Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin 7-8 Temmuz NATO Ankara Zirvesi’nden en stratejik beklentilerinden birinin Avrupa’nın savunulması için yüklendiği külfetin karşılığında savunma sanayi alanında Avrupa Birliği ülkeleriyle ortaklıklar kurma, yeni Avrupa güvenlik mimarisi (SAFE) içinde yer almak olduğunu açıkladı zaten. AB’nin demokratik standartlarına erişim açığının Avrupa savunmasına, Türkiye’nin savunma sanayisinde son yıllardaki ilerlemesiyle NATO üzerinden kapatılması, üyelik
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan NATO’nun ev sahipliğini yapacağı 7-8 Temmuz Ankara Zirvesinden en önemli beklentisini 29 Haziran’da İstanbul’daki NATO Parlamenter Zirvesinde şöyle ifade etti: • Türkiye NATO’ya taahhütlerini yerine getiriyor. NATO misyon ve harekâtlarına en fazla katkı sağlayan ilk 5 müttefik arasında. İkinci büyük ve terörle mücadelede deneyimli orduya sahip. • Ancak Türkiye’nin Avrupa güvenliğine sağladığı
Avrupa Parlamentosu (AP), 17 Haziran’da yaptığı oylamayla kabul ettiği 2025 raporunda Türkiye’ye sert eleştiriler yönelterek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı döneminde açtığı “siyasi davalar” nedeniyle Adalet Bakanı Akın Gürlek’e Avrupa Birliği yaptırımları istedi. Rapor 107’ye karşı 381 oyla kabul edilirken 171 üye de çekimser kaldı. AP’nin Türkiye Raportörü Nacho Sanches Amor, Türkiye’nin “Tamamen otoriter bir modele doğru
Zaten siyaset sahnesinde değil miydi diye sorabilirsiniz, ama bu defa başka. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı sıfatıyla Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a rakip olmaya cüret eden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu hapse attırıp, Adalet Bakanlığı döneminde de CHP’nin Genel Başkanı Özgür Özel’in polis zoruyla koltuğundan düşürülmesine nezaret eden Akın Gürlek, hiç beklemediği bir anda, bir Avrupa Parlamentosu üyesi
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in kısa bir süre önce aday ülke Türkiye’yi Rusya ve Çin’le aynı kefeye koyan sözleri tartışmaya sebep oldu. Ülkemizi AB içinde görmeyen, açıkça ifade edilmeyen bu tür düşünceler, bilindiği gibi, Avrupa siyasi çevrelerinde öteden beri oldukça yaygın. Ancak Von der Leyen’in, bu görüşü AB Komisyon Başkanı sıfatıyla açıklamış olması
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın 4 Mayıs’ta Erivan’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile tarihi Ani Köprüsü’nün restorasyonu anlaşmasını imzalamasının Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Avrupa Birliği konusundaki yeni çıkışıyla aynı güne denk getirilmesi tesadüf değildi. Ankara, Türkiye-AB ilişkilerinde artık gizlenemeyen gerilimin yeni bir aşamaya geldiğini saptıyor ve bunun aşılması isteğini somut bir adımla gösteriyor. Erdoğan’ın Kabine toplantısı
Kos’un ziyareti hem hükümetin AB ile yakınlaşma beyan ve girişimleri, hem de geçtiğimiz günlerde Türk iş dünyasının Financial Times’ta yayınladığı ilanla , yeni küresel dengesizlikte AB’nin Türkiye’ye eskisinden de çok ihtiyacı olduğu çağrısına bir yanıt olmasına yoruldu. Gümrük Birliğinin Güncellenmesi Kos’un Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile ortak basın toplantısında Gümrük Birliğinin güncellenmesi için Brüksel’in ısıtıp
Başlığın daha uzun şekli şu: Stratejik tercih ve Brüksel’e yazılan mektuplar neden etkili olamıyor? Avrupa Birliğinin neden Türkiye’yle yeni bir hikâyeye ihtiyacı var? Türk iş dünyası adına DEİK tarafından Avrupa Birliği liderlerine hitaben kaleme alınan ve 31 Ocak’ta Financial Times gazetesinde paralı ilan olarak yayımlanan açık mektubu ilk gördüğümde aklımdan geçen cümle şuydu: İyi niyetli,
Avrupa Birliği, 27 Ocak 2026 tarihinde Hindistan’la serbest ticaret anlaşmasını bağlamasından kısa süre önce, 17 Ocak’ta da Latin Amerika’da, Mercosur ülkeleriyle ortaklık anlaşması imzalayarak dış ticaret politikasında önemli bir yön değişikliğine gitmiş görünüyor. Türkiye, AB’nin “Made in Europe – Avrupa Malı” projesinden dışlanma endişesi içindeyken AB’nin ABD Başkanı Donald Trump’ın gümrük vergilerini siyasi amaçlarla silah
Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı ve Amerika’nın Avrupa’ya verdiği güvenlik teminatının sorgulanması, AB Üyeleri’ni kendi savunmalarına yatırım yapmaya zorluyor. Avrupa Birliği, SAFE (Avrupa Güvenlik Eylemi) adı verilen yeni bir enstrümanla ortak savunma kapasitesi inşa etmeye hazırlanıyor. Türkiye ise jeopolitik konumu, güçlü ve deneyimli ordusu ve gelişmiş savunma sanayii ile bu tabloda önemli bir aktör olma potansiyeline sahip.









