Yetkin Report - Murat Yetkin

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

Türkiye-AB Tam Üyelik Süreci Neden Yürümedi?

Yazar: Özdem Sanberk / 14 Mayıs 2026, Perşembe / Oda: Siyaset

Türkiye-AB ilişkileri son dönemde gözlenen hareketlenmeye rağmen fiilen donmuş durumda. Her iki tarafa da düşen işler bulunuyor.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in kısa bir süre önce aday ülke Türkiye’yi Rusya ve Çin’le aynı kefeye koyan sözleri tartışmaya sebep oldu.
Ülkemizi AB içinde görmeyen, açıkça ifade edilmeyen bu tür düşünceler, bilindiği gibi, Avrupa siyasi çevrelerinde öteden beri oldukça yaygın. Ancak Von der Leyen’in, bu görüşü AB Komisyon Başkanı sıfatıyla açıklamış olması yadırgatıcı. Ama asıl tartışılması gereken husus, meselenin bu yönü değil, fakat 1987’de yaptığımız tam üyelik başvurumuza ilişkin sürecin bugüne kadar sonuçlandırılamaması ve hemen hemen hiç ilerleme kaydetmemesidir.

Başvurumuz neden desteklenmedi?

Bu konuda akla gelen ilk sebep, Yunanistan’ın 1 Ocak 1981 ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) 1 Mayıs 2004 tarihlerinde Avrupa Birliği üyesi olmaları ve Topluluk içinde Türkiye’nin adaylığına karşı aşılmaz görünen engel yaratmasıdır. İki yeni üyenin bu olumsuz tutumlarına ek olarak ayrıca Fransa ve Almanya’nın adaylığımıza karşı öteden beri takındıkları menfi davranışları da hatırlanmaktadır.
Buna rağmen Avrupa Birliği, 2004 Aralık ayında yapılan Helsinki Zirvesi’nde Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin açılmasını kararlaştırdı ve müzakereler 2005 Ekim ayında başladı. Bu sonucun alınmasında rahmetli Bülent Ecevit’in 1999’dan itibaren sürdürdüğü diplomatik çabaların rolü de unutulmamalıdır.

Gümrük Birliği

Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun ilk nesil Ortaklık Anlaşması niteliğini taşıyan 1963 Ankara Anlaşması’na göre tedrici bir entegrasyon süreci öngörülmüştü. Gümrük Birliği aşaması böyle bir sürecin parçasıydı. Helsinki Zirvesi ve Türkiye’ye verilen aday ülke statüsü, ayrıca üyelik müzakerelerinin başlamasıyla nihai hedefin tam üyelik olduğu, bir anlamda teyit edilmiş bulunuyordu. Yani karşılıklı yükümlülük getiren “riayeti mecburi” bir AB müktesebatı boyutu (acquis communautaire) entegrasyon dinamiğinin omurgasını oluşturuyordu.
Bu arada Yunanistan ve GKRY Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerindeki bu olumsuz gelişmeleri ilgiyle izlerken Gümrük Birliği’nin güncellenmesi de bugüne değin gerçekleşmedi.

Duraklama Dönemi

Ne yazık ki 2005 tarihinde, zamanın hükümeti lehimizde oluşan stratejik anlamdaki bu tarihi avantajı değerlendiremedi. Esasen isteksiz olan Avrupa Birliği’ne, yetkili organlarını ve kamu oylarını, ülkemizin ve halkımızın AB tam üyeliğine talip olduğumuza ikna edecek güçlü siyasi mesajı vermedi.
Bu mesajı verebilmenin koşulu, Türkiye Cumhuriyeti’nin, devlet olarak, ulus olarak, basın olarak, ekonomik ve ticari aktörleriyle tam üyeliği istediğinin Topluluğa ve siyasi partilerine ve halklarına inandırıcı bir şekilde anlatılabilmesiydi.
Türkiye’den Avrupa Birliği’ne tam üyelik konusunda inandırıcı ve topyekûn bir irade beyanı zuhur etmedi. Oysa topluluğa sonradan katılan hemen tüm üyelerin, yumruğu masaya sonradan vurmak üzere, iradelerini adeta milletçe ortaya koydukları hatırlanacaktır.
Biz, 2005 yılında lehimizde kökten farklı bir stratejik durum yaratan tam üyelik müzakerelerinin başlamasını, tüm halkımızın düşüncesini yansıtan güçlü bir irade beyanıyla değerlendirmek yerine, 2005’i Afrika yılı ilan etmeyi tercih ettik. Yirmi yılda Afrika ülkeleriyle ilişkilerimizde ilerleme sağlanması elbette önemli.

