Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Genelkurmay Başkanı Asım Münir’e teşekkür etti. Bu teşekkür kimin ateşkese daha çok ihtiyacı olduğunu da gösteriyordu. ABD, Trump
Batı için tarih boyunca ağır sıfatlar kullanıldı: iki yüzlü, riyakâr, emperyalist, sömürgeci, ırkçı…Biz de hep şu soruyu sorduk: “Hangi Batı?” Çünkü Batı yekpare değildi. Bir yanda sömürgeci geçmişin gölgesi, diğer yanda Aydınlanma Çağı’nın ürettiği evrensel değerler vardı: insan hakları, özgürlük, hukukun üstünlüğü. Uzun süre bu ikinci damar ağır bastı. Batı, tüm çelişkilerine rağmen, bu
ABD-İsrail ittifakının lider kadroları öldürünce rejimin kısa sürede devrileceği hesabıyla kısa süreceğini tahmin ettiği İran savaşı dördüncü haftasına girdi. Savaş kısa sürseydi, hedeflenen yeni İran rejimin zaten ABD ile iyi geçineceği garanti sayıldığından Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerle petrol ve doğal gaz akışını da aksatmayacaktı. Hesaplar tutmadı. 21 Mart Nevruz Bayramı’na kadar biteceği hesaplanan savaş, Nevruz günü
Suudi Arabistan’ın Riyad şehrinde İran savaşındaki gelişmeleri görüşmek üzere 18 Mart’ta toplanan “bölge ülkeleri” dışişleri bakanlarının yayınladığı ortak bildiri, ileride İsrail’in zaferi olarak anılacak türden. Bildiride İsrail’in adı geçen tek cümle, o da Lübnan’a saldırılarından dolayı kınandığı cümle; o da Türkiye’nin zoruyla konulmuş. Bu cümle, bildiride Türkiye adına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da imzasının bulunmasını
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMD) 18 Mart’ta yayınladığı bildiriyle son iki gündür sosyal medya ve siyaset dünyasında süren Türkiye’nin ABD-İsrail ittifakının İran saldırısına taraf mı olduğu tartışmalarına yanıt verdi. DMD Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 17 Mart’ta yayımlanan ve Türkiye’nin kendi üzerinden transit silah, cephane ve askeri malzeme ticaret rejimini değiştiren kararıyla “İsrail’e lojistik sağlayacağı veya yabancı
İlber Ortaylı “Hocayı” 16 Mart 2026 günü uğurladık. O’na “Türkiye’nin Hocası” unvanı yakıştırılıyor. Çok yerinde bir sıfat. Vefatının ülke çapında yarattığı üzüntü onun bu mertebesini teyit etti. Evrensel düzeydeki üstün akademik başarısının ötesinde, kendi şahsında Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu bir fikir ve duygu sentezini ifade ve temsil ediyordu. Toplumsal bilinç ve vicdanımıza sevecen ve bir o
ABD’nin Ulusal Terörle Mücadele Merkezi (NCTC) Direktörü Joseph Kent, 17 Mart’ta Başkan Donald Trump’ın İsrail baskısıyla ülkeyi İran’la savaşa soktuğunu söyleyerek görevinden istifa etti. Joe Kent, X hesabından yayınladığı istifa mektubunda, da asker olan eşinin 2019’da bir DEAŞ (IŞİD) saldırısında öldürülmesine yol açan Suriye iç savaşını da “İsrail tarafından üretilmiş bir savaş” olarak niteledi. Kent’in
Aslında savaşın ilk haftasından itibaren ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’in zorlamasıyla giriştiği İran savaşından çıkış yolu aramaya başladığı 9 Mart’ta yaptığı konuşmada açığa çıkmıştı. Trump konuşmasında, herkesi hayretler içinde bırakarak, İran’a savaş kararı almasını en yakın yardımcılarının verdiği bilgilere dayandırıyor, adeta “başkomutan” sorumluluğunu paylaştırmak istiyordu: • “Durum çok hızlı bir şekilde kritik noktaya yaklaşıyordu. (…)









