Yetkin Report - Murat Yetkin

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

Karadeniz’den Hazar’a, Türkiye’nin Etrafındaki Ateş Çemberi Yayılıyor

Yazar: Ahmet Erdi Öztürk / 27 Temmuz 2026, Pazartesi / Oda: Siyaset

Kazakistan Cumhurbaşkanı Cömert Tokayev, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’e Ukrayna ile “İstanbul 2.0” sürecini başlatmayı önerdi. Ukrayna’nın, Kazakistan’in da sahili olduğu Hazar Denizinde Rusya-İran silah bağlantılı iddiasıyla bir gemiyi vurması, iki savaşın birleşme endişesini ortaya çıkardı. (Foto: X/TheCaspianPost)

ABD ile İran arasındaki (başlatan İsrail’in artık adı anılmayan) savaş yalnızca iki devlet arasındaki askerî hesaplaşmadan ibaret olmaktan çıktı. Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan’ın Cizan ve Yenbu’daki stratejik Aramco tesislerini hedef alması  Kızıldeniz ile Hürmüz hattındaki enerji güvenliği kaygılarını aynı anda büyüttü. Saldırıların hemen ardından Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in Suudi mevkidaşıyla bölgesel savunma ve güvenlik konularını görüşmesi, Ankara’nın krizi yakından izlediğini gösteriyor.

Aynı esnada İran’ın Hazar Denizi’ndeki bir gemisine yönelik saldırıdan Ukrayna’yı sorumlu tutması ve Romanya (yani AB) karasularındaki bir Türk yük gemisinin Rus dronlarıyla vurulduğu haberleri geldi.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Cömeret Tokayev’in Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’a Rusya-Ukrayna savaşının dondurularak “İstanbul Formülü 2.0”a dönülmesini önermesi, Orta Doğu’daki savaş ile Avrasya’daki savaşın giderek aynı güvenlik ve diplomasi denkleminde buluştuğunu ortaya koyuyor.

Türkiye bu tablonun hem coğrafi hem de diplomatik merkezinde yer alıyor.

Ateş çemberi birleşiyor

Bu çatışma coğrafyası Hürmüz Boğazı’ndan Babülmendep’e, oradan Süveyş Kanalı’na, Doğu Akdeniz’e, Karadeniz’e ve Hazar Denizi’ne kadar uzanıyor. Türkiye’nin çevresindeki savaşlar artık birbirinden bağımsız krizler değil; aynı enerji hatlarını, ticaret yollarını, savunma ilişkilerini, istihbarat ağlarını ve diplomatik pazarlıkları paylaşan geniş bir çatışma alanına dönüşüyor.

Türkiye bu tablonun dışında kalamaz. Ancak sürece nasıl, ne ölçüde ve hangi araçlarla dahil olacağına karar verebilir.

Husilerin Aramco tesislerine yönelik füze ve İHA saldırıları yalnızca Suudi Arabistan’ı değil, daha geniş bir enerji jeopolitiğini de hedef alıyor. Yenbu, Hürmüz Boğazı’ndaki muhtemel kesintileri aşmak için kullanılan en önemli alternatif petrol ihracat merkezlerinden biri. Babülmendep’in de baskı altına girmesi, Körfez petrolünün Kızıldeniz ve Süveyş üzerinden Avrupa’ya taşınmasını daha pahalı ve riskli hâle getiriyor.

İki muhtemel etki

Bu bağlamda, Türkiye açısından ilk sonuç ekonomik alanda ortaya çıkacak. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artış cari açığı ve enflasyonu yeniden yukarı çekebilir. Süveyş güzergâhının aksaması, Asya’dan gelen ürünlerin teslim sürelerini uzatırken navlun maliyetlerini artırabilir. Türk ihracatçıları Avrupa pazarında bazı alanlarda lojistik avantaj kazanabilir. Buna karşılık ithal girdiye bağımlı sektörler ağır bir maliyet baskısıyla karşılaşabilir. Böyle bir tablo iktidarın mevcut ekonomik sorunlarını daha da derinleştirir.

İkinci sonuç güvenlik alanında görülecek. Hazar Denizi’nde İran bağlantılı gemilerin Ukrayna tarafından hedef alındığı iddiası kalıcı bir eğilime dönüşürse Karadeniz, Kafkasya ve Hazar güvenliği aynı savaş denkleminin parçaları hâline gelebilir. Böyle bir durumda Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye üzerinden geçen enerji ve ulaştırma koridorlarının stratejik önemi artarken sabotaj, siber saldırı ve vekil aktör faaliyetleri riski de büyür.

Türkiye artık güneyindeki ve kuzeyindeki savaşları ayrı ayrı izleyemez. Bu iki çatışma, Türkiye’nin doğusunda ve deniz ulaşım hatlarında birbirine temas etmeye başladı.

