ABD Başkanı Donald Trump’ın 14-15 Mayıs’ta Çin’i ziyaret etmesi bekleniyor ancak ne yazık ki bu kritik temas, Türkiye’nin hararetli gündeminde henüz hak ettiği ilgiyi görmüş değil. Oysa Trump’ın Pekin’de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (Xi Jinping) ile görüşmesi, yalnızca iki liderin diplomatik buluşması değil, bunun da ötesinde küresel ticaretin, enerji güvenliğinin, teknoloji rekabetinin, tedarik zincirlerinin
Amerika Birleşik Devletleri ile Çin arasındaki ilişki artık klasik anlamda bir düşmanlık olarak ilerlemiyor. Bugün karşımızda çok daha karmaşık, çok katmanlı ve derin biçimde iç içe geçmiş bir rekabet var. Yeni dönemde Washington, Pekin’i açıkça “baş düşman” olarak tanımlamıyor. Bunun yerine Çin’i “sistemik bir stratejik rakip” olarak konumlandırıyor. Bu dil değişimi tesadüfi değil; Amerikan stratejik
Geçen yıldan miras kalan gerilimler 2021 yılının başından bu yana baş döndürücü bir tempoda artma eğilimine girdi. Neredeyse kıtalararası bir çehreye büründü, bir ateş çemberi halini almaya başladı. Esasında gerilim eğrisinin yükseleceğini öngörmek için kâhin olmaya gerek yoktu. Trump yönetimince 2017’den bu yana açıklanan güvenlik ve askeri stratejilere bakıldığında ABD için Rusya ve Çin’in stratejik
Covid-19 pandemisinin sebep olacağı vahim sonuçların hangi boyutlara varabileceği bütün dünyada tartışılıyor. Ekonomik olarak, krizin kalıcı olumsuz etkiler yaratacağı hususunda hemen bütün uzmanların görüş birliği içinde olduğu görülüyor. Diğer taraftan, krizin bazı olumlu gelişmelere yol açtığı ve küresel anlamda beklenen uyarıyı yarattığı da kabul ediliyor. Bunlara hep birlikte bir göz atalım.Covid-19 salgınının hemen öncesindeki ekonomik





