ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı en büyük saldırıyı başlatacağını söyleyip son anda vazgeçmesi artık haber değeri taşıyor. Ancak son saldırının iptal gerekçesini Air Force One uçağındaki gazetecilere izah ederken kullandığı bir cümle hem Ortadoğu jeopolitiğinin nasıl değiştiğini hem de Ortadoğu politikasını İsrail’deki Binyamin Netanyahu yönetiminin çıkarlarına zincirleyen Trump’ın ABD’yi Arap monarşilerinin İran korkusuna karşı
ABD ile İran arasındaki (başlatan İsrail’in artık adı anılmayan) savaş yalnızca iki devlet arasındaki askerî hesaplaşmadan ibaret olmaktan çıktı. Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan’ın Cizan ve Yenbu’daki stratejik Aramco tesislerini hedef alması Kızıldeniz ile Hürmüz hattındaki enerji güvenliği kaygılarını aynı anda büyüttü. Saldırıların hemen ardından Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in Suudi mevkidaşıyla bölgesel savunma ve güvenlik
Dünya enerji dengeleri bugün yeniden şekilleniyor. ABD Başkanı Donald Trump’tan sadece birkaç gün sonra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Pekin ziyareti dışarıdan bakıldığında Moskova ile Pekin arasındaki stratejik ortaklığın daha da derinleştiği görüntüsünü veriyor. Sayıları 40’e varması beklenen 20 anlaşma imzalanıyor, liderler “sınırsız ortaklık” söylemini yineliyor, Batı’ya karşı ortak duruş mesajları veriliyor. Ancak perde arkasındaki
Perşembe günü Londra’nın öncülüğünde düzenlenen çevrim içi Hürmüz toplantısı ilk bakışta enerji güvenliği için atılmış teknik bir diplomatik adım gibi görünebilir. Gerçekten de temel amaç buydu ve Londra için elzemdi. Türkiye’yi temsilen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın katıldığı çevrim içi toplantıda, Birleşik Krallık’ın biraraya getirdiği 35’ten fazla devletin temsilcileri, İran’ın fiilen kapattığı Hürmüz Boğazı’nda askeri tırmanmayı
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 1 Nisan’da AK Parti grubuna hitabından CHP lideri Özgür Özel’le söz düellosu kısımlarını ayıkladığımızda, geriye aslında dış muhataplara verilmiş önemli bir mesaj kalıyor. Bu mesajın ABD ve İsrail’in başlattığı İran Savaşı’nın bölgesel ve küresel etkileriyle bir Sünni-Şii çatışmasına dönüşmesi endişesini öne çıkarttığını görmek için biraz satır arası okuması gerekiyor. Erdoğan, Türkiye’nin bu
Hürmüz Boğazı küresel bir boğaz; genellikle küresel enerji sisteminin kalbi olarak tanımlanıyor. Doğru ama eksik: Hürmüz küresel bir geçittir fakat hayati önemi öncelikle Asya içindir, Hürmüz Asya’nın hayat hattıdır. Bugün bu dar su yolundan geçen enerji akışının büyüklüğü tartışmasız. Günlük yaklaşık 20–21 milyon varil petrol, yani küresel tüketimin yaklaşık yüzde 20’si, bu hat üzerinden taşınmaktadır.
ABD ve İsrail’in İran’a saldırmaları ile başlayan ve Körfez ülkelerine de sıçrayan savaş Türkiye ekonomisini nasıl etkiler? Soru ne kadar açıksa ilk yanıt da bir o kadar açık: Çok fazla belirsizlik var. Bu savaş ne kadar daha sürecek? Savaş bitse bile Hürmüz Boğazı’nda trafik güveni sağlanabilecek mi? Petrol kuyularının, boru hatlarının ve depolama tesislerinin yeniden
ABD-İsrail ittifakının lider kadroları öldürünce rejimin kısa sürede devrileceği hesabıyla kısa süreceğini tahmin ettiği İran savaşı dördüncü haftasına girdi. Savaş kısa sürseydi, hedeflenen yeni İran rejimin zaten ABD ile iyi geçineceği garanti sayıldığından Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerle petrol ve doğal gaz akışını da aksatmayacaktı. Hesaplar tutmadı. 21 Mart Nevruz Bayramı’na kadar biteceği hesaplanan savaş, Nevruz günü
Dünyanın büyük güçleri arasında enerji krizine en hazırlıklı ülke hangisi diye sorulsa, çoğu kişinin aklına ilk olarak ABD gelir. Üretim gücü, LNG ihracatı ve finansal derinliği bu cevabı destekler. Ama soruyu biraz değiştirirsek tablo da değişir. Uzun süreli bir arz şokunu, fiyat dalgalanmalarını ve jeopolitik akış kesintilerini en soğukkanlı şekilde kim yönetebilir? İşte bu noktada
ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş yalnızca askeri bir çatışma değil, aynı zamanda devasa bir ekonomik şoktur. Bu savaşın en belirgin özelliği insanların can ve mallarına verilen zaiyatın yanı sıra savaşın genel ekonomik faturası olacak ve bu konu küresel düzeyde gün geçtikçe daha önem kazanacaktır. Savaş nedeniyle kullanılan mühimmatın maliyeti, donanmaların günlük giderleri, enerji
- 1
- 2







