NATO Zirvesi’nin hemen öncesinde, 30 Haziran’da Türkiye’ye geleceği bildirilen Avrupa Birliği Komisyonu heyetinin oluşumu ve Ankara’da görüşecekleri açıklanan yetkililer, AB başkentlerinin Türkiye’deki hak ve özgürlüklerin, siyasi ve ekonomik düzeyle ne kadar ilgili olduklarını ortaya koyuyor. AB Komisyonu heyetinin Başkan Yardımcısı ve Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Genişlemeden Sorumlu AB Komiseri Marta
Türkiye son dönemde uluslararası siyasetin birden fazla kriz hattında yeniden görünür hale geldi. Avrupa Parlamentosu’nun çok negatif Türkiye raporu, Ankara’nın demokrasi, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve muhalefet üzerindeki baskılar nedeniyle Avrupa ile ilişkilerinde ciddi bir normatif maliyet taşıdığını bir kez daha gösterdi. Aynı dönemde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın G7 zirvesi sırasında Rusya’da temaslarda bulunması, Türkiye’nin
Avrupa Parlamentosu (AP), 17 Haziran’da yaptığı oylamayla kabul ettiği 2025 raporunda Türkiye’ye sert eleştiriler yönelterek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı döneminde açtığı “siyasi davalar” nedeniyle Adalet Bakanı Akın Gürlek’e Avrupa Birliği yaptırımları istedi. Rapor 107’ye karşı 381 oyla kabul edilirken 171 üye de çekimser kaldı. AP’nin Türkiye Raportörü Nacho Sanches Amor, Türkiye’nin “Tamamen otoriter bir modele doğru
Zaten siyaset sahnesinde değil miydi diye sorabilirsiniz, ama bu defa başka. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı sıfatıyla Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a rakip olmaya cüret eden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu hapse attırıp, Adalet Bakanlığı döneminde de CHP’nin Genel Başkanı Özgür Özel’in polis zoruyla koltuğundan düşürülmesine nezaret eden Akın Gürlek, hiç beklemediği bir anda, bir Avrupa Parlamentosu üyesi
Avrupa Parlamentosunun 9 Ekim oturumunda söz alan liberal Slovak Milletvekili Lucia Yar sözlerini Türkçe bitirdi. Daha önce Türkiye’de bulunduğu için telaffuzu da gayet anlaşılırdı: “Haksız yere mahkûm edilen gazeteciler; sizleri unutmadık ve yanınızdayız.” AP’nin Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor dahil sekiz parlamenterin söz aldığı oturumun konusu gazeteci Bülent Mumay’a bir ihale usulsüzlüğü iddiası haberinin devamında,
“Avrupa’nın Son Günleri” İstanbul’daki bir sahaftan aldığım kitabın başlığı. 1946 Egloff Paris basımı. Yazarı, Romanya’nın eski Dışişleri Bakanlarından Grigore Gafencu. 1939 yılında gördüklerini kaleme almış, bir diplomatik yolculuğunda, savaş öncesinin bakışıyla zihnine kazılanları. Gafencu, önsözünde, “olayların baş döndürücü niteliğinin dünyayı sarstığı bir anı diplomatik bir takdimle dile getirmenin nasıl gerçek dışı imgeler yaratabileceğini biliyorum. Savaş
Avrupa bütünleşme sürecine ivme sağlayan önemli liderler oldu. Avrupa Komisyonu’nun eski başkanlarından Jacques Delors bunlardan biriydi. Delors’lu yıllara Avrupa bütünleşme sürecinin “altın çağı” olarak atıfta bulunanlar haksız sayılmaz. Avrupa’nın inşası sürecinde Delors’un oynadığı rol büyük. Bir barış ve refah projesi olarak AB’nin yükselmesinde ikinci nesil Avrupalı liderlerin önde gelen bir temsilcisiydi Delors. Jean Monnet gibi
Geçtiğimiz yıl Şubat ayında Türkiye’nin pek çok kentinde başlattıkları eylemlerle sosyal güvenlik koşullarına dikkat çeken kuryeler ile gündeme gelen “gig eknomisi” çalışanları için Avrupa Parlamentosu’ndan düzenleme geliyor. Turk-internetten Mehmet Taşnikli’nin haberine göre Avrupa Parlamentosu, uzun zamandır görüşülen ve dijital çalışma platformlarında çalışan kurye, sürücü gibi geçici işçilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesine yönelik yeni tedbirler alınması için
Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanches Amor, 19-20 Aralık tarihlerinde yıllık Türkiye raporunun hazırlıkları kapsamında gerçekleştirdiği ziyaretleri tamamladı. Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonunda 20 Aralık’ta basin açıklaması gerçekleştiren Amor, Türkiyenin Rusya-Ukrayna savaşındaki arabuluculuk rolünü takdir ettiklerini “ancak bunun Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılım sürecini ve insan hakları durumunu” etkilemediğini belirtti. İmamoğlu hakkında verilen hapis cezasına ve HDP
- 1
- 2









