Batı savunma ittifakı NATO 7-8 Temmuz Ankara Zirvesi’nde öncelikle üyelerin askeri harcamalarını artırmasını istiyor, ama bu sadece ABD’nin Avrupa’daki üyeleri Rusya’dan korkuyorlarsa ellerini ceplerine atmaları için gerekmiyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde 32 liderin buluşacağı Ankara Zirvesi’nde gündemde olan “NATO 3.0” doktrini aynı zamanda NATO’nun etki alanını Orta Doğu, Karadeniz ve Kafkaslar’a genişletme hamlesi anlamına
Uluslararası ilişkilerde bazı sorular vardır ki cevapları yalnızca akademik değildir. Devletlerin kaderini belirler. Savaşların neden başladığını ve neden başlamadığını açıklar. Liderlerin gece uykularını kaçırır. Bugün Tahran’dan Kiev’e, Riyad’dan Varşova’ya, Seul’den Tokyo’ya kadar birçok başkentte sessizce sorulan böyle bir soru var: Nükleer silahı olmayan devletler mi hedef oluyor? Daha açık ifade edelim: Bir devletin gerçekten güvende
NATO’nun 36. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, 7-8 Temmuz 2026’da Ankara, Beştepe’de Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinde düzenlenecek. 2004 İstanbul Zirvesi’nden sonra Türkiye’nin ikinci ev sahipliği olacak zirve, 2025 Lahey Zirvesi’nden bu yana kaydedilen ilerlemeyi gözden geçirecek ve ittifakın öncelikli hedeflerine yönelik somut yol haritası çizecek. Zirvenin Ana Gündemi: Silahlanma NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, zirveyi “sözünde durma
Bir sabah uyanıp televizyonlarda “Üçüncü Dünya Savaşı başladı” anonsunu duymayı bekleyenler büyük ihtimalle yanılıyor. Tarih bize gösteriyor ki büyük kırılmalar çoğu zaman yaşanırken fark edilmez. İnsanlar içinde yaşadıkları çağın büyüklüğünü ancak yıllar sonra anlayabilirler. 1914’te Avrupa’nın birçok başkentinde insanlar birkaç ay içinde biteceği düşünülen bir krizin aslında Birinci Dünya Savaşı olduğunu bilmiyordu. 1947’de başlayan kutuplaşmanın
ABD merkezli Dış İlişkiler Konseyi’nin (Council on Foreign Relations – CFR) yayımladığı 2026’da İzlenmesi Gereken Çatışmalar raporu, giderek daha kırılgan, daha parçalı ve daha öngörülemez bir uluslararası ortama işaret ediyor. Raporda, ABD’li dış politika uzmanlarının değerlendirmelerine dayanarak, önümüzdeki yıl küresel güvenliği en fazla tehdit etmesi muhtemel otuz çatışma senaryosu sıralanıyor. Ortaya çıkan tablo net: Küresel
CHP lideri Özgür Özel, 15 Aralık’ta Türk hava sahasına giren İHA’nın Karadeniz’de değil, iç Anadolu’ya geldikten sonra düşürülmesine Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın geç karar vermesinin neden olduğu iddiası Cumhurbaşkanlığı tarafından yalanlandı. Özel, 27 Aralık’ta Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan mülakatında, 15 Aralık’ta Karadeniz’den Türkiye’ye yaklaşan İHA’nın önce İspanya’daki NATO radarı tarafından saptandığını, NATO uyarısıyla Konya ve Eskişehir’den uçakların
Dışişleri Bakanlığı, 28 Kasım’da Karadeniz’de Türkiye’nin Münhasır Ekonomik Bölgesi içinde meydana gelen tanker hadislerinin saldırı sonucu olduğunu doğruladı. Dışişleri Sözcüsü Öncü Keçeli saldırıdan kimin sorumlu olduğunu açıklamadı ancak açıklama, Ukrayna’nın saldırıyı 29 Kasım’da üstlenmesinden hemen sonra yapıldı. Ukrayna basınına konuşan yetkililer saldırının Ukrayna Gizli Servisi (SBU) ve Deniz Kuvvetlerinin ortak operasyonuyla, “Seababy” türü Suüstü İnsansız
Türkiye ile Rusya yüzyıllardır aynı sahnede dans ediyor: Kimi zaman savaşarak, kimi zaman barışarak; kimi zaman ticaretle yakınlaşıp kimi zaman cephelerde karşı karşıya gelerek. Hiç tam güvenemediler ama birbirlerini de asla yok sayamadılar. 2025 itibarıyla bu kırılgan denge yeniden baldan çok limon tadı veriyor. Diplomatik nezaketin ardında, yavaş ama derin bir uzaklaşma yaşanıyor. Türkiye-Rusya:Pragmatik Bir
Gerçekten acayip bir görüntü sosyal medyada dolaşan. ABD Başkanı Donald Trump 17 Ekim’de ünlü tenor Andrea Bocelli’yi Oval Ofiste ağırlıyordu. Halka Bocelli’nin yakında Beyaz Saray’da bir konser vereceğini de müjdeliyordu. Sonra, hazır gelmişken, sevdiği bir aryayı okumasını istedi Bocelli’den, playback hazırdı. “Con Te Partirò-Seninle Gideceğim” çalmaya başladı, Bocelli önce bocaladı, hazır değildi, sonra bir yerinden









