Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin 7-8 Temmuz NATO Ankara Zirvesi’nden en stratejik beklentilerinden birinin Avrupa’nın savunulması için yüklendiği külfetin karşılığında savunma sanayi alanında Avrupa Birliği ülkeleriyle ortaklıklar kurma, yeni Avrupa güvenlik mimarisi (SAFE) içinde yer almak olduğunu açıkladı zaten. AB’nin demokratik standartlarına erişim açığının Avrupa savunmasına, Türkiye’nin savunma sanayisinde son yıllardaki ilerlemesiyle NATO üzerinden kapatılması, üyelik
Avrupa Birliği’nde işler hızlı gelişiyor. Hem de Türkiye’de yeterince takip edilmeyen, edildiğinde de genellikle yanlış mercekten bakılan bir hızda. Türkiye’de Avrupa çalışmaları, üyelik tartışmasının dar koridoruna sıkıştı. “Alırlar mı, almazlar mı?” sorusu etrafında dönen bir gündem, Avrupa’da olup biteni anlamamızı engelledi. Üyelik perspektifinden ve AB ile hukuki ve değer temelli ilişkiden vazgeçmemek gerekir —
Avrupa Birliği artık ticaret politikasını “serbestleşme” dilinden çıkarıp ekonomik güvenlik ve stratejik özerklik sözlüğüne taşıyor. Yeni dönemin parolası, üretimi kıta içine çekmek, kritik sektörlerde Avrupa içi kapasiteyi büyütmek, tedarik zincirlerini kısaltmak, gerektiğinde de Avrupa tercihine dayalı bir sanayi koruması kurmak. Brüksel’in bunu açıkça söylemeye başladığı çerçeve de ortada. Avrupa Ekonomik Güvenlik Stratejisi, rekabeti artırmayı, riskleri


