

Artvin’deki konuşmasında Mersin Belediyesine yapılan operasyonda bir kadının sabah pijamalı görüntülerinin medyaya verilmesine tepki gösteren Özel, belediyelere operasyonların sürmesi üzerine Erdoğan’a “Böyle mi alacaksın İstanbul’u?” sorusunu yöneltti. (Foto: Yeni Parti)
Yeni Parti lideri Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a “Böyle mi alacaksın İstanbul’u?” diye sorduğu sırada Erdoğan TBMM Genel Kurulu’nda 1 Ekim yaşama yılı açılış konuşmasını yapıyordu.
Özel, kendilerine darbe yapan iktidarın başını dinlemeyeceklerini söyleyerek grubunun başında Genel Kurulu terk etmişti.
Erdoğan ise Türkiye’nin en önemli sorununun “kutuplaşma” olduğunu, Türkiye mutabakatı içinde serbest siyasi rekabetin önemli olduğunu söylüyordu.
Daha o sabah Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer yine bir şafak operasyonuyla, iki ilçe belediye başkanıyla birlikte gözaltına alınmıştı. Seçer’in mutlak butlan bölünmesinde Kemal Kılıçdaroğlu’na en yakın destek veren siyasetçilerden olması, siyasi kuliste Erdoğan açısından kullanım ömrünü tamamlamış olabileceği yolunda erken yorumlara da yol açmıştı.
Erdoğan’a İstanbul sorusunun arka planı
AK Parti’nin 2024 seçimlerinde oyla alamadığı Mersin’i de muhalefetin elinden serbest siyasi rekabet dışı yöntemlerle alma planı vardır belki. Ama Özel “şimdiden söylüyorum”, Erdoğan’ın asıl hedefinin 2024’te oyla alamadığı İstanbul yönetimini seçmenin değil, seçilen temsilcilerinin oyunu değiştirerek almak olduğunu öne sürüyordu.
İşte Üsküdar’da yapılan ortadaydı. Sinem Dedetaş’ın tutuklanmasının ardından yapılan vekil seçimlerinde “bir günde beş transfer” hamlesiyle Üsküdar Belediye Meclisi’ndeki oy ağırlığı değiştirilmiş, AK Parti 2024’te seçimle kazanamadığı Üsküdar Belediye Başkanlığına böylelikle 2026’da konmuştu.
Benzer yöntemle, yani gözaltına alınan ilçe meclis üyelerini, Özel’in deyişiyle “ya hapis, ya rozet” yöntemiyle Adalar Belediyesi de AK Partili yapılmıştı.
Ataşehir’de de transferler başlamış, ilçe meclisindeki oy dengesi 18-18 hâle getirilmişti; oranın da seçmen iradesi değil, seçilenlerin zorla ya da çıkar ilişkisiyle değişen iradesiyle AK Parti’ye geçmesi söz konusuydu.
Özel’in Erdoğan’a “İstanbul’u böyle mi alacaksın?” sorusunu doğrularcasına, üzerinden bir gün geçmeden 2 Ekim sabahı Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen’in gözaltına alındığı haberi geldi.
Genel seçime İstanbul’la girmek
Özgür Özel’in gerçekten örneği az görülür şekilde tabanı ve partiyi Erdoğan’a ve AK Parti’ye karşı diri tutma gayretine rağmen, mutlak butlan kararının muhalefete ağır darbe vurduğu görülüyor.
Daha mutlak butlan kararı çıkmadan, ana muhalefetin en güçlü göründüğü İstanbul’da, çok erken Cumhurbaşkanı adayı ilan edilen Ekrem İmamoğlu’ndan başlayan soruşturmalar, hemen ardından muhalefetin kazandığı diğer büyükşehirlere, Antalya’ya, Adana’ya, Bursa’ya yayıldı.
Mutlak butlan kararı önce İzmir’in, sonra Ankara’nın büyükşehir belediye başkanlarını partisiz kalmaya zorladı.
Güncel görünüm, adeta bir komutanın kuşatma harekâtı infaz etmesi gibi, halkanın kapatılarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki oy dengesinin değiştirilerek İstanbul belediye yönetimini de seçmen iradesi, diğer deyişle serbest siyasi rekabet yöntemleri dışında ele geçirmek gibi görünüyor.
Muhtemel bir oylamada mutlak butlan kararı sonrasında CHP’de kalan üyelerin, “arınma” söylemini gerekçe yaparak AK Parti lehine tutum alma ihtimali de mevcut.
Bunu artık ne zaman yapılacaksa, Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri öncesinde hayata geçirmek, seçimlere adeta bir fatih gibi girmek isteyecektir; gidiş onu gösteriyor.
Nereden, nereye?
Özel’in Erdoğan’a “zamanında transferlere karşıydın” eleştirisi haklıdır, öyleydi. Hatta Cumhurbaşkanının TBMM yerine halkın oyuyla seçilmesi de aynı mantığa, seçilmişlerin oyunun başka yöntemlerle değişebileceği, değiştirilebileceği endişesine dayanıyordu.
Şimdi, kuruluşundan çeyrek asır sonra AK Parti’nin, seçmen oyunu almanın yolunun, ekonomik kriz ve üstüne siyasi etik tartışmaları altında borsa/fon krizi koşullarında, ancak seçilmişlerin oyunu değiştirmekten geçtiği noktasına geldiği görülüyor.
Bu dönüşün Erdoğan’a yeniden Cumhurbaşkanı olma yolunu açtığı müddetçe iktidar saflarında şimdiye dek siyasi etik vazedenlerce sorun edileceğini sanmıyorum.


