Londra Enerji Kulübü YK Başkanı
Uzay artık yalnızca bilim insanlarının, astronotların veya savunma planlamacılarının ilgi alanı değil. Küresel ekonomi yeni bir eşiğe yaklaşırken, uzay giderek enerji, iletişim, savunma, yapay zekâ, kritik mineraller ve ileri teknolojilerin kesiştiği stratejik bir ekonomik alan hâline geliyor. Bu konuya yeniden eğilmemi, stratejik gelişmeleri çoğu zaman erken fark eden Murat Koçak sağladı. İlk bakışta teknik gibi
Suriye’de savaş gerçekten sona erdi mi? Askerî çatışmaların büyük ölçüde azalması, ülkenin artık barış dönemine girdiği anlamına mı geliyor? Bana göre hayır. Suriye’de savaş bitmedi. Sadece karakter değiştirdi. Savaşlar artık ateşkesle bitmiyor Yaklaşık on beş yıl boyunca bu coğrafyanın kaderini tanklar, savaş uçakları, silahlı gruplar ve uluslararası koalisyonlar belirledi. Bugün ise aynı coğrafyada çok farklı
Türkiye’nin Irak’a yaklaşık 1,5 milyar dolar tazminat ödeyeceğine ilişkin haberler yeniden gündeme geldi. Paris İstinaf Mahkemesi’nin son kararının ardından kamuoyunda Türkiye’nin yeni bir uluslararası tahkim davasını kaybettiği yönünde yaygın bir algı oluştu. Oysa gerçek tam öyle değil. Ortada Türkiye aleyhine verilmiş yeni bir tahkim kararı yok. Bu daha önce kaybedilen davanın kusurunu ortadan kaldırmıyor. Paris
Tam da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’daki NATO Zirvesi’nin kapanış akşamında Avrupa Birliği’nin üst düzey yöneticileriyle çalışma yemeğinde bir araya gelirken, Brüksel’den gelen bir haber Ankara’nın canını sıktı. Avrupa Parlamentosu, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ağır ihlallerde bulunduğunu ileri süren ve Türk askerinin adadan çekilmesini talep eden kararı büyük çoğunlukla kabul etti.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD), 4 Temmuz 2026’da yalnızca bağımsızlığının 250. Yılını kutlamakla kalmıyor. Aynı zamanda modern tarihin en dikkat çekici devlet inşa projelerinden birinin muhasebesini yapıyor. Tarih ölçeğinde iki buçuk asır uzun sayılmaz. Çin binlerce yıllık bir uygarlığın, İran köklü bir devlet geleneğinin, Avrupa ise Roma’dan Sanayi Devrimi’ne uzanan kurumsal mirasın temsilcisidir. Buna rağmen son
Uluslararası ilişkilerde bazı sorular vardır ki cevapları yalnızca akademik değildir. Devletlerin kaderini belirler. Savaşların neden başladığını ve neden başlamadığını açıklar. Liderlerin gece uykularını kaçırır. Bugün Tahran’dan Kiev’e, Riyad’dan Varşova’ya, Seul’den Tokyo’ya kadar birçok başkentte sessizce sorulan böyle bir soru var: Nükleer silahı olmayan devletler mi hedef oluyor? Daha açık ifade edelim: Bir devletin gerçekten güvende
Londra’da yaşamaya başlayalı neredeyse kırk yıl oldu. Bu süre içinde yalnızca başbakanların değişimine değil, aynı zamanda bir ülkenin dünya içindeki konumunu yeniden tanımlama çabasına da tanıklık ettim. Margaret Thatcher’ın son yıllarından başlayarak John Major’ın temkinli muhafazakârlığını, Tony Blair’in küreselleşme rüzgârını arkasına alan özgüvenli yükselişini, Gordon Brown’un finans krizine karşı verdiği mücadeleyi, David Cameron’un Brexit kumarını,
Tarih boyunca devletler hakkında birçok yanlış hesap yapıldı. Bazıları olduğundan güçlü sanıldı. Bazıları küçümsendi. Bazılarının ise niyetleri yanlış okundu. Ancak uluslararası ilişkiler tarihinde en pahalı hatalardan biri, Rusya’nın güvenlik uyarılarını blöf sanmak oldu. Bugün dünya yine benzer bir dönemeçten geçiyor. Rusya’yı sevmek veya sevmemek ayrı bir konudur. Onun politikalarını desteklemek veya eleştirmek de ayrı. Fakat
Bir sabah uyanıp televizyonlarda “Üçüncü Dünya Savaşı başladı” anonsunu duymayı bekleyenler büyük ihtimalle yanılıyor. Tarih bize gösteriyor ki büyük kırılmalar çoğu zaman yaşanırken fark edilmez. İnsanlar içinde yaşadıkları çağın büyüklüğünü ancak yıllar sonra anlayabilirler. 1914’te Avrupa’nın birçok başkentinde insanlar birkaç ay içinde biteceği düşünülen bir krizin aslında Birinci Dünya Savaşı olduğunu bilmiyordu. 1947’de başlayan kutuplaşmanın
Geçtiğimiz hafta CHP’deki gelişmeleri “devlet aklına” bağlayan tartışma, Türkiye’de hep gündemde olan “üst akıl” tezlerini yeniden canlandırmış görünüyor. Bunlar elbette vardır. Tarih bize büyük güçlerin yalnızca diplomasiyle değil, ekonomiyle, istihbaratla, medya ile ve gerektiğinde örtülü operasyonlarla hareket ettiğini gösteriyor. Bazı devletler rakip devletlerin siyasetini etkilemeye çalışır. İstihbarat örgütleri operasyon yürütür. Finans çevreleri sermaye hareketleriyle baskı oluşturabilir.









