Washington ile Pekin artık giderek daha fazla açık ya da örtülü biçimde dünyanın yeni “G-2”si olarak görülüyor. Çünkü Hindistan’ın yükselişine, Avrupa’nın ekonomik ağırlığına ve Rusya’nın sürdürdüğü jeopolitik etkisine rağmen, bugün küresel gücün ana ekseni giderek daha belirgin şekilde iki başkent etrafında şekilleniyor: Washington ve Pekin. Sertleşen Küresel Güç Mücadelesi Ticaret, teknoloji, finans, enerji güvenliği, kritik
ABD Başkanı Donald Trump’ın 12-15 Mayıs Çin seyahati ABD ve İsrail’in başlattığı İran savaşı sürerken yapılıyor. “Destansı Öfke” savaşında Pakistan’ın arabuluculuğuyla sağlanan ateşkesin kırılganlığı devam ediyor. Her ne kadar Trump 14 Nisan’da sona ermesi gereken ateşkesin bu kere süresiz olarak uzatıldığını açıklamış olsa da, yarın bir kara harekâtına girişmeyeceğinin garantisi yok. Bugüne kadarki savaşı kimin
ABD Başkanı Donald Trump’ın 14-15 Mayıs’ta Çin’i ziyaret etmesi bekleniyor ancak ne yazık ki bu kritik temas, Türkiye’nin hararetli gündeminde henüz hak ettiği ilgiyi görmüş değil. Oysa Trump’ın Pekin’de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (Xi Jinping) ile görüşmesi, yalnızca iki liderin diplomatik buluşması değil, bunun da ötesinde küresel ticaretin, enerji güvenliğinin, teknoloji rekabetinin, tedarik zincirlerinin