AB Müzakereleri Donmuş Durumda

Ancak AB’ye üyelik sürecinin momentumunun muhafaza edilmesi ayrı bir denkleme yerleşir. AB Komisyonu’nun 19 Haziran 2005’te yayınladığı rapor temelinde 3 Ekim 2005 tarihinde kabul edilen “Müzakere Çerçeve Belgesi” her ne kadar müzakerelerin “açık uçlu” olması ifadesini içerse de Türkiye, hükümet düzeyinde doğru bir anlayışla üyelik yolunda ilerleme iradesiyle süreci değerlendirdi. Fransa ve Almanya’nın 2007’de Türkiye’nin tam üyeliğine karşı duruşu süreci tersine çevirdi. Esasen uluslararası ilişkilerde müzakereler, aksine, söz verilse bile, sonuçlanmadan önce açık uçludur.
Tam üyelik müzakereleri 2016 yılından bu yana fiilen durdu.

Son Dönem Hareketlenme

Türkiye’nin önce Rusya-Ukrayna, sonra ABD ve İsrail’in İran savaşındaki tutumu, AB Komisyonu olmasa da AB bünyesinde Türkiye’yle yakınlaşma eğilimlerini güçlendirdi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan son olarak Belçika Kraliçesi Mathilde ile görüşmesinde  de Türkiye’nin jeopolitik önemini vurgulayarak, karşılıklı ihtiyacı dile getirdi. Ancak her iki tarafın da yapması gerekenler bulunduğu aşikâr.
Türkiye, II. Dünya Savaşı’nın bitiminden itibaren ihtiyacı olan siyasi, ekonomik ve sosyal kalkınmasını sağlayacak çağdaş bir kamu yönetimi sistemini uygulamaya koyamadı. AB’ye tam üyelik başvurumuz konusunda sorunların temelinde, çağdaş bir kamu yönetimine sahip olamamamız da yatıyor; bunun yolu da hukuk devleti ve temel hak ve özgürlüklerden geçiyor.

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: Avrupa Birliği, Türkiye-AB

OKUMAYA DEVAM EDİN

Türkiye seçim dönemecini nasıl geçecek?
Afganistan’a Erdoğan mı, Meclis mi asker gönderecek?
Nebati’nin kurtulan gururu ekonomiyi kurtarabilecek mi?
  • CHP’ye Butlan ve Kayyım Tartışmalarının Dayanılmaz Saçmalığı14 Mayıs 2026
  • İngiliz Elçiliğindeki Toplantı ve NATO’nun Ankara Zirvesi14 Mayıs 2026
  • Türkiye-AB Tam Üyelik Süreci Neden Yürümedi?14 Mayıs 2026
  • MHP, Bahçeli ve Kürt Meselesinde Tarihi Dönüşüm13 Mayıs 2026
  • Şi, Trump’a Pekin’de Çin İşkencesi Çektirebilir13 Mayıs 2026
  • Türkiye’nin Arabuluculuk Diplomasisi: İmkânlar ve Sınırlar12 Mayıs 2026
  • Hüseyin Gün Yalan Söylüyorsa Casusluk Davasına Ayrı Hasar, Doğruysa Ayrı12 Mayıs 2026
  • Cezaevinden “Küresel İkon” Makamına Mehmet Haberal11 Mayıs 2026
  • Erdoğan, Özel’in “Gürlek Seni Dinliyor” İhbarını Duymazdan Gelebilir mi?11 Mayıs 2026
  • Kıbrıs’ta Anayasal Boşluk: Çözümsüzlük Sadece Türkleri mi Vurdu?10 Mayıs 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP