NATO’nun 36. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, 7-8 Temmuz 2026’da Ankara, Beştepe’de Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinde düzenlenecek. 2004 İstanbul Zirvesi’nden sonra Türkiye’nin ikinci ev sahipliği olacak zirve, 2025 Lahey Zirvesi’nden bu yana kaydedilen ilerlemeyi gözden geçirecek ve ittifakın öncelikli hedeflerine yönelik somut yol haritası çizecek. Zirvenin Ana Gündemi: Silahlanma NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, zirveyi “sözünde durma
Türkiye son dönemde uluslararası siyasetin birden fazla kriz hattında yeniden görünür hale geldi. Avrupa Parlamentosu’nun çok negatif Türkiye raporu, Ankara’nın demokrasi, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve muhalefet üzerindeki baskılar nedeniyle Avrupa ile ilişkilerinde ciddi bir normatif maliyet taşıdığını bir kez daha gösterdi. Aynı dönemde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın G7 zirvesi sırasında Rusya’da temaslarda bulunması, Türkiye’nin
Uzun yıllardır enerjinin jeopolitiğini konuşuyoruz. Petrol boru hatlarını, doğal gaz koridorlarını, Hürmüz Boğazı’nı, Süveyş Kanalı’nı, Karadeniz’i, kritik madenleri, çip savaşlarını, otomotiv sektörünün dönüşümünü, veri merkezlerini ve yapay zekânın stratejik etkilerini tartışıyoruz. Ama gözümüzün önünde sessizce büyüyen başka bir jeopolitik mücadele var: tarımın jeopolitiği. Üstelik bu mesele artık yalnızca çiftçinin, köylünün ya da gıda sektörünün konusu
Veri merkezleri uzun yıllar teknoloji yatırımı olarak görüldü. Oysa bugün bu yaklaşım geçerliliğini yitirmiştir. Veri merkezleri artık modern altyapının en yoğun enerji talep eden ve en stratejik bileşenlerinden biri haline gelmiştir. Bu konu geçtiğimiz günlerde Londra’da Atlantic Council tarafından düzenlenen bir toplantıda da tartışıldı. Dijital ekonomi dışarıdan bakıldığında veri ve yazılım üzerinden ilerliyor gibi görünse
Enerji politikaları artık bir üretim meselesi değil, bir gelecek meselesi. İklim krizinin soyut bir risk olmaktan çıkıp ekonomik, siyasi ve stratejik kararları doğrudan şekillendirdiği bir eşikteyiz. Bu nedenle enerji politikaları yalnızca çevre başlığı altında değil; güvenlik, ekonomi ve egemenlik ekseninde yeniden yazılıyor. Davos 2026 Dünya Ekonomik Forumu’nun verdiği temel mesaj da buydu: Enerji tartışması, kaynak
Avrupa’nın enerji güvenliği tartışması, Rusya’nın arz haritasındaki ağırlığının azalmaya başladığı 2022’den sonra kökten değişti. Bugün Brüksel’de “enerji güvenliği” denince ilk akla gelen kavram artık fiyat değil; kırılganlık. Avrupa Birliği, en çok gazı kimin sağladığından ziyade, hangi tedarikçinin ve hangi güzergâhın Avrupa’yı siyasi baskıdan, ani kesintilerden ve “tek düğmeye” bağımlılıktan uzak tuttuğuna bakıyor. Bu yeni denklemde
Avrupa Birliği denince uzun yıllar akla gelen tanımı bugün hâlâ hatırlıyorum: “Ekonomik dev, siyasi cüce.” O zamanlar bu ifade biraz abartılı, hatta haksız bulunurdu. Bugün ise bir polemik değil; neredeyse herkesin sessizce kabul ettiği bir gerçeklik hâline gelmiş durumda. Üstelik tablo geçmişe kıyasla daha da ağır. Avrupa artık sadece siyasi olarak değil; stratejik ve psikolojik
Cambridge bu hafta yalnızca bir üniversite şehri değil. Avrupa’nın geleceğinde Birleşik Krallık–Yunanistan–Türkiye ekseninin nasıl şekilleneceğine dair fikirlerin yoğrulduğu bir laboratuvar adeta. “Davosvari” nitelikteki Delphi Economic Forum’un düzenlediği İngiltere–Yunanistan Stratejik Zirvesine, iki ülke liderlerinin de katılımıyla bu yıl yine Cambridge ev sahipliği yaptı. Ben de bu buluşmaya, bildiğim kadarıyla tek Türk konuşmacı olarak davet edildim. Bana
- 1
- 2









