İktidar çizgisindeki Yeni Şafak gazetesi bugün “Şimşek’in Enflasyonla Mücadele Programı Çöktü” manşetiyle çıktı. Gazete, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın onayıyla yürüttüğü ekonomi programı konusunda CHP lideri Özgür Özel’inkilerden hiç de geri kalmayan şu sert eleştirilerde bulunuyordu: • “Haziran 2023’te ekonomide yapılan politika değişikliğinin ardından duyurulan ilk Orta Vadeli Program’da ortaya konulan
İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, İran savaşının getirdiği sıra dışı koşullarda hükümetin enflasyonla mücadele programının fiilen bittiğini öne sürerek bırakılması gerektiğini söyledi. Petrolün varil fiyatı 90-100 dolar düzeyindeyken ve yeni şoklar beklenirken kaynakların enflasyonla mücadele yerine reel sektörün güçlendirilmesine ayrılması gerektiğini, petrol fiyatlarının yeniden 50-60 dolar düzeyine indiğinde yeni bir enflasyonla mücadele programı izlenebileceğini
İran savaşında son iki haftalık ateşkesin gelişi, tam anlamıyla “on birinci saat”te oldu. Bölge, daha geniş ve uzun süreli bir çatışmanın eşiğindeyken gelen bu duraklama bir nefes alma imkânı sundu. Ancak asıl soru şu: Bu noktaya nasıl geldik? Belki daha da önemlisi: Bu ateşkes, bugünün dünyasında arabuluculuğun nasıl işlediğine dair bize ne söylüyor? Çünkü bu
ABD ve İsrail’in İran Savaşı henüz bitmedi ama şimdiden ilk kaybedenlerinden birinin Dubai olacağı konuşuluyor. Uluslararası finans çevrelerinde daha ölmemişken Dubai’nin cenazesini kaldırma, yerini hangi şehrin alabileceği konuşulmaya, yazılmaya başladı. İktisatçı Güven Sak’a bakılacak olursa, Dubai’deki milyarlarca dolarlık yatırımlar artık “savaş zaiyatı”, İngilizcesiyle “collateral damage-ikincil zaiyat.” Sak, Dubai’nin Lübnan İç Savaşı’nın ardından Beyrut’tan kaçan parayla
Savaşın en yoğun anlarında, füzelerin aralıksız atıldığı, gerilimin her an tırmandığı bir ortamda, savaşın sonrasını düşünmek kimi zaman erken, hatta naif görünebilir. O anın aciliyeti içinde dikkatler doğal olarak bugüne ve sahadaki gelişmelere yönelir. Ancak tüm savaşlar bir noktada sona erer. Çoğu zaman belirleyici olan da, savaşın kendisinden çok, sonrasında neyin inşa edildiğidir. Bu
Son haftalarda ABD ve İsrail tarafından başlatılan İran Savaşı ve ona bağlı olarak Hürmüz Boğazı sorununa bağlı olarak Asya’da derinleşen enerji krizi, küresel ekonomi için yeni bir kırılmanın işaretlerini veriyor. Filipinler acil durum ilan etti. Çin, petrol ürünleri ihracatını yasakladı. Japonya trafikte tek-çift plaka uygulamasına geçti, bazı sektörlerde üretim kısıtlamasına gitti. Hindistan enerji kullanımında turizm
77 yıl önce bugün, 4 Nisan 1949’da kurulan NATO’ya (Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü) Türkiye, Yunanistan’la aynı tarihte, 18 Şubat 1952’de üye olmuştu. NATO, 2026 baharında yalnızca klasik bir güvenlik sınavından değil, çok daha derin bir kimlik ve yön krizinden geçiyor. Bu kriz, Rusya ya da Çin gibi dış tehditlerden ziyade, ittifakın kurucu ve ana taşıyıcı
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 1 Nisan’da AK Parti grubuna hitabından CHP lideri Özgür Özel’le söz düellosu kısımlarını ayıkladığımızda, geriye aslında dış muhataplara verilmiş önemli bir mesaj kalıyor. Bu mesajın ABD ve İsrail’in başlattığı İran Savaşı’nın bölgesel ve küresel etkileriyle bir Sünni-Şii çatışmasına dönüşmesi endişesini öne çıkarttığını görmek için biraz satır arası okuması gerekiyor. Erdoğan, Türkiye’nin bu
ABD’nin İsrail’in desteğiyle İran’a saldırılarıyla başlayan savaş bir ayını dolduruyor. İranlı yetkililerin açıklamalarına göre savaşta bugüne değin 216’sı çocuk olmak üzere 2076 kişi öldürüldü. Üç milyon insanın yerlerinden edindiği söyleniyor. 750 bin İsrailli de savaştan kaçarak ülkelerini terk etmiş. İran ve Körfez ülkelerindeki maddi kayıpların boyutunu bugünden tahmin etmek mümkün değil. Savaşta son durum Tüm
Kıdemli araştırmacı Özer Sencar, MetroPoll şirketinin Mart 2026 “Türkiye’nin Nabzı” kamuoyu yoklamasının bazı sonuçlarını X hesabı üzerinden açıkladı. İki sonuç, Türk halkının hem ABD-İsrail ittifakının İran’a başlattığı savaş konusundaki tutumunu hem de güvenlik kaygıları konusunda Batı’ya çelişkili bakışını yansıtıyor. Bu da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi İran savaşında da İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün
- 1
- 2









