

İBB davasında yargılanan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in, mahkemede dile getirdiği “çıplak arama” ve cinsel taciz iddiası siyasette yankı buldu. Bugün hapisteki 450’inci günündeki Türker, sağdaki fotoğrafta halen tutulduğu Düzce Cezaevinden CHP’li Nazlıaka’ya gönderdiği fotoğrafta görülüyor. (Şekil: T24)
Silivri Cezaevindeki mahkemede görülen İBB davasında (uzun adı “Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü”) 9 Haziran günkü 47’inci duruşmada İBB iştiraki Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker hâkim karşısındaydı. Konuşmaya başladığında, duruşma salonunu utanç verici bir sessizlik kapladı. Türker, gözaltına alınıp götürüldüğü Vatan Caddesindeki İstanbul Emniyet Müdürlüğünde polisin kendisine “çıplak arama” üzerinden uyguladığı şiddet ve kötü muameleyi en çıplak sözcüklerle anlatıyordu:
• “Eldiven giyen bir polis ‘üstünü çıkar’ dedi, çıkardım. Sonrasında gidip gidemeyeceğimi sorduğumda, altımı da indirip çamaşırımı da indirmemi söyledi. ‘Cinsel organını aç’ dedi, ‘arkanı dön-eğil’ dedi.”
Türker burada duruşmanın kadın izleyicilerine dönüyor:
• “Utanan varsa çıkabilir, ben utanmıyorum. İnsanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor. Yapan utansın, ben utanmıyorum”.
Türker 19 Mart 2025’te İmamoğlu’na yönelik operasyonda gözaltına alınanlardan. Gizli tanık “Çınar”ın ifadesiyle, rüşvet zannıyla 25 Mart’ta tutuklanmış. Suçlama iddianamede yok ama o bugün 450 gündür içeride, halen Düzce Cezaevinde.
Mahkemede bunu da söylemiş, bakın başka şeyleri de…
“Çocuklarımla tehdit ettiler”
Fatoş Pınar Türker mahkemede sadece çıplak aramadan söz etmiyor, ifadesini alan savcı tarafından çocuklarıyla tehdit edilerek baskı gördüğünü de şu sözlerle dile getiriyordu:
• “Savcıya ifade vermek için avukatımla görüşeceğimi söyledim. ‘Senin çocukların reşit de değildi, değil mi?’ dedi. ‘Değil,’ dedim. ‘Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını,’ dedi. Bir anneye böyle denir mi? Çocuklarımla tehdit ettiler.”
Savcılık, Türker’in istenen ifadeyi vermemesi halinde çocuklarının Sosyal Hizmetler Bakanlığına verileceği tehdidini inkâr etti.
Tam da o gün Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş Ankara Hakimevinde “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu Toplantısında” konuşuyordu. Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de oradaydı.
“Çıplak arama yok” diyememek
“Çıplak arama” talebi ya da “cinsel organını aç” komutu ‘kadına karşı şiddete girmez’ filan diye ahkâm kesecek varsa, yazının gerisini okumasına gerek yok zaten, bırakabilir.
Bakan Göktaş o gün bu konuda bir tepki vermedi. Sonra da vermedi.
Adalet Bakanı Gürlek 10 Haziran’da TBMM’de AK Parti grubundaydı. Bir şey söylemedi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Silivri’ye konulduğunda “çıplak arama” olmadığını söyledi ama Türker zaten gözaltına alındığındaki polis aramasından söz ediyordu.
Polisin bağlı bulunduğu İçişleri Bakanı Çiftçi de bir şey söylemedi.
DEM Parti Eş Balkanı Tülay Hatimoğulları, Grup Başkanvekili Gülistan Koçyiğit Kılıç, CHP’den Aylin Nazlıaka, Utku Çakırözer, Sezgin Tanrıkulu, Türker vakasını gündemde tuttu.
Tanrıkulu, DEM’den Ömer Faruk Gergerlioğlu ve Bağımsız Milletvekili Mustafa Yeneroğlu Meclis’te Çiftçi’ye soru sordular; henüz yanıt alamadılar.
Ama İstanbul Emniyet Müdürlüğünün basın açıklaması başka bir şey söylüyordu.
İstanbul polisi “çıplak arama yapmadık” demiyordu, “her şey mevzuata uygun” diyordu.
Devlet çıplak aramanın mevzuata uygun olduğunu mu söylemiş oluyordu. Narkotik ve bunun gibi suçlamalarda görülebilen bu uygulama, İBB davası gibi siyasi nitelikte bir davada da üstelik böyle burnunu sürtmek istercesine kullanılmış mıydı?
Ve susanlar…
CHP ve DEM Meclis grupları Fatoş Pınar Türker’in feryadına sahip çıktılar. Çoğu parti başka tarafa baktı.
AK Parti’nin yüzünü TBMM Grup Başkanvekili, önceki Adalet Bakanı Abdulhamit Gül kurtardı. Meclis Genel Kurulu’nda bu konuda derhal soruşturma açılmasını istedi; çıplak arama ve çocuğuyla tehdit iddiasının üzerine gidilmeliydi. İşkence kabul edilemezdi ve kimsenin gözünün yaşına bakılmamalıydı. Umarım söylendiğiyle kalmaz.
Ekrem İmamoğlu, adını vermeden Kemal Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin başına “kayyım atanan kişi” diyerek bu hak ihlali konusunda bir şey söylemediği gerekçesiyle kınadı.
Biri hariç belli başlı bütün kadın hakları dernekleri, kınamalar yayınladı, soruşturma açılmasını istediler.
AK Parti çizgisindeki KADEM’den de bu konuda ses çıkmadı; tepki verip beni utandırmalarından ancak memnun olurum.
Vicdan ve utanma duygusu bugünlerde en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden.