Kapasite Ölçüsünde Aktif Denge

Ankara’nın bölgedeki gelişmeler karşısında pasif kaldığını söylemek doğru olmaz. Türkiye, bir yandan Rusya-Ukrayna savaşının, artık Kazakistan’ın da desteğiyle son bulması için çabasını sürdürürken, diğer yandan Baltık’a NATO devriyesi gönderiyor. İran, ABD ve bölge ülkeleri arasında gerilimin düşürülmesini savunurken Körfez ülkeleriyle güvenlik ve savunma ilişkilerini güçlendiriyor. Hakan Fidan’ın açıklamaları ve Türkiye’nin Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan ile yürüttüğü diplomatik temaslar, Ankara’nın arabuluculuk kanallarını açık tutmaya çalıştığını gösteriyor.

Suudi Arabistan ile savunma iş birliği de bu politikanın bir parçası. Ancak Ankara, bu ilişkileri doğrudan askerî angajmana dönüştürmemeye ve İran’ın gözünde savaşın tarafı hâline gelmemeye dikkat ediyor. Çünkü Türkiye aynı anda NATO içindeki konumunu, İran’la komşuluk ilişkilerini, Irak ve Suriye’deki askerî varlığını ve Karadeniz’deki denge politikasını gözetmek zorunda.

Dolayısıyla mesele Türkiye’nin ne yapmadığı değil, kapasitesi ölçüsünde ne kadarını yapabildiği.

Ankara şu anda daha fazla cephede görünür olmak değil, savaşların tarafına dönüşmeden dengeyi korumaya çalışıyor.

Türkiye’nin Çıkarı Savaşların Bitmesi

Ortaya çıkan tablo Türkiye’ye bazı stratejik imkânlar sunsa da Ankara’nın temel çıkarı çatışmaların uzaması değil, mümkün olan en kısa sürede sona ermesi. Kızıldeniz ve Hürmüz hattındaki her yeni gerilim enerji maliyetlerini, ticaret risklerini ve güvenlik baskısını artırıyor. Orta Koridor, Kalkınma Yolu ve Türkiye’nin enerji merkezi olma iddiası ancak kalıcı istikrar ortamında gerçek değerine ulaşabilir.

Aynı durum savunma sanayisi için de geçerli. Artan talep kısa vadeli kazanç sağlayabilir; ancak bölgesel kutuplaşmanın derinleşmesi Türkiye’yi istemediği askerî ve siyasi angajmanlara sürükleyebilir. Bu nedenle Ankara’nın hedefi savaştan pay almak değil, savaşların yayılmasını önlemek ve diplomasi için alan açmak olmalı.

Sonuçta Türkiye’nin en büyük avantajı coğrafyası, en büyük kırılganlığı da yine coğrafyası. Hürmüz, Babülmendep, Hazar ve Karadeniz aynı savaş haritasında birleştiğinde Ankara için asıl başarı yeni fırsatlar toplamak değil, bu haritanın daha fazla büyümesini engellemek olacak.

Türkiye’nin kazanacağı gerçek zafer, savaşın merkezine yerleşmek değil, savaşın sona ermesinde merkezî rol oynamaktır.

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: ABD- İran-İsrail, Hürmüz Boğazı, Kalkınma Yolu, Karadeniz güvenliği, Orta Koridor, Türkiye-Suudi Arabistan, Yenbu

OKUMAYA DEVAM EDİN

Yabancıların gözüyle depremin görünümü
Gara’da 13 tutsak şehit: neler oldu?
Türkiye Hamas’ı ateşkese ve silah bırakmaya ikna edebilecek mi?
  • Üsküdar’daki AK Parti planı CHP-Yeni Parti ortak kararıyla bozuldu5 Eylül 2026
  • Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) Türkiye Raporu: Rotayı Kim Çizecek?5 Eylül 2026
  • Üsküdar Operasyonu: Bu mu temiz siyaset?4 Eylül 2026
  • Erdoğan-Putin şu krizde sadece Rus turistlerle Akkuyu’yu mu konuştu?2 Eylül 2026
  • Düyûnu Umûmiye’den Bugüne: Borcun Bedeli Egemenlik Olmamalı2 Eylül 2026
  • Yargının Melih Gökçek’le imtihanı: suç örgütü soruşturması açılacak mı?1 Eylül 2026
  • Yılmaz Büyükerşen: sıfırdan bir üniversite, yeniden bir şehir kurmak1 Eylül 2026
  • Fidan: Netanyahu canisi artık durdurulmalı. İsrail’e de zarar veriyor31 Ağustos 2026
  • Kazak petrolünde yeni rota: Hazar-Azerbaycan-Türkiye seçeneği31 Ağustos 2026
  • Barışın Önündeki Görünmeyen Tehlike: Savaş Ekonomisi31 Ağustos 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP