Londra Enerji Kulübü YK Başkanı
Dünya ne kadar hızlı değişirse değişsin diplomasinin özü değişmiyor: doğru zamanda, doğru tonla verilen mesaj. Washington’da birkaç gün önce yaşananlar, bunun güncel ve çarpıcı bir örneği olarak hafızalara kazınıyor. Kral Charles III’ün ABD ziyareti görünürde klasik bir devlet protokolüydü. Kongre konuşması, Beyaz Saray ziyafeti, karşılıklı nezaket mesajları…Ancak satır aralarında çok daha derin bir şey akıyordu:
Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki ihtilaflı sorunların çözümü için iki ülke heyetlerinin Erivan yakınlarındaki Ağveren’de bir araya gelmesi, ilk bakışta teknik bir sınır toplantısı gibi görülebilir. Oysa bu buluşma, bence Güney Kafkasya’nın geleceğini değiştirebilecek stratejik bir dönemeç. 29 Nisan 2026’da yapılan 13’üncü sınır delimitasyonu toplantısı, Azerbaycan Başbakan Yardımcısı Şahin Mustafayev ile Ermenistan Başbakan Yardımcısı Mher Grigoryan’ın
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 28 Nisan’da ani bir kararla en önemli üyelerinden olduğu Petrol İhracatçısı Ülkeler Örgütü’nden (OPEC) ve Rusya önderliğindeki OPEC+’tan 1 Mayıs itibarıyla ayrılacağını duyurdu. BAE’nin ABD ve İsrail’in başlattığı İran savaşı belirsizliği sürerken attığı bu adım, enerji piyasalarında sessiz ama derin bir kırılmaya işaret ediyor. Bu gelişmeyi sadece üretim kotaları üzerinden okumak
Bir zamanlar denizlere hükmeden, küresel düzeni şekillendiren Britanya, bugün hâlâ aynı reflekslerle konuşuyor; ancak aynı kapasiteyle hareket edemiyor. Sorun yalnızca güç kaybı değil; asıl mesele algı ile gerçeklik arasındaki açığın giderek büyümesi. Londra’nın dili hâlâ büyük güç dili; fakat araçları giderek orta ölçekli bir gücün sınırlarına çekiliyor. Bu da dış politikada iddia ile etki arasında
Amerika Birleşik Devletleri ile Çin arasındaki ilişki artık klasik anlamda bir düşmanlık olarak ilerlemiyor. Bugün karşımızda çok daha karmaşık, çok katmanlı ve derin biçimde iç içe geçmiş bir rekabet var. Yeni dönemde Washington, Pekin’i açıkça “baş düşman” olarak tanımlamıyor. Bunun yerine Çin’i “sistemik bir stratejik rakip” olarak konumlandırıyor. Bu dil değişimi tesadüfi değil; Amerikan stratejik
Tarihte bazı dönemler vardır; enerji artık sadece ekonomik bir meta olmaktan çıkar, jeopolitik düzenin belirleyici sütunlarından birine dönüşür. Tam da böyle bir dönemin içinden geçiyoruz. Hazar havzasından Doğu Akdeniz’e, Karadeniz’den Afrika Boynuzu’na uzanan yeni enerji haritası artık parçalı değil; giderek birbirine bağlanan, iç içe geçen bir sisteme dönüşüyor. Dünyanın bu bölgesinde Türkiye merkezli yeni bir
Uluslararası sistemde bazı kırılmalar artık bölgesel kalmıyor; dalga dalga yayılıyor. Son İran–Körfez krizi ile eş zamanlı olarak Çin–Tayvan hattındaki gelişmeler, bu tür bir dönüşümün en somut işaretlerini veriyor. Kuşkusuz, ABD hâlâ en güçlü askeri aktör; küresel savunma harcamalarının yaklaşık %35’ini tek başına gerçekleştiriyor ve 800’e yakın denizaşırı askeri varlığa sahip. Ancak son İran müdahalesi ve
Batı için tarih boyunca ağır sıfatlar kullanıldı: iki yüzlü, riyakâr, emperyalist, sömürgeci, ırkçı…Biz de hep şu soruyu sorduk: “Hangi Batı?” Çünkü Batı yekpare değildi. Bir yanda sömürgeci geçmişin gölgesi, diğer yanda Aydınlanma Çağı’nın ürettiği evrensel değerler vardı: insan hakları, özgürlük, hukukun üstünlüğü. Uzun süre bu ikinci damar ağır bastı. Batı, tüm çelişkilerine rağmen, bu
77 yıl önce bugün, 4 Nisan 1949’da kurulan NATO’ya (Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü) Türkiye, Yunanistan’la aynı tarihte, 18 Şubat 1952’de üye olmuştu. NATO, 2026 baharında yalnızca klasik bir güvenlik sınavından değil, çok daha derin bir kimlik ve yön krizinden geçiyor. Bu kriz, Rusya ya da Çin gibi dış tehditlerden ziyade, ittifakın kurucu ve ana taşıyıcı
Hürmüz Boğazı küresel bir boğaz; genellikle küresel enerji sisteminin kalbi olarak tanımlanıyor. Doğru ama eksik: Hürmüz küresel bir geçittir fakat hayati önemi öncelikle Asya içindir, Hürmüz Asya’nın hayat hattıdır. Bugün bu dar su yolundan geçen enerji akışının büyüklüğü tartışmasız. Günlük yaklaşık 20–21 milyon varil petrol, yani küresel tüketimin yaklaşık yüzde 20’si, bu hat üzerinden taşınmaktadır.









